İSTANBUL (AA) - Akustik piyano, elektronik dokular ve farklı mekanlarda gerçekleştirilen alan kayıtlarını bir araya getiren projede, Sirkeci Postanesi, Kapalıçarşı, Atik Valide Külliyesi, Ahmet Hamdi Tanpınar Müze Kütüphanesi ve Osmanlı Bankası/SALT Galata gibi yapılardan ilham alan beş özgün eser yer alıyor.
Kayıkçı, müzik yolculuğundaki değişimi, mimarlık eğitiminin besteciliğine etkisini, 'Beyond Walls-Istanbul' projesini, farklı disiplinlerle yaptığı çalışmaları ve gelecek projelerini AA'ya anlattı.
'Her zaman girdiğiniz binada farklı ses dokuları ortaya çıkıyor'Mimarlık eğitiminin mekanlara bakışını doğrudan etkilediğini belirten Kayıkçı, bir yapıya girdiğinde yalnızca sesleri değil, yapının tasarımını ve kullanım biçimini de fark ettiğini söyledi.
Kayıkçı, mimarlık eğitiminin mekan algısına etkisine dair, 'Ben aslında bir mekanı, oraya girdiğimde aldığım eğitim dolayısıyla birkaç boyutlu algılıyorum. Hem sese duyarlılığım yüksek hem de binanın girişi nasıl, nasıl tasarlanmış, sirkülasyon nasıl, ister istemez böyle şeylere de dikkat ediyorum. Biraz mesleki deformasyon gibi. Her zaman girdiğiniz binada farklı ses dokuları ortaya çıkıyor.' dedi.
Mekanların mimari özelliklerinin yanı sıra bünyelerinde barındırdıkları seslerin de yapının karakterini belirlediğine işaret eden Kayıkçı, 'Kiminin bir bahçesi oluyor, kimisinde de su, şadırvan vesaire gibi ögeler çok kullanılmış oluyor. Her gittiğiniz mekanda başka bir ses dünyasıyla karşılaşıyorsunuz. Dolayısıyla oranın karakterini bence bu durumlar kesinlikle belirliyor.' diye konuştu.
Kayıkçı, mekanların geçmişteki işlevleri ile bugünkü kullanımları arasındaki farklılıkların da projede dikkat ettiği unsurlar arasında yer aldığını belirtti.
Bu durumu 'Sonic After Lives' ifadesiyle tanımladığını dile getiren piyanist, 'İlk fonksiyonun varkenki ses dünyasıyla şu anki fonksiyonlar arasında çok fark var. O da ona iki farklı hayat kazandırıyor. Bunlara da çok dikkat ettim.' ifadesini kullandı.
'O ruha biraz geri dönmek istiyorum'Büşra Kayıkçı, 2019'daki çalışmalarından bugüne müzikal yaklaşımında yaşanan değişime de değinerek, müzik endüstrisinin gelişen dinamiklerinin bestecilik konusunda kararlarını etkilediğini söyledi.
Kariyerinin ilk dönemlerindeki çalışmalarına bugün yeniden baktığında daha cesur bir müzisyen gördüğünü dile getiren Kayıkçı, şunları kaydetti:
'(O dönem) Bence çok daha cesurmuşum. Şu an belki kurduğum ses dünyaları açısından daha cesur algılanıyor olabilirim. Ama ben orada amatör ruhuna sahip çıkan ve onu filtrelerden çok geçirmeyen bir Büşra duyuyorum. Hatta bunun üzerine çok sık düşünürüm. Şimdi kariyer ilerledikçe, müzik endüstrisinde anlaşmalar vesaireler yapılınca işin içine çok fazla denklem giriyor. 'Bu şarkının girişi çok mu uzun oldu? Dinleyiciyi kaybettik mi' vesaire derken bir sürü parametreyi bir anda düşünmeye başlıyorsun. Bu da bence sizi biraz kısıtlıyor.'
Kayıkçı, ilk dönem çalışmalarındaki yaklaşımını bugün de korumak istediğinin altını çizerek, 'Oradaki Büşra'nın ruhunu daha çok seviyorum ve aslında ona geri dönmeye çalışıyorum. Her ne kadar daha fazla şey yapıyor olsam da şu anda o ruha biraz geri dönmek istiyorum.' dedi.
