Bir çoğumuz gün içinde yapmak istediğimiz şeyleri vakit bulamıyorum bahanesiyle hep erteleriz. Aklımızın bir köşesinde bulunan bu isteklere ve hedeflere ulaşmayı arzularız ama bunun için gereken o kıymetli vakti bir türlü yaratamayız. Bu kitap okuma olabilir, kişisel gelişimimiz ya da kariyer planlamamız üzerine bir konu olabilir, en önemlisi bir dil öğrenmek olabilir veya kazanılmak istenen bir spor rutini olabilir ve bunlar çoğaltılabilir. Hemen hepimizin bu tarz hedefleri olduğu bir gerçektir ama böylesine kıymetli hedeflerin her biri disiplin, sürdürülebilirlik ve büyük bir zaman ister.
Günlük maratonumuzun iş hayatı ile başlayan kısmı, inişleri çıkışları olan, kimi zaman tempo artırdığımız ve kimi zaman da biraz mola verdiğimiz rutinlerden oluşur. İşin sonunda ise gözlemlerim ve yakın çevremden tanık olduklarım üzerine özellikle evli ve çocuk sahibi olanlar için koşturmaca aynı tempoda çocuk uyuyana kadar devam eder. Ama eğitimi ama ilgi alakası ama oyun zamanları. Bir bakmışsın günün son saatlerine gelirken çocuk ya da çocuklar uyumuş ama ebeveynlerde de enerji sıfıra gelme noktasında, ayakları uzatıp bir dizi ya da filmden başkası ne o vücuda ne de o beyne yüklenemez. Sonra uyku vakti derken yeniden başlayan sabah koşturmacası ve akşamın sonunda yakalanan aynı döngü. Şu an biriniz “Tam olarak budur, gerçekten günlerim böyle geçiyor.” dedi, ama hanginiz çıkaramadım. Tabii durum böyle olunca da ne kitap okuyabiliriz ne bir dil öğrenebiliriz ne kişisel gelişime vakit ayırabiliriz ne de bir spor rutini oluşturabiliriz. Gerçekten sonuna kadar haklısınız. Bahanelere falan sığınmıyorsunuz ve hemen hepimizin yaşadığı günlük 24 saati yaşıyorsunuz. Ama fark yaratmak da istiyoruz, kendimize bir şeyler kazandırmak da…
Peki ne yapacağız? Kazanılması çok zor bir rutin olan erken kalkma alışkanlığını elde edeceğiz. Önce disiplin ile bu yolu tamamlayacağız, sonrasında ise bu yolun sonundaki güçlü sona ulaşacağız. Hadi gelin önce bu yolu nasıl tamamlarız ona bakalım.
Erken kalkmak, sabahın sessizliğinde başlayan bir hayat sunar bizlere. Çoğu insanın işe gitmeye neredeyse dakikalar kala uyandığı saatlerde, siz erken kalkmanın içsel yolcuğundaki hazza çoktan ulaşmış olursunuz. İnsanların sıcacık yataklarında uyuduğu anlarda, sizin şafak vaktiyle başlayan değişim ve gelişiminiz, sanki zamanla bir anlaşma yapmışsınız gibi her gün aynı saatte uyanarak, uygulanarak ve sürdürülebilir bir şekilde devam eder. Bir süre sonra hayat biçimine dönen bu alışkanlık, aslında disiplinin getirdiği bir zaferdir.
Uyku insan bünyesi için olmazsa olmazdır. Buna kimisi günde en az altı saat der, kimisi ise sekiz saat. Babamla en çok kavga ettiğimiz ve bana kızdığı konudur. Onlar mışıl mışıl uyurken yaz aylarında hafta sonu memlekete kaçınca ben sabah altıda denize falan girerim ya da bir kış günüyse kalkar iki saat okuma yapar sonra da yürüyüşe çıkarım. Kahvaltıda tabii yine bunun atışmaları: Az uyuyorsun, çok erken kalkıyorsun, yatıp dinlensene. Kimseyi olumsuz etkilemek istemem ve bu işin uzmanı falan da değilim, günde en az kaç saat uyumamız gerektiğini profesyonel olarak bilmiyorum sadece metabolizmadan metabolizmaya değiştiğini düşünüyorum. Mustafa Kemal Atatürk günde sadece beş saat uyuyordu, ama Einstein ise günde ortalama on saat uyurdu.
