RÖPORTAJ: UĞUR MALERİ

Deniz Hanım ile kitabı “Altın Krallık Lidya” üzerine keyifli ve öğretici bir röportaj yaptık. Bu sohbet sayesinde hem Deniz Hanım’ı hem de kitabını daha yakından tanıma fırsatı buluyoruz. Deniz Hanım’ın yazarlık serüvenini ve yazma disiplinini, kitabının ince noktalarını ve ele aldığı başlıca konuları, kendilerinden kıymetli cevaplar ile öğreniyoruz.

Deniz Hanım merhabalar. Kitaba geçmeden önce sizleri biraz tanıyabilir miyiz?

Merhabalar, işletme bölümü mezunuyum. Şu an için tarihi romanlara yoğunlaşmış bir yazarım. Aynı zamanda kitaplarımla ilgili çizimler de yapıyorum. Kaleme aldığım “Larende’nin Varisleri” üçlemesiyle okurlarımı Mehmed Çelebi ve Timur dönemine götürüyorum. Bir diğer romanım “Altın Krallık Lidya” ile Anadolu mitolojisinin ışığında Lidya’nın kapılarını aralıyorum.

— Kitabınızın yazım yolculuğu nasıl bir süreçti? İlk adım nasıl başladı? Ne kadar zamanda bu kitabı yazdınız? Bu yolculukta nasıl bir yol haritası ve disiplin izlediniz?

Ben antik kentleri gezerken veya tarihimizi okurken olaylardan ziyade, o olaylar yaşanırken “İnsanlar neler hissetti?” diye düşünürüm. Oradan bir fikir bulduğumda üzerine gidip araştırma yaparım. “Altın Krallık Lidya”yı bir yılda yazdım. Ben yazarken çok disiplinli ilerlerim. Karakterler hakkında dosyalar tutar, olayın kurgusu hakkında ayrıntılı şemalar oluşturur, tarihi araştırmalarımı detaylandırırım. Yazmakta süreklilik çok önemli, her gün yazmaya devam etmek yeni fikirlerin de gelmesini sağlıyor. Bu nedenle her gün yazmaya gayret ederim. Çünkü ara verince hikâye kopar, ilham soğur ve duygular kaybolur.

—Benim en keyif aldığım sorulardan bir tanesidir bu, bir kitabı yazarından dinlemek inanılmaz öğretici olurken aynı zamanda farkındalık da yaratıyor. “Altın Krallık Lidya”yı biraz sizden öğrenebilir miyiz?

“Altın Krallık Lidya”da güçlü bir uygarlık çökerken bir diğerinin yükselişini anlatıyorum. Lidya zengin, güçlü ve Anadolu’ya hâkim bir ülke. Ancak yeniliyorlar ve Pers yükselişi başlıyor. Ana karakterim prens Atys çok güçlü bir komutan. Babası da iyi bir kral. Ama bir noktadan sonra ne yapsalar olmuyor, hatta başaramayacaklarını bile bile yine de mücadele ediyorlar. Atys’in hikâyesi hem tarihi yönden hem de mitolojik yönden etkileyici. Çünkü mitolojide de o ana tanrıçanın sevgilisi. Aynı zamanda da Atys çok doğal bir şekilde içimizden biri. O bir abi ve bunda hiç iyi değil. Bir oğul ama babasıyla gerilimli bir ilişkisi var. Ve tüm güçlü yönlerine rağmen aşk ilişkilerinde de başarısız olmuş, aşk acısı çeken biri.

— Kitap tam bir Lidya dönemini anlatmıyor. Kral Kroisos döneminde bir rüya ile başlayan, mitolojik de bir havayla süslenmiş olaylar döngüsünün içinde buluyoruz kendimizi ve sonunda herkesin bildiği o Persler’le olan savaşa uzanıyoruz. Zaten Lidya’nın da son kralı Kroisos. Öncelikle, bu yaratılan mitolojik havada o dönemin tanrı ve tanrıçaları, tapınak ayinleri gerçekten Lidya halkının inancı ve uygulama yöntemleri miydi, yoksa sizin kurgunuz muydu?

Bir yere kadar tarihi araştırmalar, sonrası ise kurgu diyebilirim. Boşlukları kurgu ile dolduruyorum ama boşluk kalmaması için de çok fazla araştırma yapıyorum. Ama bir noktadan sonra da bazı şeyleri tam olarak bilemiyoruz. Tapınak yaşamı, ana tanrıça için yapılan kurban törenleri, bakılan fallar ve diğer dini unsurları çok araştırdım ve kitabıma yansıttım. Ama bu tarz törenlerin içinde yer alan insanların neler hissettiğini, o anki düşüncelerini ve olayların akış şeklini ise kurguladım.

—-Üstteki konu ile bağlantılı olarak yine Kral Kroisos’un rüyası ve gerçekten Lidya Pers savaşının bu rüyadaki gibi bitmesi sizin kurgunuz mu, yoksa tarihsel gerçekliği var mı? “Neden sordun?” derseniz, eğer kurguysa muhteşem olmuş ve o rüyanın başından, kitabın sonuna kadar olaylar harika bağlanmış. Kroisos’un ve oğlu Atys’in mızrak hikâyesi gerçek tarihlerinde de var mı?

MÖ 5. yy.da yaşamış tarihçi Herodotos’un yazdığı “Tarih” kitabında olaylar hemen hemen böyle gerçekleşmiş. Herodotos Lidyalılar ve Persler hakkında pek çok bilgi vermiş. Herkesin okumasını tavsiye ederim. Hatta Persler Sardes’i yıktıktan sonra, Pers lideri Kyros, Kroisos’u danışmanı yaparak yanında her yere götürmüş.