'Başka coğrafyalara da geçmeyi planlıyorum'Eserlerinin dans, moda, görsel sanatlar ve farklı sahne çalışmalarıyla buluşmasının müzikal üretimine etkisini de değerlendiren Kayıkçı, bu işbirliklerinde çoğunlukla lisanslama yöntemiyle ilerlediklerini ancak belirli bir görüntü üzerine müzik bestelemenin farklı bir üretim süreci gerektirdiğini söyledi.
Büşra Kayıkçı, iki çalışma biçimi arasındaki farkın kendisi için de dikkat çekici olduğunu belirterek, şunları anlattı:
'Görüntü üzerine bir şey yazmanız istendiğinde yani artık o işin nasıl ilerleyeceğine dair hayal gücü biraz da başkasının elinde olduğunda daha farklı bir rota izleniyor. Epey farklı iki yol, onu fark ettim. Benim tamamen özgür olduğum şeyler daha tatlı, keyifli geliyor. Ama tabii ki diğeri de insana başka bir beceri kazandırıyor. Bir görseli takip ederek müzik yazmak, o da başka bir matematik gerektiriyor. Onun da keyifli bir tarafı var.'
'Beyond Walls' projesinin uluslararası ayağına ilişkin Kayıkçı, 'Üç şehirde çalışma yaptık aslında. Önümüzdeki yaz gibi yayınlanacak, öyle planlıyoruz. Tokyo'da bir bina üzerinde çalıştık. Berlin'de, sonra New York'ta bu yaz gittiğimde çalıştık. Biraz daha başka coğrafyalara da geçmeyi planlıyorum. Suriye, Özbekistan gibi. O şekilde o albümü de inşallah bu yıl ve önümüzdeki yıl tamamlamayı düşünüyorum.' dedi.
Amerika'da turne gerçekleştirme hayaliGrammy Ödülleri'ni düzenleyen Recording Academy'nin oy kullanma hakkına sahip üyeleri arasına kabul edilmesini de değerlendiren Kayıkçı, haberi Kanada'ya gitmek üzere uçaktayken aldığını belirtti.
Kayıkçı, bunun kendisi için Amerika kıtasındaki ilk konser yolculuğu olduğunu aktararak, bir gün Amerika turnesi gerçekleştirme hayali olduğunu paylaştı.
Bu gelişmenin kendisini yeni çalışmalar konusunda heyecanlandırdığını dile getiren Kayıkçı, 'Hem Kanada konserine giderken o haberi almak, hem de böyle bir nitelikli bir topluluğun parçası olmak bana epey geleceğe dair ümit verdi. Belki yakın zamanda bir turne planlarız diye düşündüm.' diye konuştu.
- 'Nota kitabı değil de biraz sanat kitabı gibi bir kitap oldu'
Kayıkçı, müzik çalışmalarının yanı sıra yakın zamanda 'Eskizler' albümünün notalarını ve kişisel arşivinden parçaları içeren bir kitabının yayımlandığını kaydetti.
Kitabın yalnızca nota kitabı olarak değil, sanat kitabı niteliğinde hazırlandığını vurgulayan Kayıkçı, yakın zamanda yayımlanan çalışmada 13 eserin notasının yer aldığını kaydetti.
Kitapta 'Eskizler' albümünün yanı sıra 'Madde 42' ve 'Tuna' gibi dönemde yayımlanan bazı teklilerin notalarının da bulunduğunu aktaran Kayıkçı, çalışmada kendi el yazısı notları, fotoğrafları ve grafiklerinin de yer aldığını söyledi.
Kayıkçı, son dönemde 'Beyond Walls' projesinin uluslararası ayağını tamamlamak için çalışmalarını sürdürdüğünü, çizimlerine de daha fazla ağırlık vermeye başladığını belirterek, 'Belki yakında böyle farklı işbirlikleri, sürprizler olabilir.' ifadelerini kullandı.
Muhabir: Özlem Limon, Aişe Hümeyra Akgün





