☰
✕

Türk'ün kutlu kanadındaki ana: Türk dünyasında kadının yüce değeri

Modern Türkiye Cumhuriyeti'nde Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının verilişinin kutlandığı 5 Aralık; aynı zamanda binlerce yıllık Türk töresi, kültürü ve inancında kadının sahip olduğu Kutlu Mevkiyi idrak etme günüdür. Türkçülük, sadece geleceğe dönük bir ideal değil, aynı zamanda köklerdeki asil değerlere dönüştür ve bu değerlerin en başında Türk kadınının eşsiz konumu yer alır. Tarihin derinliklerinde, ata binip kılıç kuşanan, devlet yönetimine eşiyle birlikte imza atan, yuvanın ve törenin sarsılmaz direği olan Türk anası, eşi ve kızı, hiçbir zaman ikinci plana atılmamıştır.

Destanlardan Yönetime: Kadının Statüsü

Eski Türk devlet ve toplum yapısında, kadın (Hatun), Hakan ile yan yana, eş düzeyde bir statüye sahipti. Hakan’ın emirnameleri ve fermanları, "Hakan ve Hatun buyuruyor ki..." ibaresiyle başlar, bu da kadının yönetimdeki eşit ortaklığını açıkça gösterirdi. • Evdeş ve Ortaklık: Eski Türk kadını, erkeğin sadece eşi değil, aynı zamanda 'evdeş'i (ev arkadaşı) idi. Ailenin ve mal varlığının bütün faaliyetlerine ortak katılırdı. Mülk edinme, varislik ve miras hakları da bulunmaktaydı. • Alp Kadın Geleneği: Bozkır kültürünün zorlu şartları, Türk kadınına savaşçı ve yiğit kimliği kazandırdı. Tomris Hatun gibi Saka Türklerinin kraliçeleri, ordulara liderlik ederek devletinin bekası için savaştı. Dede Korkut hikâyelerindeki Banu Çiçek, güreşte ve okçulukta erkeğiyle yarışan, yiğitlikte ondan geri kalmayan bir "Alp Kız" tipidir. • Kutlu Ana Figürleri: Türk mitolojisinde kadın, en yüce kutsallıklarla anılır. Umay Ana, çocukları ve hayvan yavrularını koruyan, bereket ve doğurganlık tanrıçasıdır. Ak Ana ise yaratılış döngüsünü başlatan semboldür. Bu figürler, Türk düşünce sisteminde kadının insani sınırların ötesinde, ilahi bir güce ve öneme sahip olduğunu gösterir. Türk töresinde "Ana hakkı"nın "Tanrı Hakkı" ile eşit tutulması, bu kutsal algının en güçlü delilidir.

Ziya Gökalp'in Türkçülük Vizyonunda Kadın

Türkçülük fikrinin öncülerinden olan Ziya Gökalp, Türk medeniyetinin gelişmesinin kadınların eğitimi ve toplumdaki statüsü ile doğrudan bağlantılı olduğunu savunmuştur. O'na göre, sadece erkekleri eğitmek boş bir çabadır; çünkü uygarlık, kadınların terbiyesine ve irfan sahibi olmasına bağlıdır. Gökalp, kadının ekonomik bağımsızlığını kazanarak meslek sahibi olması gerektiğini, böylece vatanın yükselmesine katkı sağlayacağını vurgulamıştır.

Geleceğin Teminatı

5 Aralık, yalnızca yasal bir hakkın kazanıldığı gün değil, aynı zamanda Türk milletinin binlerce yıllık Töre'sinden gelen kadına verilen saygının ve değerin, modern çağda da yaşatılması gerekliliğini hatırlatan bir milattır. Türkçülük, kadını evine hapseden, onu toplumsal yaşamdan soyutlayan zihniyetlere karşı bir duruştur. Türk kadını, dün olduğu gibi bugün de aile ocağının kalbi, ilmin kaynağı, sanatın ilhamı ve vatanın bekasının güvencesidir. Türk Dünyasının kutlu kanadı olan Türk kadını, geleceğe yürüyüşümüzde erkekle omuz omuza, eşit ve özgür bir şekilde var olmaya devam edecektir.

Kaynakça • Destanlarda Kadın: • Dede Korkut Hikâyeleri (Banu Çiçek, Burla Hatun örnekleri). • Saka Destanları (Tomris Hatun). • İlk Türk Devletlerinde Kadın Statüsü: • Ögel, B. (1991). Türk Mitolojisi (Kaynakları ve Açıklamaları İle Destanlar). Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları. (Hatun'un siyasi rolü, mal-mülk hakkı). • Bayat, F. (2007). Türk Mitolojik Sistemi: İnançlar ve Yaratılış (Cilt 1). İstanbul: Ötüken Yayınları. (Mitolojik Ana figürleri: Umay, Ak Ana). • Türkçülük ve Kadın: • Gökalp, Z. (1917). Meslek Kadını (Şiir). (Kadınların meslek sahibi olması ve irfanı üzerine görüşleri). • Genel Değerlendirme: • Aydın, M. (1998). Türk Toplumunda Kadın Statüsü ve Gelişimi. (Kadın hakları ve toplumsal yaşamdaki rolü üzerine genel bilgiler). • Orhun Yazıtları (Siyasi hitaplarda "Hatun"un adının geçmesi).