Beşiktaş seçime doğru giderken merak ettiklerimizi Beşiktaş eski başkan adayı ve divan kurulu üyesi Hürser Tekinoktay'a sordum.
Öncelikle Hürser Tekinoktay olarak sizin en belirgin karakter özelliğiniz hangisidir?
En zor sorudan başladınız :), aslında Aslan burcunun tüm kötü özelliklerine sahibim.
Beşiktaş'ın kongre yapısı ve divanda oy kullanacak üyeler hakkında düşünceleriniz nelerdir? Bu yapının kulüp yönetimine etkisi konusundaki görüşleriniz nedir?
Beşiktaş kongre yapısı Türkiye’deki siyaset yapısı ile neredeyse çok benzerdir.
Neden Beşiktaş kongre üyesi olduğunu sorgulamayanların sayısı idealleri uğruna yol alan insanların sayısından çok daha fazladır.
İdealler belki zaman zaman ulaşılmaz olabilir. Ama idealler deniz yıldızı gibidir, topluluklara ve insanlığa her zaman doğru yolu gösterirler.
Daha yüksek idealler de, daha güçlü, daha büyük bir topluluk yaratır.
Bizim kongre yapımızdaki bu yapı Beşiktaş’ın kuruluş ve var oluş ideallerinin dışına çıkmıştır.
Bir asır süren koca irade sistematik şekilde bir takım beklentilerin peşinde koşan kişilerin ve bazı grupların ve onlara yön verenlerin eline geçmiştir.
Hasan Arat'ın projeleri ve açıklamaları hakkında düşünceleriniz nelerdir ve bu açıklamaların Beşiktaş'ın geleceğine nasıl katkı sağlayabilir?
Hasan Arat’ın projeleri ile ilgili en güzel ve derin yorumu aslında sevgili Müslüm Gülhan hocam, Onnik Azinyan ile birlikte yaptığı bir programda yaptı.
Müslüm Hocanın deyişiyle bilhassa inşaat piyasalarında çok sıkça kullanılan ’Lansman’ kelimesi işi en baştan boşa çıkarttı.
Hele ki, projelerin kırmızı neon ışıkları altındaki tanıtım tarzı da Hasan Arat’ın metalaştırılarak sunan bir Lansman’dan öteye geçemedi.
Ayrıca insanlara kendisine imza versinler diye noter masraflarını ısmarladığı gibi, normalde kişi başı minimum 500 TL’ye biletlerinin satıldığı 6500 kişilik kapalı bir konser salonlarından birinde yapması da Beşiktaş ve Türkiye gelenekleriyle hatta gerçekleriyle ciddi anlamda çelişti.
Bir de insanları ve gençleri lüks konser salonuna getirmek için bedava servisler koyması ve her gelene de döner ısmarlaması Beşiktaş seçimlerini Amerika vari başkanlık seçimi kampanyalarına benzetti.
İzlerken seyir zevkini artıran ama ‘aklınıza takılan, kafanıza yatmayan yerleri çözeriz’ mealinde yapılan gösteri yerine şeffaf ve projelerin konuşulduğu, hatta anlaşılmayanın sorulduğu hatta basın mensuplarına yazılı bir kitapçık eşliğinde bunları dağıtıp tek tek anlatması gerekmez miydi?
Hasan Arat son 25 yıllık hayat dilimi içinde, Süleyman Seba’nın baştan ve sondan kırpılmış bir cümlesi ile seçim kampanyası yaptığı halinin üstüne, bu Amerikan vari gösteriyi Süleyman abi görse Hasan Bey’e ne derdi?
Projelerin detayına gelince;
Işık oyunlarıyla çabuk çabuk geçişlerin olduğu yerlerde bir sürü vaadi peş peşe veren Hasan Arat göreve talip olduğu 1,5 yılda ne yapacağı yerine yılda 25 milyon euroluk bir ‘App’la (application-uygulama) 4,5 yılda tüm borcunu kapatacağını söylemesi az önce söylediğim nedenler ile tuhaf oldu.
