$ DOLAR → Alış: 5,47 / Satış: 5,50
€ EURO → Alış: 6,15 / Satış: 6,18

SON DAKİKA:

Kimden ve nasıl istemeliyiz?

Mustafa BEŞDERE
Mustafa BEŞDERE
  • 19.06.2018
  • 800 kez okundu

Dr. Stephen Covey’in Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı kitabını okuduktan sonra hazırladığım ve kuantum fiziği anlayışı ile güncellediğim şahsi misyonumun 44 maddesini önceki iki makalemde arz etmiştim. Kaldığım yerden devam ediyorum.

45. Hiçbir zaman zihnimde kötü, karamsar, olumsuz senaryo ve resimlere yer vermeyeceğim. Başıma gelen olumsuzlukları bile, daha beteri olmadığı için sevinerek unutup hiç düşünmeyeceğim. Derhal o olumsuzluğun izlerini silici, sevindirici bir tabloyu zihnimde oluşturarak şahsi vizyon olarak kabul edip yukarıda açıkladığım adımlara uyacağım.

46. Sıradan, boş ve faydasız olan düşünceleri zihnimden uzak tutacağım. İnsanları sevindirecek, kendimi ve ailemi mutlu edecek düşünceleri daima zihnimde bulunduracağım.

47. Daha güçlü ve dengeli olabilmek için kendimi başkalarına beğendirmeye ve olduğumdan başka görünmeye çalışmayacağım.

48. Bütün insanlara, mahlukların en şereflisi olduğu için ve Allahü Teâlâ’nın kulu oldukları için şefkat göstererek merhamet edeceğim. Maddi ve manevi pisliklerden kurtulmaları için çaba sarf edeceğim. Müslümanlara, imanla şereflenip kulluk görevlerini yaptıkları için saygı gösterip onları seveceğim.

49. Sağlığımın Allahü Teâlâ’nın bana bir emaneti olduğunu bilip onu koruyacağım. Her şeyden önce üzüntünün, sağlığımı bozan en büyük amil olduğunu ve sağlık ile düşünceler arasında bire bir münasebet olduğunu düşünerek, üzücü olaylara yaklaşımım, 49’uncu maddede açıkladığım şekilde olacaktır. Beynimizin bütün azalarımıza sağlıklı olmaları yolunda emirler göndermesini sağlayıcı düşünceler içerisinde olacağım.

50. Beden ile zihin, zihin ile de mikro evren bir bütün olduğundan, vücutta meydana gelebilecek en ufak bir ağrının bile tesadüfen olmadığını, bir mesajı ve amacı olduğunu yani daha büyük bir hastalığın habercisi olduğunu düşünerek tedbirimi alacağım.

51. Her zaman neşeli ve güler yüzlü olacağım. Kendi sıkıntılarım ile etrafımdakileri üzmeyeceğim. Etrafıma pozitif enerji yayacağım.

52. Nasıl biri olmak istiyorsam, yani hayalimdeki örnek insan nasıl biri ise onun gibi davranacağım. Bilinç altımın olağanüstü gücünü kullanmaya çalışacağım.

Şimdi, isteyeceğiz amma kimden ve nasıl isteyeceğiz, bu 52 maddenin ışığında özetleyelim. Herhangi bir şeyi, kuantum fizik yasalarına uygun olarak aşağıda bildirdiğimiz şekilde istemeli.

a. Öncelikle kuantumcuların dediği gibi evrenden değil, Allahü Teâlâ’dan isteyeceğiz.

b. İsteyeceğimiz şey, helal veya mübah olmalıdır. Doktor olmak veya mal sahibi olmak gibi. Haram olan bir şeyi istememeliyiz. Allahü Teâlâ onu da verir ama karşılığında günah kazanmış oluruz.

c. Niçin istiyoruz? Allah rızası için. İhlâs ile Allahü Teâlâ’ dan isteriz. Mesela dua ederek “Ya rabbi, kullarının şifa bulmasına vasıta olup onları sevindirebilmek için doktor olmak istiyorum, beni muvaffak eyle.” diye niyet etmeliyiz. İhlas demek, yapacağın işi, Allahü Teâlâ’nın da beğenmesi demektir.

d. Niyetimizi düzeltiriz. Hayalimizde vizyonumuzu oluştururuz. Tasarlayıp zihnimizde şekillendiririz. Mesela bir talebe üniversiteye girse ve dese ki “Ya Rabbi, ben bu üniversiteyi bitireceğim ama edindiğim bilgi ile bir mevki sahibi olunca senin kullarına yardım edeceğim. Kazandığım parayla setr-i avret yapacağım, evlenince hanımıma iyi bakacağım.” Neticede bir iki dakikalık bir niyet. O niyetle üniversiteye girenin, mezun oluncaya kadar her nefesine zikir sevabı yazılır.

