☰
✕

YAPAY ZEKÂ, KİTAP VE BİLGİYE KARŞI

Yapay zekânın insanlara birçok alanda kolaylık sağladığı bir gerçek. Ancak yapay zekânın kimin istenci ve yönlendirmesi altında olduğu çok önemli. Yapay zekâ kamu çıkarları için mi, yoksa bir egemen gücün etkisini artırmak için mi kullanılmakta? Konuyu şu yalın örnekle açıklayayım. Bıçak da bir buluş... Bıçakla ekmek keserseniz yararlı bir araç, ancak insan keserseniz zararlı olur.

Ne yazık ki ülkemizde ve dünyanın birçok yerinde sık sık başvurulan yapay zekâ, ABD’nin kontrolünde. Böyle olunca da emperyalizmin kendi düşüncesini, isteklerini dünyanın dört bir yanındaki insanlara kabul ettirme amacı taşıyıp aracı olmakta.

ABD emperyalizmi, yapay zekâyı kullanarak kendi egemenliğini sürekli kılmak için araçsallaştırıyor. Bu amaca ulaşmak için kendi isteklerinin ışığında bir bilgilendirme söz konusu. Bunu birçok bilgilendirmenin Vashington’un istediği biçimde verildiği görülmekte. Bu yolla gerçek bilginin yerini uydurma, yalan bilgilerin aldığı kaygı yaratıyor.

ABD merkezli yapay zekâ uygulamasının gerçek, doğru bilgiyi insanların belleğinden silmek ve öğrenmek isteyenlerin bu amacını engellemek için bir çalışması var. Özellikle yoğun bilgilerin yer aldığı ansiklopediler, daha yapay zekâ günlük yaşamda etkin olmadan önce bir yana atılması savunuldu. Arama motorlarından her bilgiye kolayca ulaşıldığı düşüncesi geniş kitlelere kabul ettirildi. Buna koşut olarak yıllardır insanların ellerinin altındaki bu bilgi pınarlarının kurutulması istendi. Böylece ansiklopediler toplanarak yok edildi. Ne yazık ki kütüphaneler bile raflarında ansiklopedilere yer vermez oldu. Ciltler dolusu bu kitapları çöpten kâğıt toplayanlar bile almıyor. Yüzyılların bilgi depoları yok olmayla karşı karşıya bırakıldı.

Ansiklopedilerden sonra ikinci yok edilmesi gereken hedef olarak kitaplar ortaya çıktı. Öncelikle ekrandan kitaplara kolayca ulaşılıp okunabileceği savunuldu. Kitapların gerçek biçimleriyle oraya yüklenip yüklenmediğine, çevirilerinin doğruluğuna bakılmadı. Zaten bunları kontrol etmek de oldukça zor. Çünkü kitleleri tek merkezden yönetip tek boyutlu toplum oluşturmak isteyen emperyalist merkezler, kitaplara karşı bir savaş başlattı. Kitapların evlerde çok yer kapladığından söz edildi. Artık bunların satın alınmasına, evleri işgal etmelerine gerek yoktu bu merkezlerce. Böylece insanlar, kitaplardan adım adım uzaklaşıp yapay zekânın doğrular içine serpiştirdiği yanlışların tutsağı olmaya başladı. Bu yolla insanlar yanlış amaçlar edinip gerçekçi olmayan hedefler yöneliyor. Ne yazık ki yapay zekâ tutkusu, kitapların evlerden kapı dışarı edilip çöp kutularına atılmasına neden oluyor.

Bazı istihbarat ve özel şirketeler çöpe atılan kitap ve ansiklopedileri bilinçli bir biçimde topluyor. Bunları toplu olarak imha ediyorlar insanlar bir daha yararlanmasın diye. İnsanlığın binlerce yıldır oluşturduğu değerlik[1] olan kitap ve ansiklopediler bilgiye düşman emperyalist güçlerce yok edilmekte göz göre göre. Yani kitapları yakarak yok etmek isteyen Hitler’in bile başaramadı bir şeyi yaşama geçiriyor küresel merkez. İnsanlık, bilgi kaynaklarının elinden alınıp yok edilmesine ses çıkarmalı. Böylece hem kendini hem de geçmişten geleceğe uzanan bilgi değerliklerini korumalı. Ansiklopedilerine, kitaplarına dört elle sahip çıkmalı. Bu yolla küresel merkezlerin dayattığı tek boyutlu insan tipinin oluşmasını engellemeli. Kitap ve ansiklopedilerin sayfalarından kendi özgür, özgün düşüncesini oluşturmalı. İnsan doğası, tek boyutlu düşünmeyi, yaşamayı reddeder.