Vazgeçmeyen ve geriye düşmeyi kabullenmeyecek bir teknik direktörü olan siyah beyazlılar ilk maçın avantajıyla Çek rakibini kupanın dışına itti.
Beşiktaş sahaya, sol bek hariç ilk maçın kadrosuyla çıkarken maçın başında baskı kurmasına rağmen skoru bir türlü yakalayamadı.
Sene başı kampı, sıcak ve yeni bir anlayış faktörlerini bir araya getirdiğimizde futbolcuların dinlerek oynamasını İtalyan hocanın tercihi olarak yorumladım.
Kendi saha ve seyircisinin önünde daha farklı bir oyun ve özellikle bol gollü galibiyet bekleyen taraftarlarının beklentisini ne yazık ki boşa çıkardı ama yine gol yemeden turu geçmesini bildi.
Özellikle öndeki üçlünün, Beşiktaş'ın zorluk derecesi yüksek maçlarda yeterli olabileceği kanaatinde değilim. Sol tarafa Trossard, ileri uca Vlahovic geldiğine göre ne kadar gol atmış olsa da Cerny'in yerine kaliteli bir sağ kanat alınması şart oğlu şart.
Orta sahada ise Orkun ve Salih'in ne yazık ki alternatifi yok gibi. Olaitan ve Ndidi birbirine alternatif olabilecek durumda olabilir ama Orkun ve de Salih için bunu demek çok zor.
Djalo varken oynanan oyunla çıktıktan sonraki oyun arasında fark olduğu gibi Murillo'nun performansını Cerny'in performans gösterememesi olumsuz yönde etkiliyor.
Play-off turunda Beşiktaş yine favori ama hiçbir maç garanti değil. Bununla beraber lig serüveni de başlarken transferlerin tamamlanarak bu kadar iştahlı olan Italıano'ya artık teslim edilmesi gerekiyor.
Son sözüm tribünlere; Beşiktaşlı taraftarlar eski özelliğini kaybetmiş durumda ve yönetimin de bu konuya mutlaka eğilmesi artık kaçınılmaz. Takımı ileriye iten, rakibini boğan ve herkesi kendisine hayran bırakan siyah beyazlı tribünler gitmiş, birbirinden bihaber insan topluluğu gelmiş gibi.
Takım iyi, taraftar kötü ya da takım kötü, taraftar iyi hiçbir katkı vermez. İkisi de iyi olmalı ve bir olmalı, dikkat!