Ayrıca Akatlar’da yapmayı vaat ettiği 100 odalı otel, 82 daireli residense projesi, bizim yıllardır cefasını çektiğimiz adeta camianın içine bomba gibi düştüğü insanları gruplaştırdığı ve hatta belki de Süleyman abiye ‘Ahmet Dursun, Seba Gitsin’ dedirttiği Fulya Projesi gibi bir inşaat projesi değil miydi?
Şahsen kendi adıma söyleyeyim 2 şey beni rahatsız ediyor.
Birincisi inşaat projeleri, ikincisi FON işleri…
Ülkemiz için sıkıntı yaratan iç ve dış etkileyici tüm faktörlerin temeli bu iki unsurdur.
İnşaatın getirdiği para hacmi, ülkedeki orantısız hak dağılımını, şehirleşmeyi ve yaşanmaz bir nüfus yoğunluğu getirerek bu insanları mutsuz etmiyor mu?
Diğeri ise inanılmaz sıkıntılı bir iş FON dedikleri şey paradan para kazanmak için yapılan tüm performansları kapsar.
İşte gelinen duruma bakın dünya FON’lar ve manipülasyonlar üzerine inşa edilmiyor mu? Doğu Avrupa'da yapılan devrimlere bu FON’lar finansman sağlanmadı mı? Polonya, Macaristan ve Ukrayna’da FON’lar vasıtasıyla buradaki toplumlar maniple edilmedi mi?
ABD başkanlık seçimleri sırasında 10 milyon dolar bağış yapan FON’lar, Florya’dan Levent’e kadar gelip, sporu, futbolcuları ve hatta efsane imparator Fatih Terim’i bile darma duman etmedi mi?
Dünyanın ve bizlerin ‘paradan para kazanmak’ yerine üretim yapmamız, üretim ekonomisi yaratmamız gerekmez mi?
Bir diğer husus da az önce konuştuğumuz nedenlerden dolayı "biz 100 bin üye olmalıyız Hemen kombine kart sahiplerini içeri almalıyız." diye yıllardır konuşuyoruz.
Hasan Bey de kongre yapısından şikayet etmesine rağmen; Hangi Rüzgar’a kapıldıysa, ‘Şimdi Kids Club kuralım. 18 yıl sonra 100 bin üye olalım.’ diyor.
Gerçekten trajikomik bir durum.
Bakın Beşiktaş Cumhuriyet Tarihinden eski ve Cumhuriyetin kurulmasında büyük katkıları olan bir spor kulübüdür.
Ve temel kaynağı insandır. Günümüzde futbolun geldiği profesyonelliğin ortaya çıkardığı ticari hacim altında inanılmaz bir rekabet/yarışma ortamı vardır.
Siz Real Madrid, Manchester, Barcelona veya Bayern Münih arasındaki rekabette hiç ‘kim daha iyi inşaat yapacak diye yarıştıklarını’ gördünüz mü ?
Hele iki başkan arasından ki stadyumun büyütülmesi ve çatının değişmesi konusunun günlerdir TV programlarında tartışılır hale gelmesi aslında asıl konudan bizi uzaklaştırdı.
Oranın her açından kabul görerek yapılması söz konusu olacak ise, orası zaten kulübün ve diğer yetkili organların kurumsal olarak yapacağı bir iştir.
Dolayısıyla kırmızı ışık oyunlarıyla yapılan proje tanıtımları geçtiğimiz gün BJK resmi web sitesinden ‘Biz bunları zaten 9 ay önce yapmak için zaten imzaları atmıştık.’ demesiyle boşa düşmüştür.
Aslında bunu soruyu herkes kendisine; “Işık oyunlu projelerden en çok benimsediğiniz 3 projeyi önem derecesiyle sıralar mısınız” diye kendisine sorabilir.
Verilecek cevap konunun kılavuzu olur.
Ayrıca şunu da ifade etmek isterim. Fulya Projesi kapsamında oluşan meşhur Fulya Davasını arkadaşlarının kazandığını söylüyor.
Hasan Bey dersimizi iyi çalıştık demesine rağmen orayı ona yanlış anlatmışlar veya dersini iyi çalışmamış.
Bir kere Fulya Davasını kazanan biri varsa o da Süleyman Seba ve Tekin Bilge’dir.
