Türkmen Şehitleri

Musul-Kerkük bölgesi “Misâk-ı Millî”ye dahil olduğu halde, sonradan Türkiye sınırlarının dışında kaldı. İngilizler 9 Kasım 1918'de Musul’u işgal etti. İttihatçılar Sultan II. Abdülhamid hanın mallarına el koydu. Tarihçiler, Musul, Erbil ve Kerkük'teki zengin petrol arazilerinin Sultan II. Abdülhamid tarafından şahsi serveti üzerine tapulandığını ve bu belgelerin Türk arşivlerinde bulunduğunu ifade eder.

Sultan II. Abdülhamid'in şahsi mülkü olduğu yönündeki belgelerle tarihsel bir tartışmadır.

Bu bölgeler, Osmanlı'nın son döneminde şahsi mülk olarak tapulanmış, arazilerin tarihsel tapu kayıtları Türk arşivlerinde Sultan II. Abdülhamid üzerinde görünür. Ancak daha sonra Şeyh Sait İsyanı ve Milletler Cemiyeti'nin İngiltere yanlısı tutumu nedeniyle dönemin hükûmeti tarafından Irak'a bırakıldı ve Musul ve Kerkük Irak'ın kontrolüne bırakıldı.

Osmanlı hanedan mensupları, bu arazilerin şahsi mülk olduğunu ve mirasçısı olarak hak sahibi olduklarını ifade eder.

14 Temmuz 1958‘de yapılan darbeyle Irak’ta yönetime el konuldu. 400 yıl Osmanlı idaresinde kalan, Türkmen nüfusun çoğunluğunu on asırdan beri olduğu gibi Türkler oluşturuyordu. Irak Türkleri, yok edilmeleri gereken hedef haline geldi. Kent dışından çok sayıda Kürt grupları Kerkük’e gelerek kontrolü, kamusal alanları ele geçirdi. Türklere ağır hakaretler, iş yerlerine saldırılar yapıldı. Kerkük’ten gitmeleri istendi. Kahvehanede Türkler tarandı. Sokağa çıkma yasağı ilan edildi, ancak yasak sadece Türklere uygulandı. Şehirden dışarıya çıkmaları da yasaklandı.

14 Temmuz 1959’da bayram sabahıydı, ama akşamına Kerkük kana bulandı. Irak Türkleri önceden hazırlanmış listelerle hedef alındı. Cumhuriyet kutlamasının gölgesinde, bir halkın geleceği karartıldı. Üç gün üç gece devam eden katliamda, onlarca Irak Türkü vahşice katledildi, yüzlercesi yaralandı; Türklerin evleri, iş yerleri yağmalandı; çocuklarının gözleri önünde işkence yapılarak şehit edildiler. Şehitler, arabaların arkasına bağlanarak sokaklarda sürüklendi, direklere asıldı; bazıları arabaların arkasına bağlanıp parçalandı. Kerkük sokakları, meydanları üç gün boyunca Türklerin kanıyla kırmızıya boyandı. Bu vahşete dayanamayıp çıldıran Türkler oldu.

O güne kadar birlikte sorunsuz yaşarken Kadim bir Türk kenti olan Kerkük, insanlık tarihinde ender görünen korkunç bir katliamı, yağmalamayı, vahşeti yaşadı. Kerkük’te neler yaşandığından dünyanın haberi olmadı. Bağdat yönetimi, etnik saldırıyı basit bir olay gibi yansıtmaya çalıştı.

Menderes döneminde Türkmenlere, sahip çıkılmasını engellemek için Kerkük'te katledilen Türkmenlerle ilgili haberlerin basında çıkması önlendi. Türkiye’de duyulmaması için belge, bilgi, resim veya videoların ülkeye girişi bakanlar kurulu kararıyla yasaklandı. Irak Türkleri kendi kaderlerine bırakıldı.