Bağımsız araştırmacı Oğuzhan Yer, yapay zekâ teknolojilerinin yalnızca veri işleme süreçlerinde değil, bilimsel araştırmaların tüm aşamalarında etkin rol üstlenmesi gerektiğini belirterek, “AI-Native yaklaşımı, bilimin teknolojiyi sadece bir araç olarak değil, doğayı anlamada entegre bir ortak olarak konumlandırması açısından kritik bir dönüm noktasıdır” dedi.
Geçtiğimiz şubat ayında yayımlanan “Building an AI-native Research Ecosystem for Experimental Particle Physics: A Community Vision” başlıklı stratejik vizyon belgesini değerlendiren Yer, yapay zekânın temel bilimlerdeki rolünün giderek daha önemli hale geldiğini ifade etti.
Deneysel parçacık fiziği araştırmalarında yapay zekânın deney tasarımlarından simülasyonlara kadar tüm süreçlere entegre edilmesinin önem taşıdığına dikkat çeken Yer, ABD’deki parçacık fiziği topluluğunun “AI-Native” olarak tanımlanan yapay zekâ merkezli bir araştırma ekosistemi oluşturmayı hedeflediğini söyledi.
Bu dönüşüm sürecinde ABD Enerji Bakanlığı’na (DOE) bağlı Fermilab, Brookhaven ve Lawrence Berkeley laboratuvarlarının yanı sıra çok sayıda üniversitenin de iş birliği içinde çalıştığını belirten Yer, söz konusu girişimin bilimsel araştırmaların geleceğine yönelik önemli bir altyapı hazırlığı niteliği taşıdığını kaydetti.
“Aristo ile Phyllis’in hikâyesi, bilim ile teknoloji arasındaki ilişkiyi anlatıyor”
Bilgisayarın icadının bilim ve endüstride yarattığı teknolojik paradigma değişimine benzer bir sürecin yaşandığını ifade eden Oğuzhan Yer, özellikle büyük dil modelleri (LLM) ve derin öğrenme alanındaki gelişmelerin bilimsel çalışmalara önemli ölçüde hız kazandırdığını vurguladı.
Yer, “Son yıllarda yaşanan gelişmeler, araştırmalara muazzam bir ivme kazandırırken, bilimsel süreçlerde zaman yönetimini de yeniden şekillendiriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Yapay zekânın sunduğu imkânların bilim dünyası tarafından göz ardı edilmesinin mümkün olmadığını belirten Yer, bilim ile teknoloji arasındaki ilişkiyi açıklamak için ortaçağ anlatılarında yer alan Aristo ile Phyllis hikâyesine dikkat çekti.
Yer, “Meşhur ortaçağ anlatısında güzelliğiyle Aristo’yu büyüleyen Hint saray hizmetçisi Phyllis’in, ünlü filozofu sırtında taşımaya zorlaması; günümüz bilim ve teknolojisi arasındaki ilişkiyi anlamak açısından oldukça çarpıcı bir metafor sunuyor.” ifadelerini kullandı.
AI-Native ekosisteminin, bilimin teknolojiyi yalnızca bir araç olarak değil, doğayı anlamada entegre bir ortak olarak konumlandırması açısından kritik bir dönüşüm anlamına geldiğini belirten Yer, yapay zekânın bilimsel keşif süreçlerine daha kapsamlı ve sistematik biçimde entegre edilmesinin temel bilimlerden endüstriyel araştırmalara kadar geniş bir alanda yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğini söyledi.