Mesela dersine iyi çalışan Hasan Arat nasıl oluyor da Sirkeci’deki adliyeden başlayıp 8 sene boyunca tüm duruşmalara ilerleyen yaşı nedeniyle ayağındaki ağrılarla seke seke gelen Tekin Bilge’yi unutuyor.
Tekin Abi çok önemli bir hukukçu olduğu gibi hem Süleyman Abi’nin takım arkadaşı hem de 1952 Helsinki Olimpiyatlarında Türkiye’yi temsil eden bir sporcudur.
Dahasını bırakın, Tekin abi Türkiye’de Futbolcular sendikasını kurmuş ve 2016 yılında vefat etmeden önce Hasan Bey’in de görev aldığı Milli Olimpiyat Komitesi Konsey ve Disiplin Kurulu üyesi olan bir hukukçuydu.
Fulya Davası’nı bizim arkadaşlar kazandı diyerek kimi kast ettiğini bilmiyorum ama Fulya Davasını bize vasilik veren Süleyman Seba kazandı. Beşiktaş kazandı.

Beşiktaş'ın gündemi ve yaşanan sıkıntıların sebepleri hakkındaki analizinizi paylaşabilir misiniz?
Bu sıkıntıların aşılması için önerdiğiniz adımlar nelerdir? Beşiktaş kulübünün yönetiminde görmek istediğiniz temel değişiklikler nelerdir?
Öncelikle Beşiktaş’ın Kongre yapısının daha geniş kitlelere yayılması ve kişisel beklenti içinde bir irade oluşmasının önüne geçilmesi gerekiyor. Bunun direkt çözümü bizim hazırladığımız ‘4B Büyük Beşiktaş Üyelik Projesi’ dir.
Beşiktaş’ın temel sıkıntısı kongre yapısıdır. Bakın bu seçim kampanyalarında olanlardan sonra kongrenin yapısındaki bu durum daha da sert olarak Beşiktaş’ın sorunu olacaktır.
Neden mi? Süleyman Seba dernekleşmeye karşıydı. 2000 yılından önce kurulan 2-3 tane olan dernek belki de Ahmet Dursun sloganlarının temelini oluşturdu.
Süleyman Seba’nın karşı olduğu bu dernekleşme bu seçimlerden sonra daha da muteber olacaktır. Oralardaki kalabalık oluşumlar, kalabalık blok oyları, blok oylarda yüksek pazarlık ve beklentilerin bir borsaya dönüşmesine sebep olacak.
Beşiktaş'ın kırılma noktası olarak gördüğünüz bir dönem var mı? Bu dönemde yaşananlar kulübün geleceği üzerinde nasıl bir etki bıraktı?
Beşiktaş’ın yakın tarihte 3 tane kırılma noktası oldu.
Sırasıyla;
Bunlardan birincisi 2018 Ağustos’unda başlayan Fikret Orman ile Ahmet Nur Çebi’nin kavgası
İkincisi 2019 Mayıs’ın da kongre üyelerinin bizi seçmemeleri. Ki karşı tarafa veren yaklaşık 400/500 kişinin oyu bunu belirledi.
Üçüncüsü Ahmet Nur Çebi’nin Sergen Yalçın ile erken sözleşme imzalamaması.
Beşiktaş’ın ilk kırılma noktası olan kavga Fikret Orman ve Ahmet Nur Çebi arasındaki 2018 yılı yaşanılan ikinci şampiyonluk sonrası başladı. Bu kavga hem içeriden bazı yöneticilerin taraf olması ve kulüpten dışarı evrak sızdırılıp dışarıdaki bazı planların yarattığı gerilim ile doruğa ulaştı. Bu gerilime Şenol Güneş alet edildi. Şenol Güneş’in TFF ile sözleşme yapıp motivasyonunun Beşiktaş’tan uzaklaşmasıyla Beşiktaş bir takvim yılında 140 milyon Euro’lara varan UEFA gelirlerinden ve 3. Şampiyonluktan oldu.
Bakın 140 milyon euroluk bir gelir Beşiktaş’ın bugün tüm banka borçlarını ve faiz ödemelerini kapsayan yekünden fazla bir miktar.
