İsrail, Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024'te devrilmesinden bu yana Suriye'nin güneyinde oluşturduğu ve “güvenlik bölgesi” olarak tanımladığı alanda yüzlerce hava saldırısı düzenlemişti. Ankara, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunmasını ve yeni yönetimin istikrar kazanmasını savunurken, İsrail Suriye'deki askeri kapasitenin kendisi için tehdit oluşturabileceği gerekçesiyle Suriye’nin güneyinde operasyonlar düzenlemekteydi.

Ancak geçtiğimiz Salı günü bu alanın dışında Suriye'nin kuzeybatısındaki Türkiye sınırına yakın İdlib kırsalında bulunan Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü'nü vurdu.

Olay, 2012’den bu yana kullanılmayan üssün yeniden faaliyete geçirilmesi için yapılan çalışmalar kapsamında Türkiye’den bir askeri heyet, İsrail’in saldırısından önce üssü ziyaret ederek çalışmalarını incelemesinin ardından gerçekleşti.

Türk Dışişleri Bakanlığı da 18 Ağustos sabahı Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'ne düzenlenen saldırıyı sert biçimde kınadı

İsrail Sosyal Medyasında aşağıdaki paylaşımlar yapıldı.[1]

· İsrail medyasında “İsrail Türkiye’ye saldırmak üzere.” manşetlerinin yer aldığı iddia edildi.

· Saldırının ardından İsrail medyasında çeşitli haberler yer almış. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Türkiye’nin Suriye’de askeri varlığının genişlemesine tahammül etmeyeceklerini belirterek saldırının bu mesajı iletme amacıyla yapıldığına dair açıklaması haberleştirilmiş.

· Medyada ayrıca saldırı öncesinde Suriyeli yetkililerle Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığının görüşüldüğü ve ABD’nin saldırıdan haberdar edildiği bilgisi yer almış.

· 20 Ağustos’ta ise İsrail Savunma Bakanı Israel Katz’ın X paylaşımı haberleştirilmiş. Katz paylaşımında “@RTErdogan Türkiye’yi Suriye’de tehlikeli maceralara sürüklüyor. İsrail, hiçbir aktörün güvenliğini tehdit etmesine izin vermeyecektir.” ifadelerini kullanmış.

· Bunlara rağmen, İsrail kanalı Kanal 13’e konuşan İsrail Savunma Kuvvetleri’nden üst düzey bir yetkili “İhtiyacımız olan son şey Türk ordusuyla açık bir savaştır. Ortadoğu'da zaten yeterince açık cephemiz var.” ifadelerini kullanmış.

Ebu Zuhur Hava Üssü'ne yönelik son saldırının Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığı ve İsrail'in bölgedeki güvenlik kaygıları nedeniyle olduğu belirtilse de durup duruken sınırlarından yüzlerce kilometre uzaklıkta Türkiye’ya yakın bir bölgede böyle bir saldırı askeri amaç ve hedeflerden çok iç siyasete yönelik bir kışkırtma hamlesi olarak değerlendirilebilir. Yaklaşan İsrail seçimlerinde elini güçlendirmek isteyen Başbakan Binyamin Netanyahu’nun, dış politikada Türkiye ile gerginlik yaratarak kamuoyu desteğini sağlamaya çalıştığını düşünebiliriz.

Türkiye ile İsrail arasında böyle bir savaşın çıkması durumunda, İsrail’in ileri hava savunma sistemleri, üstün teknolojiye sahip hava kuvvetleri ve istihbarat ağına sahip olmasına rağmen, büyük bir kara ordusu gücüne, jeopolitik derinliğe ve stratejik konuma sahip olan Türkiye’nin İsrail'e yönelik açıklamaları ve Washington'ın Tel Aviv'e yönelik eleştirisi, Suriye'deki gelişmelerin bölgesel güçler arasındaki rekabet açısından giderek daha hassas bir hal aldığını ortaya koyuyor.

Muhtemel bir çatışmanın sadece iki ülke için değil, tüm Orta Doğu ve küresel güvenlik dengeleri açısından yıkıcı sonuçlar doğurabilecek felaket senaryolarından biri olacağını gözden uzak tutmamak lazım. Türkiye’nin Nato üyesi olması, İsrail’in de ABD ve Batı Ülkelerinin bölgedeki en iyi müttefiki olması sebebiyle küresel kırılmaya ve NATO’nun tartışılmasına sebep olabilir.

Çatışma sadece iki ülkeyle sınırlı kalmaz, komşu ülkelere ve Doğu Akdeniz’e de yayılır, bölge güvenliğinde ciddi risk oluşur.

İki ülke ekonomisi de dış ticaret, turizm ve finansal piyasalar açısından büyük darbe aldığı gibi Küresel tedarik zincirleri ve enerji hatları (özellikle Akdeniz’deki doğalgaz projeleri) durma noktasına gelir.

Her savaşta olduğu gibi burada da günahsız çocuk, kadın, yaşlı sivil insanlar bu çatışmanın kurbanı olur. Evler, şehirler, yollar, köprüler, binalar, okullar, hastaneler, üretim tesisleri, enerji nakil hatları, fabrikalar, limanlar, hava alanları ve akla gelmeyen daha bir çok şey çok zarar görür. Telafisi için uzun yıllar ağır bir bedel ödenir.

EY İSRAİL AKLINI BAŞINA TOPLA, boyundan büyük işlere kalkma… Unutma Türkler binbir saldırıya, açlık, yokluk, hastalık ve meşakkate rağmen vatanı namus bilmiş, uğruna yüzbinlerce hatta milyonlarca şehit ve gazinin canı ve kanı pahasına korumuştur.

Unutma, Osmanlı’nın en zayıf olduğu, ordusunun silahlarını teslim edip terhis edildiği yıllarda İngiliz desteğini alarak Batı Anadolu’yu işgale kalkışan Yunanlı’nın özgüveni pek yüksek, küstah ve Megalo İdeasını gerçekleştirmeye iddialıydı. İzmir’de denize dökülürken canını zor kurtardığı için tanrısına şükrediyordu.

Eğer esaslı bir tokat yemek istemiyorsan haddini aşma!!! Diyeceğim bu kadar…

[1] https://teyit.org/analiz/israil-medyasinda-israil-turkiyeye-saldirmak-uzere-mansetleri-atildigi-iddiasi