☰
✕
İstanbul

ABD ve İsrail'den seçimlerin gölgesinde İran'a saldırı hazırlığı iddiaları yoğunlaştı

İsrail'deki meclis ve ABD'deki Kongre ara seçimleri öncesinde Tel Aviv ile Beyaz Saray arasında yürütülen askeri temaslar hız kazanırken, sızan saldırı planları ve İran sınır hattındaki sortiler Orta Doğu'da savaş senaryolarını yeniden alevlendirdi.

İSTANBUL (AA) - İsrail'de 27 Ekim'de yapılacak parlamento seçimleri ile ABD'de 3 Kasım'da düzenlenecek Kongre ara seçimlerine sayılı günler kala, Washington ve Tel Aviv yönetimlerinin Tahran'a yönelik geniş çaplı yeni bir askeri saldırı hazırlığında olduğu yönündeki iddialar bölgede tansiyonu tırmandırdı.

Uluslararası basına yansıyan haberlere ve diplomatik temaslardan edinilen izlenimlere göre, Washington ve Tel Aviv yönetimlerinin, İsrail ve ABD'deki kritik seçimlerin öncesinde ya da sonrasında devreye sokulabilecek İran'a yönelik geniş kapsamlı bir askeri saldırının planlamalarını yürüttüğü iddia ediliyor.

 

 

İngiliz Financial Times (FT) gazetesinin güvenlik kaynaklarına dayandırdığı bilgilere göre kriz, ekim ayının ilk haftasında sıcak çatışmanın kıyısından döndü.

İsrail ordusu, 10 Ekim'de elektrik santralleri, enerji altyapısı, kamu binaları ve nükleer tesisleri kapsayan İran'a ağır bir hava saldırısı dalgası planladı.

Fakat bu plan, ABD Başkanı Donald Trump'ın ara seçimler öncesinde küresel petrol fiyatlarını tırmandıracak, enflasyonu tetikleyecek ve ABD kuvvetlerini doğrudan çatışmaya sokacak bir savaşa izin vermemesi nedeniyle son dakikada durduruldu.

Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Anna Kelly de ara seçimlerden önceki herhangi bir tarihte ABD'nin İran'a yönelik bir askeri operasyona girişmeyeceğini öne sürdü.

Netanyahu, 'İran'da yönetim değişikliği' söylemini tekrar gündemine aldı

7 Ekim öncesi Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır yönetimlerinin yanı sıra İsrail iç istihbarat teşkilatı Şin-Bet'in (Şabak) ilettiği uyarıları göz ardı ettiği yönündeki iddialar nedeniyle iç siyasette ağır eleştirilerin hedefi olan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, seçim anketlerinde geriye düşen aşırı sağcı koalisyonunun üzerindeki baskıyı dağıtmaya çalışıyor.

Trump'ın karşı çıkması nedeniyle İran'a 10 Ekim'de düzenlenmesi planlanan saldırıyı rafa kaldırdığı söylenen Netanyahu, anketlere göre iç siyasetteki zayıflayan desteğini toparlamak adına 'İran'da yönetim değişikliği' söylemini tekrar gündemine aldı.

Netanyahu, 19 Ekim'de bir savaş uçağının önünde Trump ile yaptığı telefon görüşmesini servis etti. Görüşmede Netanyahu'nun İran'a saldırıları kastederek 'Bitirmemiz gereken bir iş var ve bunu birlikte bitireceğiz.' sözlerine karşılık Trump hoparlörden, 'Sen büyük bir savaşçısın, bunu çok yakında kanıtlayacağız; yanımda görmek istediğim adam sensin.' yanıtını verdi.

Netanyahu ardından 20 Ekim'de Tel Hai Üniversitesi'nde ve 21 Ekim'deki askeri mezuniyet töreninde orduya, dış istihbarat servisi Mossad'a ve tüm güvenlik birimlerine 'Tahran'daki yönetimi tamamen devirme' talimatı verdiğini duyurarak tehditlerini yineledi.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz da 27 Ekim'de düzenlenecek seçimlerin sonuçlarını etkilemek amacıyla İran'ın saldırılar gerçekleştirmeye çalıştığını öne sürdü.

Katz, 'Girişimlerinizi tespit ediyoruz, bunları boşa çıkarmaya ve size tüm gücümüzle vurmaya hazırız. Eğer İran İsrail'e saldırırsa, İran yanar.' dedi.

Hegseth'in ziyareti ve İsrail savaş uçaklarının İran sınırına sortisi

Netanyahu hükümetinin İran'a tehditlerinin tırmandığı günlerde perde arkasındaki ziyaretler de hız kazandı.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İsrail seçimlerine sekiz gün kala 19 Ekim'de İsrail'e kamuoyuna duyurulmamış 'sürpriz' bir ziyaret gerçekleştirdi.

Yerel basına yansıyan haberlere göre, Ovda Hava Üssü'nde Netanyahu ve askeri kurmaylarla bir araya gelen Hegseth'e, İsrail istihbaratının hazırladığı ve daha önceki çatışmalarda vurulmayan sivil-enerji altyapılarını da içeren güncellenmiş yeni bir 'İran hedef listesi' sunuldu.

Axios'un haberine göre, Hegseth'in ziyaretinin hemen ardından İsrail savaş uçakları İran sınırına kadar uzanan sorti gerçekleştirdi.

İsrailli ve ABD'li yetkililer, bu uçuşların sıra dışı olmadığını ve İran'ı caydırmayı amaçladığını savundu.

Yetkililer, uçuşa onlarca savaş uçağı ve yakıt ikmal uçağının katıldığını belirterek, uçakların Suriye ve Irak hava sahalarından geçerek İran'a yönelik olası saldırı senaryosuyla uyumlu bir rota izlediğini ifade etti.

