Asker oğlunu beklerken şehit haberini alan anaların; oğullarına özlemini bir sinema filmi gibi anlatan dramatik Karadeniz ezgisi
Doğu Karadeniz sanatçıları içinde en nahiflerin, en alçak gönüllerinden biri Ali Bakanay.
Beste yapar, kemençe çalar, saz çalar, gitar çalar. Çalar da çalar. Osmanlıca okur, Elektronik müzik aletlerinin uzmanı. Aranjörlük yapar. Kendi klipini kendi yapar. Muhteşem biri.
Ali Bakanay, Dere boyu kestane, Kaderimdir, Ayrılık gibi çok sayıda parçayı seslendirdi. Kendi yazdı kendi söyledi. Kendi ufak tefek yardımlarla klipini yaptı ve şimdi artık söz onun:
Ali Bakanay anlatıyor:
Eren bülbül vefatı ve annesinin o üzüntülü hali beni çok etkiledi ve bir eser besledim. Fakat eserin bir kıtasını besteleyip şiirini kendim okudum. Bu şekilde proje kaldı. Sonra projeyi biraz daha aranje ettim ve şiir kısmını yaşlı bir kadın okumalı dedim. Annem aklıma geldi ve çok güzel duygulu bir şekilde okudu. Aradan bir kaç sene daha geçti. Bu senaryoyu şöyle oluşturmaya başladım.
Annem, şehit anlarının duygularını yaşayarak beklediği oğulun ardından göz yaşı döken anne olarak oğlu için şöyle ağıt yaktı:
Gittin de gelmedin yavrum. Unutamadım seni unutamadım.
Ciğerlerimi yaktın yavrum. Güneşe baktım.
Dağların yamaçlarına baktım. Pencerelerden baktım.
Ağlattın yaktın beni. Gittiğin yerde üşür müsün oğul,
Bekletme beni. Bekletme
Karadenizli bir kadın oğlunu Çanakkale savaşına yolluyor ve ardından ağıt yakıyor. Bu projeyi klipleştirmek istiyordum ama ikinci kıtayı daha yazmamıştım. Sonra babamın daha önceden yazdığı ve bu senaryoya uygun sözleri alıp bu sözleri sanki savaşa giden çocuk annesine hitaben söylüyormuşçasına bir senaryonun içine koyup bu şekilde bir proje taslağı oluşturduk.
Askerde ki çocuğun okuduğu kısmı da sevdiğim kardeşim Serhat Şahin çok güzel bir şekilde okudu ve eserin sonuna da harika bir uzun hava okudu. Bu parçayı başka bir boyuta taşıdı diyebiliriz. Kendisine çok teşekkür ederim.
Serhat Şahin, ezginin uzun havasını en dramatik şekilde okurken
Bu proje taslağını ana hatları ile Araştırmacı- Tarihçi ve Doğu Karadeniz alanında sayısız eseri olan eğitimci Haşim Albayrak ile oluşturdum. Bu senaryoyu taslak olarak kendisinin başkanı olduğu İstanbul Esener’deki Tarih ve Nostalji Derneğinde yazdık. Kendisine bu çalışma ve diğer her alanda bana verdiği desteklerden dolayı çok teşekkür ederim.
Bu sırada yapay zekâ teknolojisi belli noktaya gelmişti. Ben yıllarca görsel efekt, film sahneleri oluşturma montaj işleri ile ilgili idim. Fakat yapay zeka alanında ki gelişmeler olayı farklı bir noktaya taşıyınca yapay zeka ile klibi yapmayı denedim. Önceden klibi yapay zekâ ile animasyon tarzında yapmaya çalıştım. Sonradan bana her zaman her konuda destek olan benim en sevdiğim kuzenim Ogün Bakırezer, klibi tamamen gerçek görüntülerden oluşturamaz mıyız dedi. Çünkü internette bunun ile ilgili çok sayıda örnekler karşımıza çıkıyordu. Bunun üstüne tamamen gerçek görüntülerden oluşan bir klip baştan yapmaya başladım. Görüntüler hem gerçekçi hem de sinematik bir tarzda idi. Bu şekilde sinema kalitesine sahip bu eseri klipleştirdik.
Bu parçayı yaparken alt yapısına çello gibi batı enstrümanları koyup klasik batı müziği ve Karadeniz müziğini birleştirerek sentez veya protez bir müzik yapmış oldum. Mix- Mastering hususunda her zaman takdir ettiğim abim Mustafa Bülent bana yardım etti. Eseri yapmış olduğu Mix ve sonuna koyduğu yağmur sesleri ile başka bir noktaya taşıdı. Ayrıca kendisi çok iyi bir animatör ve görsel efekt uzmanıdır. Klip hususunda bana özellikle karakter tutarlılığı ile ilgili verdiği tavsiyeler ile görüntülerimi yapay zeka ile oluştururken çok tutarlı ve bana benzeyen görüntüler oluşturmama sebep oldu. Bu sayede yapay zeka ile kendime çok benzeyen hatta birebir aynı bana benzeyen görüntüler oluşturdum. Kendisine verdiği desteklerden dolayı ne kadar teşekkür etsem azdır.
Karadeniz müziğinde ilk kez çello çalındı
Tekrardan kuzenim Ogün Bakırezer aslında bu projede her zaman yanımda idi projenin sponsoru aslında o diyebilirim. Her aşamasında verdiği bilgiler ile birlikte aldığımız kararlar ile proje bu noktaya geldi. Projeye aşağı yukarı 3 ay çalıştım. Bu projenin önemi gerçekten yaşanmış olaylardan esinlenerek gerçek bir drama, acı olaylara parmak basması idi.
Bizde tarihimizde yaşanmış buna benzer olaylardan esinledik. Bu konuda tarihçimiz Haşim Albayrak, engin ve sonsuz tarih bilgisiyle bizi sürekli aydınlattı. Kendimizi farkında olmadan olayın içinde bulduk. Sıradan bir Karadeniz ezgisi olarak yola çıktığımızda böyle bir senaryonun alt yapısını Haşim Hoca’nın verdiği bilgiler ile tamamladık. Bunun sonucunda yaşanmış olaylara benzer bir olayı müzikal ve sinematik görseller ile bir senaryo dâhilinde canlandırmaya çalıştık.
Bu vatan Erenler gibi, Ömer Halisler gibi Çanakkale Savaşında ve Kurtuluş Savaşında şehit olmak için gözlerini dahi kırpmayan vatan kahramanlarımızın ve onlarla beraber mücadele edip kolunu, ayağını, gözünü vs. kaybeden aklını yitiren ve bazen şehit olduğunu dahi bilemediğimiz sayısız kahramanlarımız sayesinde bu güne geldi. Bu nedenle bu şehitlerimizi, gazilerimizi ve onları yöneten kahraman komutanlarımızı anmadan dualarımızı unutmadan edemeyeceğim. Allah onlardan bize bu güzel ülkeyi bıraktığı için razı olsun. Bizde İnşallah aynı duyarlılıkla vatanımıza sahip olmayı görev biliyoruz.
Yurdumuzun her yerinde olduğu gibi Karadeniz’de de yurdu için şehit olanların ardından ağıtlar hiç dinmedi
Oğul şehit olmadan annesine yazmış:
Yanağımda ki ıslaklığı yağmur damlası sandım anne.
Sen de yoksun. Kapımı açmayan yok rüzgardan başka.
Artık pencereden bakmıyorum anne.
Artık pencereden bakmıyorum.
(HABER MERKEZİ)