Ahmet Nur Çebi'nin başkanlık dönemiyle ilgili olarak nerede hata yaptığını düşünüyorsunuz ve bu hataların kulüp üzerindeki etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Birincisi Beşiktaş’ın ve futbolun tüm dinamiklerini kullanamadı: Beşiktaş’ı küçük bir eş dost meclisine döndürdü. Ve en önemlisi Sergen Yalçın gibi Beşiktaş’ta görev yapma fırsatını genç yaşta olmasına rağmen kazandığı deneyimle erken yakalamış ve başarılı olacağını her haliyle belli eden bir hocaya gerekli desteği veremedi. vermedi.
Aklı yine eş dost işindeydi. Sonuçta Şenol Güneş’te kalan aklı Sergen Yalçın ile sözleşme krizi yarattı. Bana kalırsa bu süreci iyi kullansaydı. Onun döneminde de Beşiktaş 3 yıl üst üste (Bu sezon dahil) şampiyon olurdu.
Futbolu Ceyhun Kazancı’ya teslim etmemesi gerektiği konusunda defalarca ikaz ettik. Dinlemedi. Sonuçta o konuda da iş işten geçtikten sonra hata yaptığını söyledi.

Beşiktaş ve Türk futbolunda bir sistem geliştirmek için önerdiğiniz yol nedir? Hangi alanlarda iyileştirmeler yapılmalıdır?
Bir kere birincisi kayıt dışı para hareketinin kontrol altına alınması lazım. Kayıt dışı para hareketine müsaade edilirse; arkasından rant için buralara biriken topluluklar oluşuyor. Sonuç bahis ve şikelere ve de tatsız FON’lara kadar gider.
Akincisi mutlak eğitim ile sporun alt yaşlardan itibaren entegre edilmesi gerekiyor. Bunun için Spor Bakanlığı, Eğitim bakanlığı ve TFF nezdinde doğru ve işin her tarafının bilen kişilerin oluşturduğu bir komisyon kurulup gerekli yapılanma yapılmalı.
Üçüncüsü de teknik bir konu ama özellikle alt yapıdaki "Futbol Eğitim Müfredatın" değişmesi gerekiyor.
Başkan adayı olma kararı alırken hangi motivasyon ve projeler sizi cesaretlendirdi? Kulübü daha iyi bir noktaya taşıma vizyonunuz nedir?
Kısa vadede Şampiyonlar Ligine yerleşmek. Orta vadede de Real Madrid ile kalıcı bir rekabet ile yarıştıracak Beşiktaş yaratmak istiyordum.
Neden bu dönem başkan adayı olmak istemediniz?
Kulübün içinde ilginç ve enteresan bir yapı var. Bu yapıyı iyi bilen Hasan Arat 2022 Mayıs’ında yapılacak seçim sırasında yeni bir seçim hazırlığı yaptığını öğrendim.
Önce inanmadım çünkü 2022 seçimlerinden 3 yıl sonra olacak bir seçime hazırlanmak yerine o gün Çebi’ye karşı birleşmek için ortaya çıkması gerekirdi.
Ne ilginçtir ki 2022 seçimleri biter bitmez Hasan Arat benim çevremdeki herkesi benim haberim olmadan yanına toplamaya ve süslü ziyafetler vermeye başladı. Bazı hassas kişiler bundan rahatsız oldu beni haberdar ettiler.
Bu organizasyonlar devam ederken “Şu an gündemde seçim yok ancak ben Başkan Ahmet Nur Çebi’yi ve Divan Kurulu Başkanı Tevfik Yamantürk’ü arayarak çalışmalara başladığımı bildirdim, kendilerine ‘Başkalarından değil, benden duyun istedim’ dedim. Seçime daha 2.5 yıl var. ama çalışmalarım devam ediyor, sizler de çalışın.” diyerek 2022 seçimlerinden çıkar çıkmaz bir sonraki seçimlerin 3 yıl sonra yapılacağı 2025 Mayıs için Başkan adayı olacağını beyan edip rezervasyon yaptı.
O dönemlerde ben Çebi’nin olağan üstü seçimlere gidebileceğini açıkçası hiç düşünmüyordum. Ancak Hasan beyin çok yakınındaki bazı kişiler Pendik maçından hemen sonra ‘Kasım ayında olağanüstü kongreye gidilecektir’ diye bizzat beni de arayarak görüş bildirdiler. Buna da pek inanmamıştım.
