İSTANBUL (AA) - İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneğinin (SDK Türkiye) çatı örgütü Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi (WBCSD) tarafından hazırlanan 'Business Breakthrough Barometer 2026 Araştırması'nın Türkiye sonuçları Galataport'ta düzenlenen basın toplantısında duyuruldu.

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, 'Türkiye İş Dünyasının Dönüşüm Gündemi: Rekabetçilik, Dayanıklılık ve COP31'e Doğru' alt başlıklı araştırma sonucunun açıklandığı programda konuştu.

Ağırbaş, geçen ay Türkiye'de düzenledikleri Sıfır Atık Forumu'na dünyanın 183 ülkesinden 5 binden fazla kişinin katıldığını, bu etkinliğin dünyanın en büyük 'sıfır atık, çevre ve iklim değişikliği bağlamındaki sivil toplantı' olma özelliğini taşıdığını söyledi.

Etkinlikte, Dünya Ekonomik Forumu​​​​​​​, Dünya Bankası ile Birleşmiş Milletler (BM) gibi birçok uluslararası organizasyonun kendileriyle beraber olduğunu aktaran Ağırbaş, 'Bizim bir amacımız var. Daha yaşanılabilir bir Türkiye istiyoruz. Daha yaşanılabilir, daha adil, daha müreffeh bir dünya istiyoruz. COP31'e Türkiye ev sahipliği yapacak. Bu bağlamda, biz COP31'i Türkiye'nin ve bölgenin ciddi bir dönüşüm fırsatı olarak görüyoruz. Bu bağlamda kamu kurumlarımızda çok ciddi hazırlıklar var. İklim ve çevre bağlamındaki regülasyonların güçlenerek kamu sistematiğinde sahiplenilmesiyle alakalı önemli bir adım atılıyor.' diye konuştu.

Ağırbaş, birçok ülkeden devlet temsilcilerinin Antalya'da buluşacağı COP31'de iş dünyasını, sivil toplumu ve akademiyi sürece güçlü bir şekilde entegre etmek zorunda olduklarını dile getirerek, Londra İklim Eylem Haftası'na katıldıklarını anlattı.

İş dünyasının iklim ve çevre süreçlerine güçlü bir şekilde dahil edilmediği zaman gerçek sonuçları alma imkanının mümkün olmayacağına dikkati çeken Ağırbaş, 'Ne yazık ki bu topraklardaki en büyük eksiklik ortak çalışma kültürü. Bizim bu topraklardaki insanlara ortak çalışma kültürünü, beraber iş yapma kültürünü öğretmekten başka şansımız yok. Biz, şayet başarılı olmak istiyorsak, yarın bizlerden sonra gelecek nesillerin bereketli topraklarda yaşamasını istiyorsak, bugünden bu topraklarda ortak yaşama kültürünü, ortak çalışma kültürünü hakim kılmak zorundayız.' ifadelerini kullandı.

Ağırbaş, İngiltere'de yapılan araştırmalarda henüz doğmamış çocukların kanında mikroplastiğe rastlanıldığını, 2050 yılı ve sonrasında denizlerde balıklardan çok plastikler olacağını aktardı.

İklimi ve çevreyi konuşurken dünyanın iklim krizine bağlı etkilenen bölgelerini de görmek zorunda olduklarını vurgulayan Ağırbaş, obezite ilaçlarının fiyatlarının düşürülmesiyle alakalı lobi yapıldığını, dünyanın diğer tarafında da 8 milyon insanın açlık ve susuzluğa bağlı sebeplerden hayatını kaybettiğini söyledi.

