“…ve bütün kadınların güçlü, bütün erkeklerin yakışıklı, bütün çocukların ortalamanın üstü olduğu Wobegon Gölünden haberler!”
Bir yer düşünün: Adı: Wobegon Gölü. Yazar ve radyocu Garrison Keillor’un yarattığı hayali bir kasaba. Burada herkes ortalamanın üstünde. Çocuklar daha zeki, ebeveynler daha ilgili, vatandaşlar daha ahlaklı. Ne güzel bir yer, değil mi?
Birçok insan zekâsı ve yetenekleri konusunda ortalamanın üzerinde olduğuna inanma eğilimindedir. Diğer insanlarla kendini kıyaslayınca mümkün gördüğü bu önyargı psikolojide ‘Wobegon Gölü Etkisi’ olarak tanımlanır. “Bu nasıl ön yargı olabilir ki?” diyebilirsiniz. Hepimiz kendimize ve sahip olduklarımıza, diğerlerinden ve diğerlerinin sahip olduklarından daha fazla değer veririz. Bu her ne kadar normal gibi görünse de kendimize ilişkin aşırı olumlu olma hâli de bir ön yargının sonucudur.
İkinci kitabım olan “Teyit Önyargısı”nda da yer verdiğim bu yanılsama, masum gibi görünse de kişinin gelişim yolculuğunda bir duvar gibidir. Çünkü “Ben zaten iyiyim.” diyen biri, yeni öğrenmelere kapı aralamaz. Mevcut eksiklerini görmez. Haliyle eleştiriyi tehdit algılar, geri bildirimi reddeder. Bu etki sadece bireylerde değil toplumlarda da görülür. Her toplum kendini ortalamanın üstünde görme eğilimindedir. Her kurum, fark yarattığını söyler. Bu söylemlerin “Ben iyiyim!” inancını “Ben mükemmelim!” inancına dönüştürdüğü bir özgüven, aslında iyi olmaya da kapalıdır. Çünkü gerçek özgüven, eksikliğini kabul edebilen bir benlikte doğar.
Benden bi’tane daha yok
İnsanlar kendi ölçütleriyle belirlediği ortalamalara ve düşüncelerine göre diğerlerini ve dünyayı yargılar. Örneğin; maddi gücü yüksek biri kendini maddi gücü düşük olan birine göre birçok açıdan üstün görebilir. Yüksek eğitimli biri de kendini eğitimsiz birinden üstün görme eğilimindedir. Herkesin farklı özellikleri ve farklı alanlarda güçlü yönleri vardır. Bu nedenle, kimse her konuda ortalamanın üzerinde değildir. Ayrıca bizim ortalamanın üzerinde olarak tanımladığımız bir özellik, bir başkası için öyle olmayabilir.
Kendimize iyi gelen yalanları çoğu zaman gerçeğe tercih ederiz. Ancak gerçek aslında biraz daha derindedir ve o derinlik bize şöyle der: “Ortalamadan korkmak gerekmez. Çünkü insan, mükemmel olduğu için değil tamamlanmaya açık olduğu için güzeldir. Kendimizi algılarken bunun farkında olmak, algılarımızı düzeltmemize yardımcı olabilir. Unutmayın! Sadece başkalarına değil, kendinize dair ön yargılı düşünceleriniz de size pahalıya mal olabilir.