Ama Çebi ve Şenol Güneş üzerindeki baskı Kasım’da istifa gelir öngörülerini doğruladı.
Beşiktaş’ın sezon başında yarışma içinde olduğu bir dönem olağanüstü kongre ortamında benim çıkıp aday olmam doğru olmazdı.
Hele ki 3 yıl önceden rezervasyon yaptıran Hasan Arat varken….
Ayrıca o rezervasyondan sonra aday olsam Fulya Davası süresince yaklaşık 17 yıldır oluşan muhalefet tabanındaki dirençli oyların bölünmesi söz konusu olacaktı.
Böyle bir şey ve ortamın içinde olmak benim tarzım değildi. Hiç bir zaman bir koltuk derdim olmadı. Olmazda…
Zaten bir inşaat yüzünden bütün camia birbirine girmişti. Üstüne başka bölünme daha olacaktı. Bölünme içinde bir başka bölünme Beşiktaş’ın geleceğine zarar verirdi.
Onun için böyle bir şeye vesile olamazdım. Belki ‘Siz kazanırdınız sizin arkanızda ciddi bir kitleniz vardı. Neden?’ diyen çok olur. Doğru ve haklılar ama bana inanan ciddi bir kitle kongre üyesi değil. Aslında en önemli sorun da bu başkan seçen, hatta başkan adayı olunan irade sadece Beşiktaş’ı düşünen bir irade değil.
Neticede seçim süreci beni haklı çıkardı Hasan Arat’ın karşısına çıkan herkes ne yazık ki ortak propaganda ile hain oldu, karalama kampanyalarına kurban gittiler. Aday olsaydım bana da bölen diye algı oluşturulacaktı. Bunu yapmak için hazır durumda olan yapıyıda belgeli olarak iyi biliyorum.
Ahmet Nur Çebi'nin ve taraftarlarının karşı karşıya gelmesine neden olan olay hakkında düşünceleriniz nelerdir? Ahmet Nur Çebi'ye yönelik eleştirilerde haksızlık mı yapıldı?
Ne yazık ki taraftarın haklı olduğu kısım fazlasıyla var. Ancak sezon henüz açılmadan bir grubun Dolmabahçe’ye gidip küfür ettiği olay taraftara mal edilemez, Ahmet Nur Çebi en çok bu olaya yakınmıştır. Bana kalırsa o gün olayları veya oradaki bazı gençleri oraya yönlendirenler varsa kabahatlidir.
Başkan adayı olduğunuz dönemi hatırlayarak, o dönemde yaşananlar ve bu süreçteki deneyimleriniz hakkında neler söylemek istersiniz?
O gün seçimi kazanmak için değil Beşiktaş’ı yönetmek için bir kadro kurmuştum.
Özellikle John Toshack, Rasim Kara ve Sergen Yalçın ile oluşacak temelin altında büyük bir planlama vardı.
Düşünün John Toshack’a Real Madrid veya Liverpool kulübü başkanlığını verin. Onu en iyi şekilde yapar. Belki de şimdiki mevcut başkanlardan bile daha iyi yapar.
Keza Rasim Hoca da öyle… Rasim Hoca’ya Beşiktaş Kulübünün anahtarını verin yapar.
Biz iki kulüp Başkanına Başkanlık yapacak bir yönetim tarzı oluşturmuştuk.
Böyle bir fırsatın kaçması gerçekten Beşiktaş açısında büyük bir şanssızlıktı.
Orada bir Beşiktaşlı olarak Beşiktaş’ın menfaatlerinin kişilerin menfaatlerinin altında kaldığını görmek tam anlamıyla trajik bir deneyim oldu.