Zor Bir Yol
Erken uyanmak, uykumuzdan feragat etmek, yatağın içinde keyifle geçireceğimiz o dinlenme vaktinden vazgeçebilmek gerçekten çok zordur. Hani bir şeyleri başarabilmek için deriz ya konfor alanından çıkmalısın diye. Benim için konfor alanının altına yazdığım maddelerden birisi kesinlikle uyku, özellikle de hafta sonu sabahı uykuları. Hepimiz yaşarız bir cumartesi ya da pazar sabahı on bir on ikilere kadar uyumayı ve çok da keyiflidir. O yüzden bu yol çok zor bir yol.
Ama gerçekten istedikten ve işi kafada bitirdikten sonra da sonuna ulaşılamayacak bir yol değil. Hemen her kişisel gelişim yazımda bahsettiğim gibi, istediğimiz kadar yol gösterici yazı okuyalım, onlarca yayınlar izleyelim, sayısız sesli blog dinleyelim, bir hedefi yani bu yazımın konusu olan erken kalkmayı kafada bitiremedikten sonra ve gerçekten istemedikten sonra erken kalkma sizin için toz pembe bulutların içinde bir hayaldir.
Hedeflerimize ulaşabilmek için zamana ihtiyacımız var, bu zamanı yaratacak günün en önemli anları da sabah saatleri, o zaman hedeflerimize ulaşabilmek için ilk hedef günün erken saatlerinde uyanabilmek ve kendimize o zamanı yaratabilmek. Nasıl yapacağız?
İşi kafada bitirdikten sonra ve gerçekten istedikten sonra ilk olarak şunla başlıyorsunuz: Her sabah uyandığınızdan yarım saat önce uyanın. Bu yarım saatin içine de o ana hedefiniz neyse ya da kendinize kazandırmak istediğiniz yetkinlik matrisi neyse onu monte ediyorsunuz.
Örnek veriyorum, 2026 yılında hiçbir para harcamadan kendi kendime ama sosyal medyadan ama çeşitli kaynaklardan İngilizce öğrenmek istiyorum dediniz. Bu sizin ana kişisel gelişim hedefiniz. Bu kişisel gelişim hedefine haftada en az 15-20 saat ayırmanız lazım. Bunun için de akşamları ayırdığınız vakit yetmiyor. İşte o gerekli zamanı sabahları erken kalktığımız vakitlere monte ediyoruz. Bunu disiplin, irade, öz farkındalık ile en az üç ay uyguluyorsunuz.
Üç ayın sonunda artık şu hisse kapılacaksınız: Üç gün üst üste yarım saat erken değil, eski saatinizde uyanın, vicdanınız sizi o günlerde 24 saat bıçaklayacak, hele ki o üçüncü günde.
İkinci evre ise daha basit. Aynı taktikle bir yarım saat daha erkene kuruyoruz alarmımızı. Ancak bu sefer periyodumuzu altı ay sürdürüyoruz. Yani dokuz ayın sonunda, her sabah uyandığımızdan bir saat daha erken uyanır hale geliyoruz. Son evre ise sizi uykudan çok da mahrum etmemek adına, son bir yarım saat daha. Bunu ise tam on iki ay sürdürüyoruz. Yirmi bir ayın sonunda, eğer bu dediğimi düzenli yaparsanız, disiplin ve motivasyon ile bu yolda yürürseniz artık eski sizden tam bir buçuk saat daha erken uyanır hale geliyorsunuz. Söz veriyorum size, bu tutuyor. Ama üç günden fazla aksatmak olmamalı, bu üç günün nedeni de hastalık, olumsuz bir durum ya da psikolojinizi kötü etkileyen bir şey olmalıdır, bahane değil…
Güçlü Bir Son
Geçen 21 aydan sonra artık eskiden kurduğun alarmını doksan dakika daha önceye kuruyorsun ve bu artık senin yaşam felsefen. Bu doksan dakikaya da kişisel gelişim, spor rutini, kitap okuma, dil öğrenme ya da kariyer planlama üzerine bir konuyu monte ediyorsun. Her gün, her sabah. Unutma, sabahını kazanan, dünyasını değiştirir.
Sen bu doksan dakikalar sonunda hedefin her ne olursa olsun güçlü bir sona ulaşacaksın. Dene ve gör. Yirmi bir ay sonunda, doksan dakika erken kalkmayı yaşam tarzına dönüştürdükten sonra, yirmi ikinci ay ile bir yıllık bir periyot belirle.
Düşünsene konu ne olursa olsun her gün her sabah doksan dakikadan 365 gün sonunda ayırdığın 32850 dakika, yaklaşık 22-23 gün, neredeyse yılın bir ayı hedeflediğin bir şey için ayırıyorsun. Günün diğer zamanlarında bu hedef için ayırdığın zamana artık bu zamanı da ekliyorsun. Hoş geldin güçlü son…