“Zeynep Kâmil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi” adıyla bildiğimiz yerin aşk hikayesini anlatacağız. Birçok kişi bu yazıyı okuyunca bence şöyle diyecektir: Aaaa… burası benim doğduğum yer! Belki de birçok kişi bu hastanede doğmuş olmasına hastanenin kuruluş hikayesinde habersizdir. Evet çok insan Zeynep Kamil’i tek bir kişi sanır. Oysa bu hastane bize Zeynep Hanım ile Yusuf Kâmil (Paşa) ‘den kalan bir hatıradır. 1862’de kurulmuş bu hastane, bugün bulunduğu semte de adını veren, yerdir. Bu aşk hikayesi artık halk arasında anonim aşk hikayesi haline gelmiştir.
Evet… Malatya'nın Arapgir ilçesinde yoksul bir aile çocuğu olarak doğan Yusuf Kâmil bu aşk hikayesinin kahramanlarından birsidir. Küçük yaşta yetim kalan Yusuf Kâmil’i amcası Osman Paşa yanına alarak okuttu. Zeki, becerikli, dürüst ve çalışkan olan Yusuf Kâmil, 21 yaşında Divan-ı Hümayun Kalem’inde kâtip oldu. Yaklaşık 5 yıl İstanbul'da çalıştıktan sonra Mısır'a Vali Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın sarayına atandı.
Züheyla Zeynep Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın 3 kızından biriydi. Hıdiv Sarayı'nın prensesiydi. Kahire'nin yoksullarına yardım eder, elinden geldiğince herkesin dertleriyle ilgilenirdi. Züheyla Zeynep ile evlenmek isteyenler çoktu ancak babası üzerine titriyor, kızına layık birini arıyordu. Kader Yusuf Kâmil ile Züheyla Zeynep'i Kahire'de buluşturdu. Kâtip Kâmil, Hıdiv Sarayı'nda işe başladıktan sonra Vali Mehmet Ali Paşa ile tanıştı. Kısa sürede gözüne girerek güvenini kazandı. Konuşması ve yazılarıyla Vali Paşa'yı öylesine etkiledi ki bir süre sonra Mısır Hazinesi'nin kâtibi oldu. Yeni görevi nedeniyle sık sık valinin yanına çıkıyor, kızı Züleyha Zeynep'i görüyordu. İkisi de birbirinden etkilenmişti.
Bir süre sonra Yusuf Kâmil, Vali Mehmet Ali Paşa'nın evladı gibi oldu. Yusuf Kâmil çok iyi Arapça, Farsça ve Fransızca biliyordu. Hızla rütbe atlayan Yusuf Kâmil, 30'lu yaşlarına geldiğinde Albay olmuştu. Bir gün Vali Mehmet Ali Paşa, Yusuf Kâmil’i yanına çağırarak:
"Zeynep ile birbirinize yakışıyorsunuz, kızımı sana nikahlıyorum" dedi. Dillere destan bir düğün sonrası Prenses Zeynep, Kâmil ile nikahlandı. Ancak sarayla bu evliliğe karşı çıkanlar çoktu. Kim oluyor da bu Kâmil denen sıradan bir halk çocuğu Kavalalı ailesinden kız alıyordu. Evlilik o kadar tepki aldı ki Saray'ın huzuru kaçtı. Mehmet Ali Paşa, ortalık yatışsın diye Kâmil’i İstanbul'a gönderdi. 1845 yılıydı, Sultan Abdülmecit kız kardeşi Adile Sultan'ı evlendiriyordu. Kâmil, Mehmet Ali Paşa'nın tebriklerini ve hediyelerini sunacaktı.
Adile Sultan ile Kâmil arasında sıcak bir dostluk oluştu. Abdülmecit, Kâmil’i Mirimiranlık ((Eyalet valilerine idari ve askeri paşalık unvanı.) rütbesine yükseltti. Kâmil Mısır'a geri döndüğünde bütün kayınbiraderleri ile Mısır'ın ileri gelen eşraf ve devletlilerini kendisine cephe almıştı. Bir süre sonra Kâmil ile Zeynep’in hayatı kabusa dönüştü. Önce Mehmet Ali Paşa, ardından yerine geçen oğlu İbrahim Paşa öldü. Yeni Vali Abbas Paşa, Kamil’e diş bileyenlerin başında geliyordu. Koltuğa oturur oturmaz Kamil’e boşanacaksın dedi. Direnince Asvan’a sürgüne gönderildi. Hastalandı, doktor istedi verilmedi.
