Bir yılı daha kapatıyoruz. Saatler sonra takvimler değişecek, rakamlar yenilenecek ama bazı yükler var ki yeni yıla sarkmadan duramıyor. 2026’ya girerken insanın içi ister istemez burkuluyor. Çünkü bu ülkede bazı yıllar sadece yaşanmış olmuyor; iz bırakıyor, tortu bırakıyor. İşte 2025 de öyle bir yıl oldu.
Özellikle sporun etrafında dönen ve artık kimsenin, “Olmaz öyle şey” diyemediği bahis dosyalarıyla… Futbolun sadece sahada oynanan bir oyun olmadığını, perde arkasında başka hesapların da döndüğünü yüzümüze tokat gibi vuran gelişmelerle…
Son aylarda ardı ardına gelen operasyonlar, gözaltılar, tutuklamalar ve ifadeye çağrılan isimler, meselenin ne kadar derine indiğini açıkça gösterdi. Hâlâ, “Birkaç çürük elma” demekte ısrar edenler var ama artık sepetin kokusu olayı hafifletecek noktayı çoktan geçti.
Yetmedi…
Fuhuş ve uyuşturucu dosyalarıyla, toplumun yakından tanıdığı simalar bir anda manşetlerin değişmez yüzü haline geldi. Kimisi uyuşturucu iddiasıyla, kimisi fuhuş bağlantısıyla… Bu tablo, sadece sporu değil, sosyal çürümeyi de tartışmamız gerektiğini fısıldamıyor artık. Doğrudan haykırıyor.
Bu atmosferde Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran dosyası, ister istemez dikkat çekti. Yurt dışında olmasına rağmen yapılan çağrıya anında karşılık verip Türkiye’ye dönen bir isimden söz ediyoruz. İfadesini veriyor, sürecin gereğini yerine getiriyor…
Ancak aradan çok kısa bir süre geçtikten sonra, kulüpten güvenlik güçleri eşliğinde alınması, ister istemez soru işaretleri doğuruyor.
Yanlış anlaşılmasın… Sadettin Saran suçlu olabilir, olmayabilir de. Buna karar verecek tek merci Türk yargısıdır. Masumiyet karinesi de esas unsurdur.
Buradaki mesele suç ya da suçsuzluk değil; yöntemdir. Verilen görüntüdür. Zamanlama ve mesajdır.
Ve gelelim bu sürecin belki de en çok konuşulacak başlığına… Galatasaray eski yöneticisi, Sportif AŞ Başkanvekili Erden Timur’un, bahis operasyonu kapsamında şüpheli finansal işlemler gerekçesiyle gözaltına alınması…
Dört yıl gibi kısa bir sürede servetini dörde katlayan, iş ve futbol dünyasında “Nasıl başardı?” sorusunun merkezine oturan bir isimdi Timur. Ne zaman savcılığa çağrılacağı merak edilirken gelen bu hamlenin, nereye varacağını zaman gösterecek. Bekleyip hep birlikte göreceğiz…
Evet… 2025’in son çeyreğinde patlayan ve kamuoyunda “Temiz Eller” olarak anılan bu sürecin, yarım kalmaması en büyük temennim. En üste dokunup en alttan kaçan bir operasyon değil; gerçekten köküne inen bir hesaplaşma olması gerekiyor.
Umutluyum 2026, geride bıraktığımız bu karanlık başlıkların değil; adaletin, şeffaflığın ve umut duygusunun konuşulduğu bir yıl olacak. Çünkü bu ülkenin buna fazlasıyla ihtiyacı var…
Hoşçakalın.