— Kitapta da yer alan dönemin meşhur Amazonları ile ilgili, okuyucuyu biraz aydınlatır mısınız? Kitaptaki hangi karakterler gerçek tarihte var ve tam olarak nasıl bir hikayeleri var? Bu kitapta çok merak ettiğim en kritik iki detaydan biri, bu Amazonlar konusu oldu bende. Bu kitaptaki rolleri tam olarak neydi ve nasıl sonuçlandı?

Amazonlar efsanelerle karışmış, araştırdıkça da hayrete düşüren bir halk. Hep de gerçek değillermiş gibi sorgulanıyorlar. Türkiye’de çoğu müzede dikkatli gezerseniz Amazonlarla ilgili bir eser bulursunuz. Lahitlerde Amazon kadınlarla savaşan erkek savaşçı kabartmaları çok kullanılmış. Zaten efsanelerde de erkek savaşçı asla teke tek Amazon kadınını yenemiyor. Erkek illa ki büyülü bazı şeylere ihtiyaç duyuyor ya da hep bir hile yoluyla yeniyor. Akhiellus bile Truva savaşında bir Amazonu öldürüyor, ama düşünürsek Akhiellus da bir yarı tanrı. Yani Amazonlar çok güçlüler. Bilgi kırıntılarından ve rivayetlerden benim vardığım sonuç şu, kadın savaşçılar bir dönem Anadolu’yu ele geçirmişler. İzmir, Amasya, Efes, Kyme gibi birkaç şehrin de kurucuları olmuşlar. Sonra düşüş dönemleri başlamış ve bugünkü Orta Karadeniz bölgesine çekilmişler. Benim kitabımda da artık Amazonların sayıları azalmış durumda. Aynı zamanda Frigya ve Lidya ülkelerinin yıkılışı ile kadının ön planda olduğu ana tanrıça dönemi de soluyor. Kitabımda Amazonlarla ana tanrıça Kubaba yani Kibele arasında böyle bir paralellik yarattım. O dönem kadınlar döneminin sona erişiydi. Anadolu bir ana tanrıça yani toprak tanrıçasının vatanıdır. Ancak Amazonların düşüşü ile birlikte kadın önderliği de azalmıştır.

— Ve kitapla ilgili en merak ettiğim konuya gelmek istiyorum. Spoiler da vermeden, kitabın son sayfasında inanılmaz bir sürprizle karşılaşıyoruz. Bu da kitabın ikinci bölümünün geleceğini gösteriyor sanki, bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Eğer serinin ikinci kitabı gelecekse de ele aldığınız dönem Lidya’nın son dönemi; yeni kitap yine Lidya ile ilgili mi olacak yoksa daha çok Pers tarihi ile ilgili mi olacak?

Evet, kitabımın devamı gelecek. “Altın Krallık Lidya”nın sonunda bazı karakterlere veda ettik, bazı karakterler ise dönüşüm geçirdi. Zaten sonrası inanılmaz hareketli ve özel olarak ilgi duyduğum bir dönem. Devamı için yazdığım notlarım, planlarım var. Dediğiniz gibi sonrası Lidya dönemi ama Lidya’da direnenler var, halkın mücadelesi sürüyor. Pers lideri Kyros ise doğumu efsanelere karışmış büyük bir lider. Pers yükselişi çok ilgi çekici. Bu açıdan yeni kitap hem Lidya ile ilgili hem de Perslerle ilgili olacak.

— Kral olması sebebiyle ön planda olsa da kitapta öne çıkan en baskın karakter sanki büyük oğlu Atys. Bu kitap özelinde sizce Atsy’in etrafındaki en iyi ve dürüst karakter kim, en kötü ve hain karakter kim? Bunların dışında ayrıca açıklamak ya da anlatmak istediğiniz karakterler var mı? Ya da sizin için kitabın en özel karakterleri kimlerdir ve neden?

Evet, en baskın karakter Atys. Kendisi zorlandığı gibi, tüm diğer karakterleri de zorlayan ve çevresini şekillendiren birisi. Kitabımda iyi kalpli biri yok bence, Atys’in de çok hataları vardı. Babası bile iyi bir kral olsa da acımasız biriydi. Hepsi yanlışlara ve doğrulara sahip. Bencil yönleriyle, iyi ve kötü taraflarıyla zor zamanlarda zor kararlar vermek zorunda kalmış, karmaşık karakterler. Örneğin Kandales kötü tarafı daha ağır basan bir kişi olmasına rağmen Atys’e de sadık bir adamdı. Ama bariz en iyi karakter Hermus’dur. Sonuna kadar Atys’i savundu ve yanında oldu. Benim için en özel karakter ise tabi ki Atys. O, zor şartlarda elinden geleni yapmaya çalışa birisi.

— Deniz Hanım emeğinize ve yüreğinize sağlık. Çok keyifli bir röportaj oldu. Kitabınız için de ayrıca kaleminize sağlık. Öncesinde kitabı okumak ve sonra da sizlerle kitabınız hakkında bu röportajı yapmak inanılmaz aydınlatıcı oldu.

Ben de sorulardan çok keyif aldım Uğur Bey. Nazik davetiniz için çok teşekkür ediyorum. Knarr kitap kulübü ile bir araya gelerek kitabımı konuşmak ve sonrasında da sizle bu röportajı yapmaktan çok memnun kaldım. Tekrar tekrar kitaplarla buluşma dileğiyle, görüşmek üzere.