ABD, hedeflediği Ortadoğu merkezli yeni bir üretim merkezi (Levant Integration) oluşturma hazırlığından dolayı, Türkiye’yi desteklemek durumunda olsa da, estirilecek “Fars Baharı” rüzgarının “Arap Baharı” rüzgarından çok daha olumsuz etkileri olabilir.

Türkiye, olası bir çatışma olması durumunda, İran tarafında bir tampon bölge kurulması konusunda ısrarcıdır. Bu ısrarlı davranış, 2012’de estirilen “Arap Baharı” rüzgarlarından dolayısıyla yaşanan sıkıntılardan kaynaklanan bir devlet refleksidir.

M. KEMAL SALLI

İran, ABD’nin müzakere masasına koyacağı koşulları kabul etmezse neler olur?

Bugün Umman’da kurulacak masadan anlaşma çıkmadığı takdirde başlayacak olası bir çatışma, ABD ve İran ile sınırlı kalmayacaktır. Bölgedeki askeri üslerde Bahreyn’deki ortak komuta merkezinden gelecek emirleri yerine getirmek üzere hazır bekleyen ABD, İsrail, İngiliz ve Fransız hava kuvvetleri, İran’ın nükleer tesislerini, balistik füze üretim merkezlerini, hava alanlarını bombalamaya başlayacaklar.

6 Parçali İran

Ortadoğu’yu eski arka bahçeleri olarak gören İngiltere ve Fransa da, Libya’nın bombalanmasında olduğu gibi, pastadan pay kapabilmek adına ABD’nin yanında operasyona katılacaklardır.

Yani, “demokrasi götürüyoruz” kamuflajı altında bir “Fars Baharı” yaşanabilir ki, böyle bir gelişme bölge barışını da, küresel barışı da çok olumsuz etkileyecektir.

Time dergisi İran’daki protestolarda 30 bin kişinin hayatını kaybettiğini iddia ederken Tahran bunu reddediyor. Fakat, protesto gösterileri son bulmuş değil. Hamaney direnir mi, kaçar mı, rejim değişir mi belli değil.

Molla rejiminin arkasında Devrim Muhafızları gibi çok güçlü bir destek var; dışardan bir müdahaleyle İran’da rejimi değiştirmek zannedildiği kadar kolay değildir. İran halkı köklü bir devlet geleneğine sahiptir; rejimi değiştirmeyi hedefleyen herhangi bir dış müdahale olduğunda kenetleniverirler. O nedenle, bugüne kadar İran’a rejimi değiştirmeyi hedefleyenler kaleyi içten fethetmişlerdir.

Whatsapp Image 2026 02 05 At 12.49.24

İran’a ilişkin gelişmeleri, Çin’in hayata geçirmeye çalıştığı Kuşak ve Yol Projesi ve ABD’nin küresel üretim merkezini, Türkiye ağırlıklı olarak, Ortadoğu’ya kaydırma hedefi (Levant Integration) çerçevesinde değerlendirmek gerekir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Suudi Arabistan ve Mısır ile peşpeşe imzaladığı anlaşmaları da Levant Integration bağlamında değerlendirirsek, İran merkezli gelişmelerin arka planındaki dinamikleri daha kolay görebiliriz.

ABD DAHA ÖNCE DE DENEMİŞTİ

Whatsapp Image 2026 02 05 At 12.49.24(1)

1979’da İran’da, Atetullah Humeyni elyle yönetimi ele geçiren molla rejimi, bir gün gideceğini biliyor ve kabul ediyor, ama bu değişimi dış müdahaleyle gerçekleştirmek kolay değildir. ABD, son zamanlarda İran’da yaşanan protesto hareketlerini İran’ın FETO’su sayılan Namazi Tarikatı üzerinden organize ediyor. ABD 2024’ün Ocak ayında da, Namazi Tarikati eliyle bir kalkışma organize etmiş, fakat dönemin İngiltere Başbakanı Tahran’a bizzat giderek hazırlığı ihbar etmesi üzerine kalkışma hayata geçirilememişti. İngiltere bugünlerde ABD ile birlikte hareket etmeyi tercih ediyor.