“Ya boşanacaksın ya zindanı boylayacaksın” dediler. Tam zindanı boylayacakken, prenses Zeynep’in gönderdiği terliği aldı Kâmil. Ve terliğin astarındaki gizli aşk mektubunu okudu. Mektupta, “Hastasın, zindana girme. Seni ömrümün sonuna kadar bekleyeceğim” yazıyordu. Kâmil bu satırları okuduktan sonra gönül rahatlığıyla ve hiç tereddüt etmeden kendisine zorla uzatılan boşanma belgesini imzaladı. Kamil’in sürgündeki üç ayı dolmuştu. Sultan Abdülmecit’i durumundan haberdar etti. Çok sinirlenen sultan Abdülmecit, Mısır Valisi Abbas Paşa’ya sert bir ferman gönderdi. Fermanda “Bizzat kendin Asvan’a gidip, Yusuf Kamil’i sağ salim buraya göndereceksin” yazıyordu. Ferman padişahındı.
Sürgün bitmiş, Kâmil İstanbul’a dönmüştü. Sonra Padişah Abdülmecit tarafından Sadrazamlığa getirdi. Sıra Zeynep’i getirmeye kalmıştı. Yine bir yolunu buldu ve derdini Sultan Abdülmecit'e açtı. Abdülmecit, Abbas Paşa’ya yine bir ferman yolladı, “Tez elden Züheyla Zeynep hanımı İstanbul’a gönder” dedi. Abbas Paşa tez elden gönderdi Prenses Zeynep’i. Yıllar sonra Kâmil ile Zeynep nihayet birbirine kavuşmuştu. Zeynep ve Kâmil’e ikinci kez nikah kıyıldı. Damadın şahidi Sadrazam Reşit Paşa, gelinin şahidi ise Şeyhülislam Arif Hikmet Bey oldu.
Üsküdar’da bir yalıya yerleştiler. Zeynep, kocasına kavuşmasının mutluluğuna tutunmuş, iyiliklerini de artırmıştı. Tüm bu iyiliklerin ve aşklarının arasında yaş aldılar. Ama çocukları olmadı. Zeynep ve Kamil yeniden nikahlandıktan sonra kendileri için Beyazıt’ta büyük bir konak yaptırırlar ( daha sonra bu konağı’da İstanbul Üniversitesi’ne bağışladılar.) Her şey tamamdır, ama bir eksik vardır: çocuk. Bu hasret özellikle Zeynep’in yüreğini yakmaktadır. Yusuf Kamil, eşinin acısına dayanamaz. Ve bir gün ona şöyle der:
“Allah bize evlat vermedi belki… Ama sen yüzlerce çocuğa umut olmak ister misin? Bir hastane kuralım, çocuk hastanesi… Gülümseyen ve şifa bulan yüzlerce çocuk burada doğsun…”
Nihayetinde onlar birçok yetime ana baba oldu. Sonra Üsküdar Nuh Kuyusu'nda bir arsa aldılar ve 100 yataklı bir hastane kurdular. Hastalar burada ücretsiz bir şekilde şifalarını buldu. Geri kalan her şey de en ufacık bir noktasına kadar düşünülmüştü. Göz kamaştıran bahçesi, külliyesi… Hatta külliyeyi bir de camii ile taçlandırdılar. Hatta zamanı geldiğinde yan yana ölümsüz aşklarıyla yatacakları türbeyi bile unutmadılar… 164 yıl sonra bugün, Zeynep Kâmil Hastanesi'nin bahçesindeki türbede Prenses Zeynep ile yoksul delikanlı Kâmil yan yana yatmaktadır. ...ve ortalarında da evlatlıkları da olmak üzere
Zeynep Kâmil Aşkı” Mısır’da doğan, tarihin sevgi bahçesinde yeşeren ve İstanbul’da ölümsüzleşen bir aşktır bu aşk. …Ve bu aşk hikâyesi efsane değil, gerçektir. Üsküdar’ın Zeynep Kâmil semtine adını veren Zeynep Kâmil Kadın ve Çocuk Hastanesi’nde, yüzyılı aşkın bir süreden bu yana, dünyaya gelen 1 milyon 200 bin çocuktan; tüm kız bebeklerin göbek bağları Zeynep, erkek bebeklerin göbek bağları ise Kâmil adıyla kesiliyor… Aşk iksiri ile kurulan ve hizmet vermeye devam eden bu hastane de doğan bütün insanlara ALLAH uzun ömürler versin. Bize de düşen bu aşk hikayesini herkese - tekrar da olsa - duyurmaktı. Prenses Züheyla Zeynep ve Yusuf Kâmil Paşa’ya Allah’tan rahmetler diliyorum..