Birkaç gün önce yapay zekâ ile sohbet ederken “Bana bir aforizma ver.” dedim; şunu söyledi: “Kendi kafanda kurduğun dünyayı yıkmadıkça gerçek hiç başlamaz.”
Zihniniz çoğu zaman en güvenli limanınızdır. Orası, düşünceleriniz kadar duygularınızın, hayallerinizin, beklentilerinizin, hatta korkularınızın da evidir. Bazen bu evin sakinleriyle öylesine meşgul olur, peşlerine öyle takılırsınız ki; yaşadığınız dünya yanında zihninizde bir dünya daha oluşur. Hatta bu dünyanın kapısını kimi zaman üzerinize öyle kapatırsınız ki, yaşadığınız dünyanın ve hayatınızın gerçeklerinden uzaklaşırsınız.
Kimi zaman sığındığınız kimi zaman içinde en büyük savaşlarınızı verdiğiniz bu dünya çoğu zaman sizi koruyup rahatlatsa da bazen esaretiniz olur. Sınırlamalarınız, ön yargılarınız, korkularınız, ‘olamaz’lar, ‘yapamam’lar, ‘gidemez’ler havada uçuşur. Bunlarla izlediklerinizi, dinlediklerinizi, gördüklerinizi, duyduklarınızı, hayatınızdakileri, olanları, olmayanları ve kendinizi evirir çevirirsiniz.
Buralar pek konforlu
Oysa gerçek yaşam, zihninizdeki konfor alanının ötesinde başlar. Konfor denince akla hemen rahatlık gelse de sizi rahatsız eden durumlardan vazgeç(e)memeniz de konforla ilgilidir. Duygularınızın farkına vardığınızda düşünceleriniz değişir. Belki de arzu ettiğiniz hayat, rahat ve konforlu alanınızın dışındadır. Yeni yollar, yeni deneyimler, yeni insanlar, yeni mutluluklar ancak o sınırları aştığınızda görünür olur.
Eğer kendinizi bir yerde takılı kalmış hissediyorsanız, yapmanız gereken tek şey kafanızda mevcut dünyayı yıkmak ve arzu ettiğiniz yeni dünyayı inşa etmektir. Kaygılarınızla yüzleşip yeniye adım atın. Belki de hayalinizdeki dünya orada sizi bekliyordur.