Ağırbaş, 8 milyarlık dünya nüfusunda 800 milyon insanın elektriğe erişiminin olmadığının altını çizerek, şöyle devam etti:

'Dünyayı kirleten, sanayiyi bilinçsizce kullanan bazı toplulukların dünyaya verdiği zararın faturasını ne yazık ki dünyadaki elektriği bile tanımayan insanlar ödüyor. Dünyada bu kadar farklı iki kutup var. İşte COP31'de biz bu iki kutbu da aynı masaya oturtmak istiyoruz. Sıfır Atık Forumu'nda bunu denedik. Nairobi'deki bir milyon insanın yaşadığı gecekondu mahallesinden onlarca temsilciyi Sıfır Atık Forumu'nda misafir ettik ve onların yaşadığı süreci bütün dünyaya anlatma fırsatı bulduk.'

Sıfır Atık Forumu'nda denenen modeli COP31'e taşıyacaklarına işaret eden Ağırbaş, dünyanın gelişmiş ülkelerinden aldıkları destekle onları da sürece dahil ederek, dezavantajlı toplulukları COP31 sürecine etkin katacakları bir model geliştirdiklerini belirtti.

Ağırbaş, 'Dünyada çevreye, iklime ve sıfır atığa dair projesi, fikri olan fakat COP toplantısına katılamayacak olan sivil toplum kuruluşlarıyla alakalı özel bir fon oluşturuyoruz. Onları Antalya'da misafir edeceğiz. COP bağlamındaki süreçlerde daha etkin katılmalarını sağlayacağız.' bilgisini verdi.

Düzenledikleri danışmanlık toplantılarında iş dünyası ve sivil toplumla bir araya geldiklerini kaydeden Ağırbaş, dünyanın karşı karşıya olduğu temel meselelerden birinin ekonomik büyümeyle sürdürülebilirlik arasındaki ilişkinin yeniden tanımlanması olduğunu anlattı.

Ağırbaş, sürdürülebilirliği esas almayan hiçbir çalışmanın kalıcılığı olmadığına değinerek, 'Kendi ekosistemini oluşturmayan sivil hareketlerin bile uzun süreçlerde hayatta kalmadığını görüyoruz. Yine çevre politikalarıyla kalkınma hedeflerinin, birbirinin alternatifi olarak bugüne kadar değerlendirildiğini gördük. Fakat çevreyle uyumlu, doğa dostu kalkınma mümkün. Biz, bugün dünyada bunu görüyoruz. Avrupa'da veya yeni teknoloji üreten ülkelerde bunu görüyoruz.' dedi.

Emine Erdoğan'ın liderliğinde 2017 yılında Sıfır Atık Projesi'nin başladığını aktaran Ağırbaş, bunun kıtaları aştığını, Türkiye'nin 81 ilinde ve dünyanın 193 ülkesinde karşılık bulan bir harekete dönüştüğünü sözlerine ekledi.

'Önemli bir kilometre taşı'

SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel ise araştırmanın sonuçlarının Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirlik dönüşümüne ilişkin yaklaşımının, önceliklerinin ve beklentilerinin küresel ölçekte görünür hale gelmesi açısından önemli bir kilometre taşı olduğunu kaydetti.

Toplantıda, 'Türkiye İş Dünyasının Dönüşüm Gündemi: Rekabetçilik, Dayanıklılık ve COP31'e Doğru' başlıklı araştırma sonuçları sunumla aktarıldı.

Sunumda, Türkiye'nin dönüşüm yatırımlarında küresel ortalamanın üzerinde yer aldığı aktarılarak, Türkiye'de şirketlerin sürdürülebilirlik yatırımlarını artırdığı kaydedildi.

Araştırmada, Türkiye'de şirketlerin yüzde 89'unun dönüşüm sürecini yönetebileceklerine inandığının belirlendiği sunumda ifade edildi.

Boşanma aşamasındaki eşinin doğal gazını kapattıran kocaya 3 gün zorlama hapsi
Boşanma aşamasındaki eşinin doğal gazını kapattıran kocaya 3 gün zorlama hapsi
İçeriği Görüntüle


 

Muhabir: Ferhat Yasak

Kaynak: AA