e. Sebeplere yapışırız. Önce insanlara iyilik yapıp, mesela sadaka verip, yemek yedirip onları sevindiririz. Cenabı Hakk’ın kullarına karşı yapılan iyiliği, Allahü Teâlâ kendine yapılmış kabul ediyor. Dolayısıyla bunun karşılığını bin kat verir, hatta bin kattan fazla verir. Sonra günde yetmiş defa “Estağfirullah min külli ma kerihallah.” deriz. Bunu yapmak manevi sebeptir ki, maddi sebep ve fırsatların da karşımıza çıkmasına sebep olur. Derslerimize çok iyi çalışıp başarıyı Rabbimizden bekleriz. Kendimizden bilmeyiz. Cenabı Hakk’ın en çok kahr yani gadap edeceği kişi Allah’a değil de kendine güvenendir. Mümin ile kâfir arasında çok mühim bir fark var. Mümin, başına ne gelirse gelsin Allah’tan bilir, her türlü sebebe yapışır, sebepten değil Allah’tan bekler. Kâfir ise nefsinden bilir, yani kendinden, sağından, solundan, insanlardan bilir. İlaç içip de şifayı ilaçtan bekleyen, kâfir olur. Çünkü böyle inanmak şirktir, Allah’a eş koşmaktır. Çünkü şifayı veren Allah’tır.

f. Allahü Teâlâ’nın sevgili kullarını vasıta ederek dua eder, isteriz. Allahü Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîm’de buyuruyor ki; “Kendinize iyi vasıta arayın, iyi vesile arayın”. Onlar da Allah adamlarıdır. Onları vesile ederseniz, onların hürmetine isterseniz Allahü Teâlâ sevdiklerinin hatırı için verir.

g. Vizyonumuzu gerçekleşmiş gibi hissederek, o anı olmuş gibi zevk almaya çalışırız. Yani vizyonumuzun olacağına veya herhangi bir isteğimizin tahakkuk edeceğine inanarak ümit ederiz. Çünkü Allahü Teâlâ’nın “İsteyin, vereyim.” buyurduğunu bilir ve inanır, bunu sürekli tekrarlarız. Çünkü sözlü veya zihnen tekrarlamalar bir işin olmasını mümkün kılabilir. Büyük âlimler buyuruyorlar ki “Allahü Teâlâ vermek istemeseydi, istek vermezdi, yani aklımıza gelmezdi.”

h. Bu tekrarlar vizyonumuza ulaşmamızda bize yardımcı olarak, insanların zihinlerinde, bize yardım etme isteği uyandıracaktır. Nasıl? Allahü Teâlâ, beynimizden elektromanyetik dalgalar halinde çıkıp mikro âleme yayılan isteklerimizle ilgili düşüncelerimizi, bize yardımcı olabilecek kullarının kalplerine ilham eder veya hafızalarında şekillenmesini sağlar. Bir de bakarız ki arkadaşımız veya tanımadığımız birisi, bizim isteğimize kavuşmamıza vesile olmuş.

i. Bunun yanı sıra sebeplere yapışma konusunda, irade-i cüziyemizi kullanarak doğru tercihler yapmaya çalışırız. Bunun için de istişare ederiz. Sebepler âleminde çalışıp gayret ederiz.

j. Bütün bunlara rağmen isteklerimize kavuşamazsak, bunun bizim için daha hayırlı olacağını düşünerek asla üzülmeyiz. Neticeyi tevekkülle karşılarız. Allah’a tam tevekkül etmiş bir mümin olarak “Hayır da Allah’tan, şer de Allah’tan, neylerse güzel eyler.” deyip bu maddeye kadar olan adımları tekrarlarız.

k. Şu veya bu şekilde istediğimiz oldu, nimetlere kavuştuk. Elimizden gitmemesi ve müteakip isteklerimizin de olması için ne yapmalıyız? Cenabı Hakk’ın verdiği nimetin, iman nimetinin, vücut sağlığı nimetinin, akıl nimetinin, iş nimetinin, eş nimetinin hepsinin ayrı ayrı teşekkürü icap eder. Bunun için de çok ağır yükümlülükler yok. Sadece bunların Cenabı Hakk’ın birer ihsanı olduğunu, Allahü Teâlâ’nın birer nimeti olduğunu kabul etmek ve ondan sonra ona şükretmek lazım. Onun şükrü de nasıl yapılır? Neyi emretmişse onu yapmak, neyi yasaklamışsa ondan vazgeçmek lazım.

İşte bu şekilde isteyince hem dinimize hem de kuantum fiziği kurallarına uygun hareket etmiş oluruz. Batılı bilim adamları laboratuvarlarda yaptıkları çalışmalar sonucunda metafizik sonuçlara ulaşmışlar, ancak bazı şarlatanlar İslâm dininin fıkhi ve batıni (kalp ile ilgili) ilimlerini, bilmediklerinden, hatta kabul etmedikleri için, bilim adamlarının buldukları kuantum yasasını istismar ederek saçmalayıp kendilerine tanrılık yakıştırmasında bulunmuş ve evreni de haşa Allah yerine koyarak kendilerince fizik ötesi sonuçlara açıklama getirmeye çalışmışlardır. Bizim kültürümüzde ise bu konulara 1400 yıl öncesinden bugüne kadar çok çeşitli açıklamalar getirilmiştir. İşte biz bunlardan istifade ederek bu 52 maddeyi kaleme aldık. Şunu tekrar ifade edeyim ki kuantum fizik yasaları, bizim dinimizde vuku bulan olağanüstü olaylara ilmî açıklık getirmiştir. Kuantum fiziği ile ilgili makalelerimi sabırla okuyan okuyucularıma teşekkür ederim efendim.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Düşüncenizi Paylaşın

Önceki yazıyı okuyun:
Yeni Çağrı Gazetesi 20 Haziran 2018 Çarşamba Tarihli Gazete Sayfaları

Gazetemizin tüm sayfalarına web sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Kapat