Türkiye gelmiş geçmiş büyük sorunların, en büyük yıkımların ve en önemlisi tutsaklıkların pençesinde savaşını vermektedir. Ulusal varlıklar

Türkiye gelmiş geçmiş büyük sorunların, en büyük yıkımların ve en önemlisi tutsaklıkların pençesinde savaşını vermektedir. Ulusal varlıklarımız, yeraltı ve yerüstü zengin doğal kaynaklarımız yabancı sermaye, yabancı madencilik şirketlerine rahatça pazarlanmış ve de pazarlanabilmektedir. Bu bağlamda, neresinden bakarsak bakalım büyük bir tutsaklık, gizli bir içten içe hakimiyetimizi elimizden alma planı olduğu söylense yalan da  olmaz hani..


Emperyalist Avrupa Birliği' nin dayatmış olduğu uyum yasaları sayesinde Türkiye topraklarını, madenlerini ve zengin yeraltı kaynaklarını "işletme hakkı" , "mülkiyet hakkı" gibi konuları ile tartışma zemini hazırlamıştır. Türk mühendisleri, Türk şirketleri her türlü koşulda etkisiz bırakılmaktadır. Yabancı şirketlerin bugün kimlerin elinde  olduğunu kimlerin emrinde olduğunu apaçık artık biliyoruz. Bu vesile ile kaynaklarımız, doğal zenginliklerimiz  günü birlik siyaset ve politika oyunlarına alet edilmektedir.

Bu yanlış işlenen politikalar Türkiye' yi her anlamda bir zorlu tutsaklık savaşının içine itmiştir. Bu savaşın ortamında gerçekleşenler  ülkemizin  sömürgeleştirilmesinin görünür olmasını istemekle beraber, elimizden bir şey gelmez imajını da tüm dünyaya yaymaktır. Yabancı madencilik şirketleri ve onların Türkiye'deki  yerli  işbirlikçileri vakıflar, dernekler, sivil toplum örgütleri, etkili ajanları ile bilim adamı gibi, bilim insanı gibi görünümlü olup, çoğu gerçekleştirmek istediğimiz yerli mühendislerimizin  çok yararlı projelerine aleyhte  propaganda yapmışlardır. Güney Doğu Anadolu Projesi, hidro elektrik Santralleri, barajlar Türkiye'nin kalkınması için fırsattır. Fakat bunlar engellenmek istenmektedir. Sözde çevrecilerin  ilgi alanına girmeyen çevre sorunları bağlamında incelediğimiz gerçekler Türkiye'nin kalkınması için  yer altı ve yer üstü zengin doğal kaynaklarını kullanmasının engellenmesinin gündemi açısından önemlidir. Güney Doğu Anadolu Projesi bu bağlamda çok  önemlidir. Bor, Toryum, Neptunyum  madenlerinin varlığı Türkiye'yi daha da güçlü kılarken bu gücü bilen ve göz diken emperyalist ülkelerin karşı projeleri ve engellemeleri bizi her anlamda etkiliyor. Bununla birlikte sır ölümler, mühendislerimizin başına gelen uçak kazaları ve talihsiz ölümler, intihar vakaları ardı ardına gelen ölümler bitmek bilmiyor. Birileri yada bir güç bizim ilerlememizi istemiyor.



Türkiye büyük bir güç ve güçlü bir ülke, Türkiye dışa bağımlı değil dış bize bağımlı. Türkiye jeopolitik konumuyla  orta dengede bir ülke, ve zengin yer altı kaynakları her türlü Türkiye'nin ihtiyacını her yönden karşılayacak nitelikte.  Bu gücün ve zenginliğin farkına çok çok öncelerden bile varılmış. Osmanlı padişahı cennet mekan Sultan Adülhamid Han bakınız o zaman ki şartlarda bile projesi yapılan ve düşünülen GAP için neler demiş;
"Dicle ile Fırat nehirlerinden önüne setler kurulması yoluyla istifade suretiyle akıllıca bir sulama tertibatı kurabilirsek, şimdi çok kurak olan yerleri bundan binlerce sene evvel olduğu gibi cennet haline dönüştürebiliriz." Sultan Abdülhamid Han zamanında uygulamaya konulan proje kapsamında binlerce kilometre şose ve demir yolu inşa edilmiş. Konya Ovası Sulama Projesi gibi benzeri birçok sulama tasarısı hayata geçirilmiş. Hasan Fehmi Paşa, yazdığı dilekçenin detaylarında ise Osmanlı sınırları dâhilin de belirli merkezler arasında şose ve demiryolları yapmayı, iskele ve limanlar inşa etmeyi, bazı bataklıkları kurutup elde edilen araziyi tarıma açmayı, nehirler önüne setler kurarak sulama kanalları vasıtasıyla binlerce dönüm toprağı yeniden canlandırmayı teklif ediyor. Söz konusu dilekçe, imparatorluk yöneticileri arasında büyük ilgi görmüş ve uygulanması yönünde ciddi adımlar atılmıştır.

Artık tutsaklıktan çıkmak gerek. Zamanı gelmiştir, çoktan da geçmiştir. Türkiye'nin Batılı emperyalistlerin dayatmalarına ihtiyacı yoktur. Kendi ekseninde bir politikada, sanayi alanında, ağır sanayi alanında, bilimsel alanda kendi öz sermayesi ile dönmeye, milli sermayesi ile etkili olmaya ihtiyacı vardır. Milli olmazsanız olmaz. elin oğlu gelir senden herşeyini alır  ve sonra, “seni senin içinde” yönetir.