Yanan Sadece Orman Değildir

Her yaz aynı acıyı yeniden yaşıyoruz. Gökyüzünü karartan dumanlar, kilometrelerce öteden görülen alevler, küle dönen ağaçlar ve geriye kalan tarifsiz bir sessizlik… Birkaç gün üzülüyor, ekranlardan yangın görüntülerini izliyor, sosyal medyada paylaşımlar yapıyor ve sonra hayatımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Oysa doğa, bizim unuttuğumuz hiçbir şeyi unutmaz. Çünkü yanan yalnızca ağaçlar değildir; yanan bir ekosistem, yanan bir gelecek, yanan umutlar ve aslında insanlığın vicdanıdır.

Bir ağacın yok olması sadece odunun kül olması anlamına gelmez. Belki yüz yıllık bir çınarın gölgesi sonsuza dek kaybolur, belki onlarca kuşun yuvası, bir sincabın özenle kurduğu evi, bir kirpinin sığındığı toprak, binlerce arının emeği ve sayısız canlının yaşam alanı aynı anda yok olur. Biz çoğu zaman sadece alevleri görürüz; oysa görünmeyen tarafta sessizce can veren, çığlıklarını duyuramadığı için acısı fark edilmeyen milyonlarca canlı vardır.

Hiç düşündük mü, koşamayan bir kaplumbağa alevler yaklaşırken ne hissediyor? Kanatları henüz güçlenmemiş yavru kuşlar, yuvalarında annelerini beklerken yükselen dumanı nasıl karşılıyor? Bir ceylan, yavrusunu kurtaramadığında arkasına son kez dönüp bakarken hangi çaresizliği yaşıyor? Bir arının aylarca emek vererek kurduğu kovanın birkaç dakika içinde kül olması sadece doğanın değil, emeğin de yanması değil midir? Doğa konuşamaz, yardım isteyemez, acısını anlatamaz. Sessizdir; ama sessiz olması acı çekmediği anlamına gelmez.

Bugün bilim insanları iklim değişikliğinin orman yangınlarını daha sık ve daha yıkıcı hâle getirdiğini söylüyor. Artan sıcaklıklar, kuraklık ve şiddetli rüzgârlar en küçük kıvılcımı bile kontrol edilemeyen felaketlere dönüştürüyor. Ancak acı olan gerçek şudur ki, yangınların büyük bir kısmı hâlâ insan kaynaklıdır. Söndürülmeden atılan bir sigara izmariti, kontrolsüz yakılan bir ateş, doğaya bırakılan cam şişeler, ihmal, dikkatsizlik ve kimi zaman bilinçli olarak çıkarılan yangınlar… Bir kibrit yalnızca birkaç saniye yanar; ama yok ettiği ormanın yeniden eski hâline gelmesi onlarca, hatta yüzlerce yıl alır.

Ormanlar yalnızca yeşil alan değildir. Onlar temiz havadır, yağmurdur, sudur, toprağın bereketidir, iklimin dengesidir. Her ağaç, nefes aldığımız havanın görünmeyen bir parçasıdır. Her kuş, doğanın melodisidir. Her arı, soframıza gelen ekmeğin ve meyvenin sessiz emekçisidir. Bir orman yandığında yalnızca ağaçları değil; su kaynaklarını, toprağın verimini, canlıların yaşamını ve gelecek nesillerin umutlarını da kaybediyoruz. Doğaya verdiğimiz her zarar, er ya da geç dönüp insanlığı buluyor.

Peki ne yapmalıyız? Öncelikle doğaya misafir olduğumuzu unutmamalıyız. Ormanlarda ateş yakmamalı, sigara izmaritlerini yere atmamalı, cam ve plastik atıkları doğada bırakmamalı, en küçük dumanı bile ciddiye alarak yetkililere haber vermeli, çocuklarımıza doğa sevgisini küçük yaşlardan itibaren öğretmeli ve her fırsatta ağaç dikerek kaybettiklerimizi yerine koymaya çalışmalıyız. Elbette dikilen hiçbir fidan, yanan yüz yıllık bir ağacın yerini hemen dolduramaz; ancak geleceğe bırakılacak en değerli miras yine de yeşeren umut olacaktır.

Bugün küle dönen bir ormanın yeniden canlanması yıllar sürecek. Ama o yangında can veren bir kaplumbağayı, yuvasını kaybeden bir kuşu, yavrusunu koruyamayan bir ceylanı ya da yüzlerce yıllık bir ağacı geri getirmek mümkün olmayacak. İşte bu yüzden doğayı korumak yalnızca çevreyi sevmek değildir; yaşamı, vicdanı ve geleceği korumaktır.

Belki de artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: Biz gerçekten doğayı koruyor muyuz, yoksa yalnızca yandığında üzülüyormuş gibi mi yapıyoruz? Çünkü dünya bize ait değildir; biz bu dünyanın kısa süreli misafirleriyiz. Ardımızda bırakacağımız en değerli miras beton binalar değil, gölgesinde çocukların oynadığı ağaçlar, gökyüzünde özgürce süzülen kuşlar, berrak akan dereler ve nefes alınabilen bir gezegen olacaktır. Unutmayalım; bir kıvılcımın yok ettiğini bazen milyonlarca insanın duyarlılığı engelleyebilir. Çünkü yanan sadece orman değildir; yanan insanlığın vicdanı, geleceği ve ortak evidir.