Yazı Yazmakla Doğan Hak: Her Yazarın Mesleki Kimliği Olmalıdır

Gazetecilik; yazan, araştıran, düşünen ve kamuoyuna katkı sunan herkesin emeğiyle var olan bir alandır. Bu meslek yalnızca kadrolu çalışanlardan ibaret değildir. Konuk yazar, sözleşmeli yazar, köşe yazarı ya da serbest kalem fark etmeksizin; ortaya konan fikir ve emek kamuya yöneliktir.

Yazı yayımlandığı anda sorumluluk doğar. İmza atıldığı anda hesap verme bilinci başlar. Bu nedenle yazarlık yalnızca bir unvan değil; aynı zamanda ciddi bir kamu sorumluluğudur.

Bugün uygulamada basın kartı ve mesleki kimlikler belirli kriterlere ve statülere bağlı olarak verilmektedir. Ancak ilkesel olarak değerlendirildiğinde; düzenli yazı yayımlayan, kamuoyuna katkı sunan ve imzasıyla fikir beyan eden her kalem sahibinin mesleki kimliğinin tanınması gerektiği düşünülebilir.

Konuk ya da sözleşmeli olması, yazarın emeğini ve sorumluluğunu azaltmaz. Telifli ya da telifsiz yazması, kamuya sunduğu düşüncenin değerini değiştirmez. Yazı yazmak emektir. Emek ise karşılıksız ve korumasız bırakılmamalıdır.

Bu nedenle her yazara, statüsüne bakılmaksızın mesleki kimlik hakkının doğması gerektiği görüşü güçlü bir ilke olarak değerlendirilebilir. Yazı yayımlanıyorsa sorumluluk vardır; sorumluluk varsa mesleki hak da doğmalıdır.

Gazetecilik; kalemin onuruyla ayakta duran bir meslektir. Kalem sahiplerinin haklarının kapsayıcı bir anlayışla ele alınması, mesleğin saygınlığını daha da güçlendirecektir.