Yanılmak istiyorum…

Süper Lig’de 2026-2027 sezonu başladı. Başladı başlamasına da, daha ilk haftadan yaşanan ve şimdiye kadar pek tanık olmadığımız bir ‘ilginçlikle’… Gerçi ilginçlik demek olayı hafifletiyor. Bu nedenle belki de “saçmalık”, ya da daha doğru ifadeyle “çifte standart” demek gerekiyor.

Bu sezon ülkemizi Şampiyonlar Ligi’nde temsil etme hakkı kazanan ve oynadığı iki turu da yenilgi almadan geçen Fenerbahçe, play-off etabında Fransa’nın Olympique Lyon takımıyla eşleşti.

Buraya kadar sorun yok. Ancak Lig’in ilk hafta programına baktığımızda tablo şöyle: Fenerbahçe cumartesi akşamı saat 21.30’da Ankara’da Gençlerbirliği ile oynayacak, ardından İstanbul’a dönüp salı akşamı Lyon karşısında zorlu bir mücadeleye çıkacak. Yani iki maç arasında sadece iki gün var.

Doğal olarak Fenerbahçe yönetimi, maçın ertelenmesi için TFF’ye başvurdu. Yıldırım hızıyla gelen “ret” cevabının ardından Sarı Lacivertliler Ankara deplasmanına gitti ve kaybetti.

Burada kazanmak ya da kaybetmek değil tabii ki mesele. Asıl sorgulanması gereken, şimdiye kadar benzer durumlarda erteleme talepleri kabul edilirken, bu kez neden farklı bir karar verildiği. Mesele kararın kendisinden çok, ortaya çıkan çifte standart.

Tamam, anladık; erteleme kararı vermediniz. Peki haftanın açılış maçı olan Galatasaray-Çorumspor karşılaşmasıyla neden yer değiştirmediniz? Bu bile bir çözüm olabilirdi. Bakın, Beşiktaş da UEFA Avrupa Ligi’nde play-off turuna kaldı. Litvanya ekibi Kauno Zalgiris’le karşılaşacak. Siyah Beyazlı takım Süper Lig’deki ilk maçını pazar akşamı oynadı ve kazandı, Avrupa sınavına ise perşembe gecesi çıkacak. Yani arada üç gün gibi kabul edilebilir bir süre.

Şayet TFF, Gençlerbirliği-Fenerbahçe maçını cuma gününe alıp Galatasaray’ı cumartesi programına koymuş olsaydı, yukarıda altını çizdiğim ‘çifte standart’ vurgusunda bulunamazdık.

Yazıya başlarken alışılmadık bir ‘lginçlik’ demiştim, farkındaysanız. Haydi gelin, bir de artık alışkın olduğumuz, tabiri caizse gelenekselleşen bir rutinden söz edelim. Evet, Fenerbahçe Gençlerbirliği deplasmanında öne geçtiği maçı kaybetti ve yenilgiyle başladı. Pek tabii ki futbolda her sonuç var. Ancak…

“Dakika bir, gol bir.”

Hakemler çok çabuk işbaşı yaptı. Daha ilk haftadan maçların kaderine müdahale etmeye başladılar. Ankara’daki karşılaşmada Mert Müldür’e yapılan hareket için “Bu pozisyon penaltı değil” diyebilecek birini bulmak zor. Talisca’nın vurduğu topta Yunan oyuncu Goutas’ın elle oynaması da penaltı. Diyelim ki hakem görmedi; VAR ne iş yapıyordu?

VAR odasındaki skandallarıyla bildiğimiz İskoç hakem Andrew Donaldson Dallas’ın orada ne yaptığını gerçekten merak ediyorum.

Affınıza sığınarak söyleyeyim; geçtiğimiz sezonlarda görmeye alıştığımız sahneleri daha ilk haftadan yeniden görmek açıkçası gözümü korkuttu.

Umarım yanılıyorumdur.

Kalın sağlıcakla…