Buradaki en enteresan olay Real Madrid başkanlık seçimleri öncesi ‘Seçimi kazanırsam Beşiktaş'ın teknik direktörü John Benjamin Toshack'ı Real Madrid’in başına getireceğim” diyen Lorenza Sanz seçimi kazanırken;
Biz dünya futbolunun yaşayan en büyük 3-5 efsanesinden biri olan John Toshack’ı Beşiktaş’ın sportif direktörü olarak Beşiktaş’a getireceğiz diyerek seçim kaybetmek oldu :)

Sezon başından bu yana 3 teknik direktör izleme şansımız oldu. Şenol Güneş'in yerine getirilen Burak Yılmaz ve ardından Rıza Çalımbay'ın teknik direktörlük performansları hakkında düşüncelerinizi paylaşır mısınız? Bu hızlı değişim sürecinde takımın genel performansı ve oyun tarzındaki değişiklikleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Şu anda siz başkan olsanız bu takım şampiyon olur mu?
Üçü arasında bir tek Şenol Güneş’i kritik etmek doğru olur. Burak Yılmaz ve Rıza Çalımbay’a olağanüstü zaman ve şartlarda görev teslim edildi.
Ancak Şenol Güneş oradaydı, bir önceki sezon göreve geldiği takımı ve ortamı biliyordu.
Sezon hazırlığı ve takımın sorumluluğu ondaydı. Hem idari, hem de teknik olarak bir çok zafiyet gösterdi.
Ancak şurası bir gerçek şikayetçi olduğu yayıncı kuruluşun ve bazı etkenlerin Pendik maçından başlayarak art niyetli bir davranışı ve çalışması da vardı.
İtalya'nın Lazio Kulübü'nde yaptığınız çalışmalardan sonra nasıl bir perspektif kazandınız ve bu deneyimi nasıl antrenörlük kariyerinizi sürdürüyorsunuz?
Futbolun 1-1 oyunlarının en önemli kriterlerden biri olduğu ve bunun takım idmanlarına nasıl yansıtıldığı konusuna yoğunlaştım. Özellikle taktik konusundaki yetenekleri de tartışılmazdı. Zaman içinde benim antrenörlüğüme büyük katkısı oldu.
O dönem belki de İtalyan futbol tarihinin en önemli dönemi Zeman’lı Lazio ile yaşanıyordu. Zeman onlara futbolun sadece Katenaçyo’dan ibaret olmadığını Katenaçyo’nun günümüz futboluna nasıl modernize edilmesi gerektiğini göstermişti.
Buradaki deneyimlerim bana özellikle, çabukluğun tek merkezde olmadığını, çabukluğun vücut tekniğiyle birlikte gelişeceği perspektifini kazandırdı.
Nitekim Beşiktaş ve Dardanespor’da çalıştığım iki dönemde iki grubun da gelişiminin maksimum ve uluslararası bir katma değer yaratmış olması, kazanmış olduğum idman tekniklerinin bir sağlaması olmuştur.
Türk futbolunu uluslararası arenada temsil eden oyuncu yetiştirmenin boyutunun gururunun yanı sıra, bu oyuncuların başarılarını takip etmek nasıl bir duygu?
Tek kelime müthiş :)
Rıdvan Yılmaz, Emirhan İlkhan, Serdar Saatçi gibi genç futbolcuları siz bu takımın başında yetiştirseydiniz hangi rakamlara giderlerdi. Arda Güler’in doğru zamanda doğru rakama gittiğine inanıyor musunuz?
Benim olduğum yerde futbolcuların hepsi Beşiktaş’ta en büyük başarıları yaşayıp Beşiktaş’ta jübile yapmak ister.
En son en çok istediğiniz şey neydi?
1- Premier Lig’de şampiyonluk için yarışan Liverpool’un hocası olmak
2-Başkanı olduğum Beşiktaş’ın Real Madrid ile Şampiyonlar Liginde final oynaması…
Türk hakemleri hakkında neler düşünüyorsunuz?
Başta güven olmak üzere büyük ve kronik sorunları var

Beşiktaş taraftarının ve Burak Yılmaz'ın ilişkisi son olaylarla kalıcı olarak bozuldu mu, sizce Burak Yılmaz bu olaylarda haksız mıydı?
Burak Yılmaz Beşiktaş’ın kulüp siyaseti içinde hedef oldu. Bu Burak için şanssızlıktı. Ancak bir başka husus da, şayet futbolda saha kenarında başarılı olmak istiyorsan, mutlaka önce mutfağa girmen lazımdır.