Eş zamanlı şekilde İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir de seçim süresince ordudaki tüm izinleri iptal ederek birlikleri en yüksek alarm durumuna geçirdi.

NYT: Saldırı kasım başına ertelenmiş olabilir

New York Times (NYT) gazetesinin sızdırdığı saldırı planları ise İran'a saldırının kasım ayı başına ertelenmiş olabileceğine işaret ediyor.

ABD ordusunun Orta Doğu'daki konuşlanmasını; üç uçak gemisi taarruz grubu, binlerce deniz piyadesi ve hava savunma filolarıyla kasım ayı başında tamamlayacağı aktarılıyor.

Planlamalarda özellikle İran'ın Natanz kompleksi yakınlarındaki yerin onlarca metre derinliğine inşa edildiği öne sürülen 'Kazma Dağı' nükleer tesisi öne çıkıyor.

ABD Başkanı Trump, 16 Ekim'de yaptığı açıklamada, İran'ın nükleer tesislerine saldırı için 'tüm bombaların anası' olarak bilinen 10 tonluk GBU-43/B (MOAB) bombasının kullanılabileceğine işaret etti.

Bununla birlikte askeri uzmanlar, bombanın granit zemini delemeyeceğini ve onu taşıyacak MC-130 nakliye uçaklarının İran hava savunmasına karşı kolay bir hedef olacağını vurguluyor.

Muhalefetten Netanyahu hükümetine tepki

Bazı Amerikalı planlamacıların İran'ı 'üç günlük yoğun bir saldırıyla' diz çöktürme hesaplarına ise Tahran ve İsrail içinden çok sert itirazlar yükseliyor.

İsrail devlet televizyonu KAN'a konuşan muhalif lider Yair Lapid, 'Elimdeki bilgilere göre, seçimlerden önce İran'a ya da başka bir yere saldırmak için hiçbir neden yok.' ifadelerini kullandı.

Lapid, İran'a saldırılara karşı olmadığının altını çizerken Başbakan Netanyahu ve Savunma Bakanı Katz'ın saldırı mesajı veren açıklamalarının seçimler öncesinde gerginliği tırmandırma ve siyasi kazanç elde etme amacı taşıdığını söyledi.

Seçimlerde Netanyahu'nun en büyük rakibi olarak görülen Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot ise ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, 'Katz, bir sonraki felaketin zeminini hazırlıyor ve daha olay gerçekleşmeden sorumluluğu siyasi rakiplerine atıyor.' diyerek, mevcut İsrail iktidarının 'sorumluluk' kelimesinin anlamını bilmediği değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan, eski İsrail Askeri İstihbarat Dairesi Araştırma Bölümü İran Masası Başkanı Danny Citrinowicz, seçim öncesi savaşı 'tam bir çılgınlık' olarak niteledi.

Citrinowicz, İsrail'in İran'a karşı giriştiği daha önceki saldırılara rağmen Tahran'ın cephaneliğini koruduğunu, İsrail ve ABD'nin elindeki hava savunma füzelerinde ciddi stok yetersizliği yaşandığını ve Tahran'ın havadan vurularak devrilemeyeceğini belirtti.

Citrinowicz ayrıca, Irak sahasında artık bir ABD askeri gücünün kalmayışının İran yanlısı milislerin elini güçlendirdiğini ve yeni bir çatışmanın tüm Körfez bölgesini ateşe vereceğini ifade etti.

ABD, diplomatik tahliyeye başladı

Bölgesel tırmanışın kontrol dışına çıkma riskini en somut şekilde ortaya koyan gelişme ise Washington'ın diplomatik tahliye adımı oldu.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Yemen'deki İran destekli Husilerin saldırılarını ve bölgedeki yüksek güvenlik risklerini gerekçe göstererek Suudi Arabistan'daki acil görevde bulunmayan tüm diplomatik personelini ve ailelerini derhal ülkeyi terk etmeye çağırdı.

Tahran'dan savaş senaryolarına yanıt

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın danışmanı Mehdi Muhammedi, ABD'nin İran'a yönelik yeni bir saldırı dalgasını 72 saat içinde tamamlayacağı fikrini 'hayal ürünü' olarak nitelendirdi.

Muhammedi, savaşın ne zaman biteceğine İran'ın karar vereceğini savunarak, Trump'ın şubat ayında savaşın iki hafta süreceğini söylediğini hatırlattı.

Tahran'daki analistler, Kazma Dağı ya da enerji tesislerinin vurulması durumunda İran'ın misillemesinin yalnızca ticari gemilerle sınırlı kalmayacağını; Hürmüz Boğazı'nın kapatılacağını, veri merkezlerinin, deniz altı fiber internet kablolarının ve Suudi Arabistan'daki Aramco petrol rafinerilerinin hedef alınarak küresel enerji fiyatlarının bilinçli biçimde artırılacağını belirtti.

ABD'deki Johns Hopkins Üniversitesi'nden İran uzmanı Vali Nasr da X'teki açıklamasında, bölgesel tırmanışa dikkati çekerek tüm işaretlerin ABD'nin yeniden savaşa sürüklendiğini gösterdiğini vurguladı.

Olası yeni çatışma dalgasının yalnızca İran için değil, tüm Orta Doğu ve küresel ekonomi için çok daha büyük ve kalıcı bir yıkıma yol açabileceği uyarısında bulunan Nasr, şu değerlendirmede bulundu:

'Washington ve İsrail daha ağır darbelerle İran'ı saf dışı bırakmak istiyor ancak bunun başarıya ulaşma ihtimali oldukça düşük. Ufukta bir son görünene kadar çok büyük bir yıkım yaşanacaktır.'


 

Muhabir: Muhammet Nazım Taşcı