BRÜKSEL (AA) - Brüksel merkezli Göç Politikası Grubunun (Migration Policy Group) Baş Araştırmacısı Dr. Başak Yavçan ve Kıdemli Hukuk ve Politika Analisti Carmine Conte, tartışmalı düzenlemenin insani, siyasi ve hukuki etkileri hakkında AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Yavçan, birçok AB üye ülkesinde geri gönderme politikalarının insan hakları hükümlerinin uygulanması, gözaltı koşulları, geri dönenlere sunulan destekler ve geri dönüşe alternatiflerin sağlanması bağlamında incelendiğini ve sonuç olarak üye devletler arasında çok büyük farklılıklar olduğunun görüldüğünü söyledi.
Bu geniş farklılık yelpazesi nedeniyle bu koşullar iyileştirilmeden uygulanacak herhangi bir politikanın sorunlu olacağını düşündüklerini belirten Yavçan, 'Yani AB, kendi toprakları içinde bile bu alanı tamamen uyumlaştırabilmiş değildir. Bu nedenle AB dışına çıkıldığında, bu alanda daha fazla sorun yaşanması muhtemeldir. Çünkü üçüncü ülkelerin geri gönderme süreçlerini nasıl yürüttüğü konusunda herhangi bir üst otorite olmayacaktır.' dedi.
'AB'yle çıkarlar çatıştığında ülkeler göçü baskı aracı olarak kullanabilir'Yavçan, AB dışı bölgelerde oluşturulacak söz konusu merkezlerdeki koşulların denetlenmesinin zor olacağını, denetimin büyük ölçüde merkezin bulunduğu ülkenin izin vermesine bağlı olacağını, bunun da ciddi bir şeffaflık sorunu yaracağını kaydetti.
AB'nin daha önce de göç yönetimini üçüncü ülkelere devretme eğilimi bulunduğunu anımsatan Yavçan, bu ülkelerin uzun vadeli çıkarlarının her zaman AB ile uyumlu olmadığına, bu durumun da göçün siyasi bir araç olarak kullanılmasına yol açabileceğine işaret etti.
Yavçan, 'AB'yle çıkarlar çatıştığında, bu ülkeler göçü bir baskı aracı olarak kullanabilir. Bu da AB'nin dış politika gücünü ve insan hakları, demokrasi gibi alanlarda normatif etkisini zayıflatır. Geri dönüş merkezleri de bu daha geniş dışsallaştırma politikasının bir parçasıdır. Çıkar çatışması olduğunda ciddi riskler ortaya çıkar. AB'nin bu riski alıp almaması sorgulanmalıdır.' diye konuştu.
'Yasal göç yolları oluşturulmalı'Çözüm için konuyu daha bütüncül değerlendirmek gerektiğinin altını çizen Yavçan, yeterli yasal göç yolları oluşturulması ve geri dönüşe alternatif uygulamalar geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Yavçan, geri dönüş sonrası sürecin de önemli olduğuna dikkati çekerek, geri dönenlere mikro krediler, eğitim ve yeniden entegrasyon desteği sağlanması gerektiğini söyledi.
Geri dönüşün çoğu zaman tek seferlik bir süreç olmadığını dile getiren Yavçan, 'Birçok kişi tekrar tekrar Avrupa'ya veya daha gelişmiş ülkelere gitmeye çalışmaktadır. Bu nedenle sürdürülebilir geri dönüş politikaları gereklidir. Sadece geri göndermek değil, geri dönenlerin kendi ülkelerinde yeniden hayata tutunmasını sağlamak da önemlidir.' ifadelerini kullandı.
'İnsan hakları açısından ciddi maliyetler doğurabilir'Kıdemli Hukuk ve Politika Analisti Conte ise 'Geri dönüşün dışsallaştırılması çok risklidir. AB içinde bile insan hakları standartları düşükken, AB dışında bu standartların daha da düşük olma riski göz ardı edilmemelidir.' şeklinde konuştu.
Merkezlerde yeterli denetim ve gözetim mekanizması bulunmayacağını ifade eden Conte, bunun da geri gönderilen kişilerin durumunun kontrol edilememesi anlamına geleceğini belirtti.
Conte, bu durumun çocukların bile sınır dışı edilmesine yol açabilecek kadar ciddi sonuçlar doğurabileceği konusunda uyardı.
AB'nin geri dönüş oranlarını artırma hedefini 'hangi bedelle' yapacağının sorgulanması gerektiğine işaret eden Conte, '(Geri gönderme merkezleri) Bu yaklaşım insan hakları açısından ciddi maliyetler doğurabilir.' dedi.
Conte, bunun yerine, daha adil ve insan haklarına uygun bir geri dönüş sistemi kurulması gerektiğinin altını çizerek, gönüllü geri dönüş programlarına daha fazla yatırım yapılması, kişilere hazırlık süresi ve yeniden entegrasyon desteği sağlanması çağrısı yaptı.
Yeni düzenlemede aynı zamanda polislerin düzensiz göçmenleri evlerde aramasına kadar gidebileceği ve temel hizmetlerden dışlanmalarına yol açabileceği yönünde riskler bulunduğuna da değinen Conte, 'Bu da oldukça sert ve dışlayıcı bir göç politikası anlamına gelir.' diye konuştu.
AB'nin tartışmalı düzensiz göçle mücadele uygulaması'Geri dönüş merkezleri' (return hubs) fikri, ilk olarak AB içinde düzensiz göçün yönetilmesinde daha 'yenilikçi ve dışsallaştırılmış' çözümler arayan bazı üye devletler tarafından gündeme getirilmişti.
Özellikle göç baskısını azaltmak isteyen hükümetlerin ortaya attığı bu model, daha sonra AB Komisyonu'nun geri dönüş politikasını güçlendirme çalışmalarıyla birlikte kurumsal bir çerçeveye taşınmış, AB düzeyinde müzakere sürecine dahil edildiği belirtilmişti.
Sürecin ilerleyen aşamalarında AB Komisyonu'nun bu fikri, geri gönderme oranlarını artırmayı hedefleyen yeni düzenleme paketine entegre ettiği, Avrupa Parlamentosu (AP) ve üye ülkeler arasında yapılan görüşmeler sonucunda da siyasi uzlaşmaya yaklaşıldığı ifade edilmişti.
Ancak insan hakları standartları, denetim mekanizmaları ve üçüncü ülkelerin rolü konusundaki belirsizlikler nedeniyle modelin uygulamaya geçişinin gecikebileceği değerlendirilmişti.
AB ülkeleri, 8 Aralık 2025'te sığınma başvurusu reddedilen göçmenlerin üçüncü ülkelere geri gönderilmesini kolaylaştıracak düzenleme konusunda anlaşmaya varmıştı.
AP Genel Kurulu da 26 Mart'ta, düzenleme hakkında AB Konseyi'yle müzakerelere başlamayı kabul etmişti.
3 Haziran'da ise AP ve AB Konseyi temsilcilerinin, üçüncü ülkelerle yapılacak tartışmalı geri dönüş merkezi anlaşmalarına yasal zemin sağlayan düzenleme üzerinde siyasi uzlaşıya vardığı bildirilmişti.
Uygulamanın yürürlüğe girmesi için AP ve AB Konseyi'nde oylanarak resmi olarak kabul edilmesi gerekiyor.
Muhabir: Şerife Çetin