ABD MOLLA REJİMİNİN KALMASINA RAZI OLABİLİR Mİ?

İngiltere’nin arzularını yansıtan TIME dergisi, kapak kompozisyonunda, İran’ı 6 parçaya bölünmüş olarak gösteriyor. Fakat, bölgede daha fazla oylanmak istemeyen ve mümkün olan en kısa zamanda Pasifik’e uzanmayı planlayan ABD’nin, Türk kartını oynayarak, kapsamlı bir bombalamayla zayıflatarak koşullarını kabul ettireceği molla rejiminin kalmasına razı olması da mümkündür.

İran’ın nükleer çalışmalarda hangi noktaya ulaştığı ve Kuzey Kore ve Çin’den ne ölçüde yardım aldığı net olarak bilinmediğinden, İran’ı kontrol altına almayı hedefleyen bir askeri operasyon, 2025 Haziran’ında olduğu gibi, tek günlük bir bombalamayla bitmeyecektir. Fakat Ortadoğu merkezli yeni bir dünya düzeni hedefleyen, İsrail’i bölgenin enerji terminaline dönüştürmeyi, Levant’ı yeni dünya düzeninin üretim üssü yapmayı hedefleyen Amerika buraların daha fazla karışmasına razı olmayacaktır.

OPERASYONUN TÜRKİYE’YE YANSIMALARI

Whatsapp Image 2026 02 05 At 12.49.23(1)

İran’ın Afganistan, Libya ya da Irak kadar kolay yutulur bir lokma olmadığı bir gerçektir. ABD, her ne kadar kontrollü bir kaosu hedeflese de, müttefikleriyle birlikte İran’a yönelik başlatacağı operasyon küresel dengelerin sarsılmasına, piyasaların altüst olmasına, yeni yeni ortaklıkların oluşmasına neden olabilir. Küresel siyaset iklimini ve küresel ekonomiyi çok olumsuz etkileyecek bu operasyonun Türkiye’ye de olumlu ve olumsuz yansımaları olacaktır.

Son zamanlarda İran’da yaşanan gelişmeler çerçevesinde değerlendirildiğinde Türkiye, jeopolitk konumu, tarihinin ve kültürünün kazandırdığı stratejik derinliği ile bölgenin en önemli ülkelerinden bir sayılıyor. Çünkü ABD, kendisi açısından bir beka sorununa dönüşen “Kuşak ve Yol”u işlevsiz kılabilmek için Türkiye’yi yanına çekmek, Türkiye’yi büyütmek zorunda.

Rahip Bronson krizinde “Ekonominizi mahvederim” diye tehditler savuran Trump’ın son zamanlarda Türkiye’ye övgüler yağdırmasının nedeni, yeni dünya düzeni bağlamında Ortadoğu’yu dünyanın üretim merkezi yapma hazırlığıdır.

ABD,’nin en önemli düşünce kuruluşlarından biri olan Rand Corporation, yıllar önce yayınladığı raporda Irak, Suriye, Mısır, Ürdün, Filistin ve Türkiye’yi kapsayan Levant coğrafyasının, Çin ve Hindistan’a alternatif bir üretim bölgesine dönüştürülmesi gerektiğini savunuyordu. Bu üretim bölgesinin merkezi İstanbul, tekstil ağırlıklı üretimi yönetecek olan Kahire de ikinci merkez olacak. Son yıllarda Türkiye’nin büyük tekstil firmalarının Mısır’a yönelmelerinin bir nedeni de, Rand Corporation’un yıllar önce duyurduğu “Levant Integration”.

KÜRESEL ÜRETİM MERKEZİ ÇİN’DEN ORTADOĞU’YA TAŞINIYOR

Çin’i küresel ekonominin lideri yapmayı hedefleyen “Kuşak ve Yol1u bitirmek için Pasifik’te başlatılacak savaş öncesinde Levant bölgesi üretim üssüne dönüştürülmeliydi.