O da alt yapıdan geçer. Buralarda deneyim kazanmayan birisinin gerçek anlamda iyi bir teknik adam olması neredeyse imkansızdır.
Beşiktaş'ın dinamiklerini kim bozdu ve bu bozulmuş dinamikler nasıl düzeltilebilir?
Zor ve çok detaylar içeren bir soru :) …
Ama daha belirgin anlamda dinamikler 1 Milyar dolarlık hacmi bulunan Fulya Projesi’yle bozuldu diyebilirim. Aslında 18 yıl sürdürdüğüm bu dava sonucu kasaya giren 56 milyon dolar ve Şan Ökten gerçeği bir anlamda kaybedilen maddi ve manevi değerlerin geri alınmasını sağlamıştır.
Bu olay Beşiktaş’ın geriye doğru kazanabileceği en yüksek değerlerden biri olmuştur. Belki bu gerçek artık Beşiktaş’ın kaybolmuş olan dinamiklerinin tekrar yeşertilmesine vesile olur.
Beşiktaş başkanlık yarışında, Serdar Adalı mı Hasan Arat'ı mı daha başarılı buluyorsunuz ve neden? İkisi de Süleyman Seba’dan bahsediyor sizce Süleyman Seba’nın ekolünü devam ettirebilirler mi?
Seba ekolünü devam ettirmek için onu hissetmek ve yaşamak lazım, şu anda Serdal Bey, o süreci yaşamamıştır. Çok iyi niyetlidir. Ama onun iyi niyeti genelikle bilerek veya bilmeyerek suistimal edilmiştir.
Hasan Arat 1998 yılında Sergen Yalçın ile problem yaşayan Koç Holding İcra Komitesi Başkan Vekiliğinden emekli olan Uğur Ekşioğlu’nun ayrılması sonucu onun yerine Koç kontenjanından gelmiştir.
Öyle dediği gibi Süleyman Abi birileri kulübü ele geçirecek gel bizi kurtar Hasan falan dememiştir. Zaten bu da komiktir. Devlet ile güçlü ilişkileri ve itibarı olan koca Süleyman Seba 30 küsür yaşındaki Hasan’a mı gel bize kurtar diyecektir :) Bu kısım da biraz Amerikanvari olmuş :)
Fazla detaya girmeye gerek yok ama Süleyman Seba ekolünü devam ettirmek için o ekolün içinde yetişmek lazımdır.
Burak Yılmaz'ın itibarsızlaştırıldığına dair düşünceleriniz nelerdir? Ayrıca, teknik direktör olarak transfer edilirken hangi düşünceyle Beşiktaş'a getirildi? Emre Kocadağ, bu sezon Beşiktaş'a isteyerek ya da istemeyerek zarar veren kişiler arasında mı?
Orayı yönetmesi zor olan bir başkan ile çalıştılar. Gerçi Ahmet Nur Çebi ve hatta Şenol Güneş kendilerine tuzak kurulduğunu söylediler. Kanımca haklı oldukları yanlar var idi.
Hal böyle iken Burak ve Emre Kocadağ’ın kritik edilmesinin çok sağlıklı olmayacağını düşünüyorum. Tabi burada Burak’tan çok Emre Kocadağ eleştirilebilir. Ama dediğim gibi daha iyi bir başkan ile çalışsaydı belki Emre Kocadağ’dan kulübe katkı verecek şekilde istifade edilebilirdi.
Beşiktaş'ın tekrar ayağa kalkabilmesi için önerileriniz nelerdir?
Camia içinde Beşiktaş’ın çıkarlarının ön planda olduğu ve şartsız kabul edildiği bir sulh ortamının talep edilmesi gerekir.
Eğer Süleyman Seba şu an yaşasaydı, bu dönemki yönetime sizce ne söylerdi?
Beşiktaş’ı üzmeyin. . .
Bu sezon hangi takımın şampiyon olacağını düşünüyorsunuz?
3 Büyüklerden biri :)
Hakem kararlarının özellikle Beşiktaş'a karşı kasıtlı olduğunu düşünüyor musunuz?
TFF ve Yayıncı kuruluşun birlikte ve hoş olmayan bir politika içinde olduğu kanısındayım.
