
Bulgaristan’da bir önceki hükümette Tarım ve ORMAN Bakanı olarak görev yapan İvan Hristanov, katıldığı BULTÜRK etkinliğinde Bulgaristan siyasetinin geleceği konusunda çok önemli ve çok dikkat çekici açıklamalarda bulundu ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olacağını açıkladı.
YENİÇAĞRI HABER MERKEZİ
Bir önceki Bulgaristan hükümetinde Tarım ve Orman Bakanı olarak görev yapan İvan Hristanov, Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği (BULTÜRK) tarafından düzenlenen Türklere yönelik katliam ve sürgünler konulu kitabın tanıtım etkinliğinde yaptığı konuşmada bölgesel ve küresel gelişmeler, özellikle de Bulgaristan siyasetinin geleceği konusunda önemli açıklamalarda bulundu.
Konuşmasında Bulgaristan’daki adaletsizliklere, sistemsel sorunlara ve yıllardır biriken yolsuzluk düzenine dikkat çeken Hristanov, bakanlık yaptığı dönemde, hem Bulgar vatandaşlarına hem de Bulgaristan’ın dış ilişkilerine zarar veren bu yapılanmalarla mücadele ettiğin ibelirterek, “Bulgaristan’da yaklaşık otuz yıldır devam eden bazı yanlış uygulamalara toplumun büyük bölümünün korku, baskı ve çaresizlik nedeniyle sessiz kaldığını, fakat bu sessizliğin bozulması gerektiğini” vurguladı.

HRİSTANOV “CUMHURBAŞKAMLIĞINA ADAYIM” DEDİ
Hristanov’un bölgesel ve küresel sorunları değerlendirdiği konuşmasının en ilgi çeken bölümü, Ekim 2026’da yapılması planlanan Bulgaristan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, liderliğini yaptığı Birlik Partisi adına aday olduğunu, ilk kez BULTÜRK etkinliğinde açıklamasıydı.
Hristanov’un bu açıklaması, yalnızca bir adaylık beyanı olarak değil, aynı zamanda, “Bulgaristan iç ve dış siyasetinde yeni bir anlayışının işareti” olarak değerlendirildi. Hristanov, Cumhurbaşkanlığı makamının bugüne kadar ülkedeki azınlıkların temsili konusunda yeterli ve cesur adımlar atmadığını belirterek, seçilmesi hâlinde danışman kadrosunun önemli bir bölümünde azınlıklara yer vereceğini söyledi.

Hristanov’un bu sözleri, Türkler başta olmak üzere, Bulgaristan’da yaşayan farklı etnik ve kültürel topluluklar açısından çok önemli bir mesajdı. Çünkü gerçek demokrasi, yalnızca sandığa oy atmak değil, toplumun bütün kesimlerinin devlet yönetiminde kendisini görebilmesiyle mümkündür. Azınlıkların yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan kitleler olmaktan çıkarılıp karar alma mekanizmalarında yer bulması, Bulgaristan demokrasisinin geleceği açısından hayati önemdedir.
HRİSTANOV: “TÜRKİYE ARTIK ESKİ TÜRKİYE DEĞİL”
Hristanov, konuşmasında Türkiye-Bulgaristan ilişkilerine de geniş yer ayırdı. Türkiye’nin artık eski Türkiye olmadığını, dış politikada, savunmada, ekonomide ve bölgesel etkinlikte önemli bir dönüşüm yaşadığını dile getirdi. Türkiye ile Bulgaristan’ın yalnızca komşu iki ülke olmadığını; Asya ile Avrupa arasında stratejik bir köprü konumunda bulunduğunu belirtti.
Yeni dünya düzeninde enerji hatları, lojistik koridorlar, ticaret yolları, güvenlik politikaları ve bölgesel iş birlikleri yeniden şekillenirken, Türkiye ve Bulgaristan’ın birlikte hareket etmesinin iki ülkeye de büyük kazanç sağlayacağını ifade etti. Hristanov’a göre iki ülke arasındaki ilişkiler yalnızca diplomatik nezaket çerçevesinde değil, somut projeler, ekonomik ortaklıklar ve kültürel yakınlaşma üzerinden daha ileri bir seviyeye taşınmalıdır.