Kalkinma Yolu

ABD ile İran arasında yaşanacak jeopolitik güç çatışmasında, İran’ın iki önemli müttefiki ve ticari partneri olan Çin ile Rusya’nın nasıl bir tutum sergileyecekleri merak ediliyor. Fakat, Ukrayna savaşı nedeniyle başı dertte olan Rusya ile, Kuşak ve Yol Projesi’ni bütün çabalarına rağmen hayata geçiremeyen Çin, bu çatışmaya açıktan taraf olmayacaklardır.

Pakistan'da yolcu otobüsünün uçuruma yuvarlandığı kazada 40 kişi hayatını kaybetti
Pakistan'da yolcu otobüsünün uçuruma yuvarlandığı kazada 40 kişi hayatını kaybetti
İçeriği Görüntüle

YENİ BİR GÖÇ DALGASINA KARŞI DİKKATLİ OLMALIYIZ

ABD’nin Irak’ı vurmaya başlamasıyla Türkiye yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalacaktır. Afganistan’dan, Pakistan’dan, Bengladeş’ten ve İran’dan Avrupa’ya yönelik göçlerin hız kazanmasıyla Türkiye, yeni ve çok yönlü bir sıkıntılı süreç yaşayabilir.

Sırtlarındaki çantaların içinde uyuşturucu paketlerinden başka bir varlıkları olmayan milyonlarca göçmen sınırlarımızı zorlamaya başlayacaktır. Bunlar yalnızca İran’daki çatışmalardan kaçan insanlar olmayacaklardır. Bunlar arasında, çeşitli ülkeler tarafından beslenen pekçok ajan provokatör de olacaktır.

Türkiye, çatışmanın başlamasıyla birlikte başlayacak göç dalgasına karşı hazırlıklı olmak zorundadır. Bu göç dalgasıyla ülkemizi olumsuz yönde etkileyecek sıkıntıları sınır ötesinde tutabilmek için, İran’la olan 500 km’lik sınırının her noktasını kontrol etmek durumundadır. Türkiye, “Arap Baharı” rüzgarlarıyla güney sınırlarını delik deşik eden göçler dolayısıyla yaşadığı sıkıntılardan yeterince ders çıkarmış olmalıdır.

O nedenle Türkiye, olası bir çatışma olması durumunda, İran tarafında bir tampon bölge kurulması konusunda ısrarcıdır. Bu ısrarlı davranış, 2012’de estirilen “Arap Baharı” rüzgarlarından dolayısıyla yaşanan sıkıntılardan kaynaklanan bir devlet refleksidir.

İran’a yönelik bir ortak saldırının yalnızca komşumuzu etkilemeyeceğinin bilincinde olan Türkiye, BM’nin kendisine tanıdığı haktan yararlanarak, sınırın hemen ötesinde bir tampon bölge konusunda kurulması konusundaki ısrarını sürdürürken, 500 km’lik sınırını kontrolü altında tutacak önlemleri daha da artırmak zorundadır.

ABD, hedeflediği Ortadoğu merkezli yeni bir üretim merkezi (Levant Integration) oluşturma hazırlığından dolayı, Türkiye’yi desteklemek durumunda olsa da, estirilecek “Fars Baharı” rüzgarının “Arap Baharı” rüzgarından çok daha olumsuz etkileri olabilir.

Tarihte her küresel kriz bir küresel çatışmayı, her küresel çatışma da bir küresel değişimi tetiklemiştir. Uluslararası strateji uzmanları 2008 küresel ekonomik kriz sonrasında bir küresel savaş yaşanabileceğini söylüyorlardı. ABD, bu küresel savaş olasılığı bölgesel çatışmalar organize ederek sürekli ertelemişti. Bu ertelemeler Çin’in daha da büyümesine yardımcı oluyordu. O nedenle İran krizini bir şekilde sonlandıracak olan ABD’nin Pasifik’e yönelmesiyle ne gibi gelişmeler yaşanacağı bilinemiyor. Ne demişti Ziya Paşa:

“Hazır ol cenge, eğer ister isen sulh-u salah.”