Günümüzde medyanın en önemli özelliklerinden biri, gündem yaratma gücüdür. Ancak bu gündem, çoğu zaman toplumsal hafızada kısa süreli bir etki bırakmakta ve hızla yerini yeni başlıklara devretmektedir. Özellikle “3. Sayfa haberleri” dışında kalan toplumsal olaylar, birkaç gün konuşulduktan sonra unutulmakta, kamuoyu dikkati yeni içeriklere yönlendirilmektedir. Bu durum, McCombs ve Shaw’un (1972) ortaya koyduğu Gündem Belirleme Kuramı (Agenda-Setting Theory) ile doğrudan ilişkilidir.
Haberin Kısa Ömrü: 3 Günlük Hafıza
Teknolojinin ve sosyal medyanın hız kazandırdığı bilgi akışı, bireylerin olaylar üzerinde neden-sonuç ilişkisi kurma refleksini zayıflatmaktadır. Birkaç gün boyunca yoğun tartışmalara konu olan olaylar, üçüncü günden itibaren neredeyse tamamen gündemden düşmektedir. Bu olgu, Neil Postman’ın (1985) “Amusing Ourselves to Death” adlı eserinde ifade ettiği gibi, bilginin tüketim nesnesine dönüşmesi ile de ilişkilendirilebilir.
Operasyonel Gündem Mekanizması
Geçmişte siyasal iletişim uzmanları ve medya stratejistleri tarafından üzerinde çalışılan, “hangi haber ne zaman servis edilmeli?” sorusuna yanıt arayan mekanizmalar, bugün algoritmalarla birleşerek çok daha sofistike bir hale gelmiştir. Kavoliūnaitė-Ragauskienė (2024), yapay zekânın kamuoyunu manipüle etme potansiyelini tartışırken, bu süreçlerin yalnızca bilgi akışını değil, toplumun tepkilerini ve hazmetme süreçlerini de yönlendirdiğini vurgulamaktadır.
Düğmeye Basan Kim?
Asıl soru şudur: Düğmeye basan kimdir?
Halkın öfkesini, tepkisini ve ilgisini adeta bir robot misali duygusuzlaştıran “etki ajanları” yalnızca medya profesyonelleri değil, aynı zamanda siyasal iktidarlar, çıkar grupları ve algoritmalarla çalışan yapay zekâ sistemleridir. Carroll ve arkadaşlarının (2023) çalışması, yapay zekâ sistemlerinin manipülatif kapasitesinin niyet, zarar ve örtülülük kavramları üzerinden nasıl incelenebileceğini ortaya koymaktadır.
Çözüm: Kendi Gündemimizi Oluşturmak
Toplumsal manipülasyona karşı en güçlü savunma, bireylerin ve toplumların kendi gündemlerini üretmesi ile mümkündür. Bu, Postman’ın önerdiği gibi teknolojinin “parıltısına kapılmadan” gerçeğin bazen can sıkıcı yüzüyle yüzleşmeyi gerektirir. Çözüme ulaşmamış hiçbir sorunun üstü örtülmemeli; toplum, sabırla ve inatla bu sorunların üzerine gitmelidir.
Yapay gündemler ve algı manipülasyonu, günümüz toplumlarını yalnızca yönlendirmekle kalmamakta, aynı zamanda toplumsal hafızayı da zayıflatmaktadır. Bu manipülasyon zincirini kırmak için bireylerin ve toplulukların eleştirel medya okuryazarlığını geliştirmesi, gündem belirleme süreçlerinde pasif tüketiciler değil, aktif üreticiler haline gelmesi gerekir. Ancak bu şekilde toplumsal irade yeniden inşa edilebilir.