BULTÜRK etkinliğinde yapılan bu açıklamalar, Bulgaristan’daki Türk toplumunun, azınlıkların ve demokratikleşme arayışlarının geleceği bakımından dikkatle takip edilmesi gereken bir gelişme olarak öne çıktı. Hristanov’un yolsuzlukla mücadele, azınlıkların temsili ve Türkiye-Bulgaristan ilişkilerinin güçlendirilmesi yönündeki mesajları, Bulgaristan siyasetinde yeni bir tartışma zemini açabilecek niteliktedir.
TARİHİ BİR AÇIKLAMA
BULTÜRK’ün ev sahipliğinde gerçekleşen bu buluşma, yalnızca bir kitap tanıtımı değil; aynı zamanda Bulgaristan’ın geleceği, demokrasinin derinleşmesi, azınlık hakları ve bölgesel iş birliği açısından önemli mesajların verildiği tarihi bir platform oldu.
Bugün artık açıktır ki, Bulgaristan’ın geleceği; korkularla, suskunluklarla ve eski alışkanlıklarla değil, adaletle, cesaretle, şeffaflıkla ve bütün vatandaşlarını kucaklayan bir devlet anlayışıyla inşa edilebilir. Bu anlayışın güçlenmesi, yalnızca Bulgaristan’daki Türklerin değil, Bulgaristan’ın tamamının yararına olacaktır.
RASTLANTI MI?
Hristanov’un cumhurbaşkanlığı adaylığını Bulgaristan Türkleri’nin, Balkan kökenli vatandaşların ve farklı toplumsal kesimlerin temsil edildiği bir platformda ilan etmesi, toplumun tamamına ulaşmayı hedefleyen kapsayıcı bir siyaset anlayışının sembolik bir göstergesi olarak değerlendirildi.
“Devletin Gücü, Bütün Vatandaşlarını Kucaklayabilmesidir”
Hristanov'un üzerinde durduğu en önemli konulardan biri de, azınlıkların devlet yönetimindeki temsili oldu.
Cumhurbaşkanlığı makamının bugüne kadar toplumun bütün renklerini yeterince yansıtamadığını ifade eden Hristanov, seçilmesi halinde danışman kadrosunda farklı etnik ve kültürel topluluklardan isimlere yer vereceğini açıkladı.
Bu yaklaşım yalnızca azınlıklara yönelik bir jest değil; devlet yönetiminde liyakat, çeşitlilik ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine yönelik bir anlayış olarak dikkat çekti.
“TÜRKİYE ve BULGARİSTAN YENİ DÖNEMİN İKİ STRATEJİK ORTAĞI OLABİLİR”
Konuşmasının uluslararası boyutunda ise Türkiye-Bulgaristan ilişkileri öne çıktı.
Hristanov, Türkiye'nin son yıllarda savunma sanayiinden diplomasiye, enerji politikalarından bölgesel liderliğe kadar birçok alanda önemli bir dönüşüm gerçekleştirdiğini belirtti ve Türkiye'nin artık yalnızca komşu bir ülke değil, Avrupa ile Asya arasında küresel dengeleri etkileyen önemli bir aktör hâline geldiğini söyledi.
Bulgaristan'ın da Avrupa Birliği üyesi olarak bu yeni jeopolitik dengeleri doğru okuması gerektiğini ifade eden Hristanov, iki ülkenin ulaştırma koridorları, enerji güvenliği, ticaret, lojistik ve bölgesel istikrar alanlarında çok daha güçlü ortaklıklar kurabileceğini dile getirdi.
Bu program, bir kez daha, BULTÜRK'ün yalnızca kültürel faaliyetler yürüten bir sivil toplum kuruluşu olmadığını, Türk Dünyası’nın ortak hafızasını yaşatırken aynı zamanda Türkiye ile Bulgaristan arasındaki diyalog kanallarını güçlendiren, farklı siyasi görüşleri aynı platformda buluşturan ve ortak gelecek vizyonuna katkı sunan önemli bir düşünce kuruluşu olduğunu da ortaya koymuş oldu.




