Yükü ağır olana

İnsanlar dünyaya gelir ve belli bir gelişimi tamamladıktan sonra bir de bakar her yeri sorumluluk dolmuş. Bu sorumlulukların yanında duyarlı da olmak zorundadırlar.

Hem hayatın yüklediği sorumluluklar hem daha doğmadan biçilen roller hem de duyarlılıkları bazen fazla gelebilir insana.

En başta insanlığın gereklerini yerine getirmek lazım oysa. Yani her anlamda duyarlı olmalı insan.

Hayat herkese adil davranmaz, kiminin yükü ağır olur. Yükü ağır insana bir de başka insanlar yük olmamalı mesela. Kimse kimin nelerle savaştığını bilmez, o yüzden saygı da nezaket de herkese gösterilmeli. Belli görgü kurallarına da uymak gerekli tabi.

İnsanlar dünyayı güzelleştirmek yerine birbirine dünyayı dar ederken ne kadar ilerlenebilir ki zaten.

En kötüsü de hayat amacı olmayan insanlar. Kendini henüz bulamamış olan insanlar, başkalarını oyalamayı vakit geçirmek; başkalarının hayatını irdelemeyi de ilgilenmek sanır. Halbuki başkalarını hayatına çok ilgili olmak, kendi hayatlarına odaklanılmadığını gösterir sadece.

İnsanlar birbirini açık aramak için ilgilense de yükünü bilmez ve anlamaz. Çünkü asıl odağı karşısındakinin mücadelesi değildir. Dışarıdan görünen yüzü ile daha çok alakadardır insanlar. Gecesini bilmediğiniz insanın günü ile ilgili olmak da hiçbir kitaba sığmaz.

İnsanları tanımak ve anlamak isterseniz önce nelerle mücadele ettiğine, nelere maruz kaldığına ve dahası ne gibi yükleri olduğuna bakmak lazım. Magazinsel tarafını bunları bilmeden öğrenmek istemek de bir nevi karaktersizliktir eninde sonunda.

İnsanların belli edinimlerinin bedelinin ödendiğinin de altını çizmek gereklidir. Çoğu insan bugüne gelmek için çok emek, zaman ve çaba sarfetmiştir. Hiçbir çaba göstermeden yükselenler konumuz dışı şimdilik.

İnsanlar bedelini ödediği hayatı yaşarken de başkalarına hesap vermez. Alın teri, gözyaşı ve yükleri ile elde hayatı da kimse sorgulatmaz.

Hangi koşulda olunursa olunsun duyarlılık şart insan ve toplum ilişkilerinde: Yükü ağır olana bir yük de siz olmayın!