Onana transferi hakkındaki düşünceleriniz neler? Ayrıca, Burak Yılmaz'ın bu transferdeki rolü hakkındaki iddialar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Fransız basınında çıkan bazı haber ve yorumlarda bir sezon önce sadece 11 maçta sahaya ilk 11’de çıkan bir oyuncuya 5,3 milyon euro bonservis bedelinin nasıl verildiğinin tartışılması sorduğunuz sorunu cevabına verilecek en güzel örnektir sanırım.
Beşiktaş tribününün Mehmet Büyükekşi'ye tutumunun temelinde hangi olaylar yatmaktadır?
Hem Ahmet Nur Çebi’nin, hem de Mehmet Büyükekşi’nin hataları vardır. Ancak işin temelinde Mehmet Büyükekşi bulunduğu makamın nasıl yönetileceği ve Beşiktaş’ın tarihteki büyüklüğünü ve misyonunu bilmediğinden kaynaklanan bir takım kusurları da vardır.

Süleyman Seba'nın gidişine sebep olan Fulya davasında son durum nedir ve Hasan Arat'ın "Sayın 2'nci başkan 'Fulya'yı unutun' dedi, biz unutmayacağız. Beşiktaşlıların vicdanı unutmayacak. Bu seçim köprüden önceki son çıkıştır” ifadesine nasıl yaklaşıyorsunuz? Bu seçimin Beşiktaş tarihindeki önemini nasıl değerlendiriyorsunuz?
“Bu seçim köprüden önceki son çıkıştır” ifadesi çok yanlış bir ifadedir. Aynı seçim için yarattıkları “Bu yol Beşiktaşlıları yolu! sloganı gibi. Az önce dediğim gibi karşısına çıkan herkesi “Beşiktaşlı olmamak” ile suçlayan bir algı üretilmektedir. Aynı şekilde “son çıkış” da çok çirkin bir yakıştırmadır. Beşiktaş Cumhuriyetten önce vardı. Ve her zaman da var olacaktır.
Fulya Davası’na gelince;
Bu dava sebebiyle 56 milyon dolara yakın bir parayı biz geriye getirdik. Şan Ökten Tesisleri"nin tekrar eskisi gibi yapılması için 10 yıl sonra ortak mutabakat sağlattık.
2014’te yönetim ile Aşçıoğlu arasında şaibeli bir tahkim oluşturulduğunu yıllar sonra öğrendik ve işin üzerine gittik. Araştırınca gördük ki kurulan tahkim heyetinde Beşiktaş’ı temsil eden İsmet Yılmaz isimli üye bile Beşiktaş aleyhine oy kullanmış, Hakem heyetindeki Beşiktaş’ın temsilcisi dahil tüm üyelerin Aşçıoğlu’nun iş ortağı Nurol İnşaat ile bağlantı var.
Bunları ortaya çıkardıktan sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına, Beşiktaş’ın söz konusu tahkim kararı ile zarara uğratıldığı iddiasıyla suç duyurusunda bulunduk.
Beşiktaş kulübünün avukatları ise savcılığa verdiği ifadede Tahkim için genel kurulda yetki alındığına dair savunma yapmışlar .
Daha sonra ben Twitter’dan bir çağrı yaptım ve dedim ki dosya numarasıyla savcılığa bir dilekçe verip; ‘Fulya Projesi kapsamında 95 milyon zarara uğramış olduğumuz bu tahkim olayı için BJK Genel kurulunda benden hiç bir yetki istenmedi” deyin.
Ve Hasan Arat da dahil başkan adaylarına, mevcut ve eski divan kurulu başkanlarına dilekçe vermeleri için çağrıda bulundum.
Eski divan başkanımız Yalçın Karadeniz, hiçbir genel kurulda ve divan kurulunda böyle bir yetki verilmedi diyerek çağrıma karşılık verdi ve savcılığa tanıklık dilekçesini sundu.
Fulya üzerinden seçimde prim yapmak yerine gelin bu şikayetime müdahil olun dediğime Hasan Arat bey ise teveccüh göstermemiştir.
İş vicdanlarda unutmayız demek değil sahada icraat yapmaktır.
Bunun için illa ki başkan olmak gerekmez. .
İlginize çok teşekkür ederim,
Hürser Tekinoktay