GİZEM YILDIZ'ın röportajı için tıklayınız...
Klasik disiplinle çağdaş teknikler arasında bir denge kuran, her karaktere onun dinlediği müziği hayal ederek yaklaşan, doğaçlamaya değil duyguya yaslanan bir oyuncu... Murat, ezberin ötesine geçip karakterin ruhuna dokunmayı hedefliyor. “Oyunculuğa değil, hisse yüklenirim” derken; sahneyi bir meslekten çok bir varoluş biçimi olarak benimsediğini açıkça ortaya koyuyor.

Merhaba Murat, son olarak seni Selahaddin Eyyubi dizisinde izledik. Dizinin finalinden sonra hayat nasıl ilerliyor? Yaz aylarındayız, tatil başladı mı?
Beklediğim birkaç proje var, sonrasında tatil başlayacak. Okuduğum projelerdeki karakterlerin dönüşümlerini düşünüyorum. Bol bol spor yapıyor, kızıma vakit ayırıyorum. Her gün onunla uyanıp, “Bugün neler öğrendi?” diye izliyorum. Babalık mesaisi beni her zaman taze tutuyor.
Kariyerine baktığımızda çoğunlukla tarihî projelerde yer aldığını görüyoruz. Rol mü seni seçti, yoksa sen mi rolü seçtin?
Aslında şartlardan dolayı biz rolü seçmiş oluyoruz; çünkü asıl oynamak istediğimiz rollere ulaşmak için önce bazı yolları geçmemiz gerekiyor. Zamanla piyasada ilişkilerimiz güçlenince ve daha çok kişiye ulaştıkça işlerin nasıl şekillendiğini gördüm. Genelde tarihî projelerden teklif aldığım için kariyerim o yönde ilerledi ama tam tersi roller de geldi. Örneğin bir filmde Cemil İpekçi gibi bambaşka bir karaktere hayat verdim. Böyle farklı roller geldiğinde de değerlendirmek istiyorum.
Selahaddin Eyyubi, Uyanış: Büyük Selçuklu ve Kuruluş Osman gibi tarihî yapımlarda yer aldın. Tarihî bir karakteri canlandırmak, çağdaş hikâyelere kıyasla nasıl bir sorumluluk yüklüyor?
Konuşma üslubu oldukça farklı oluyor; gündelik kelimeleri kullanmıyoruz. Tarihî projelerde Farsça, Osmanlıca ve eski Türkçe kelimeler yer aldığından her cümleyi düşünerek söylemek gerekiyor. Doğaçlamaya pek uygun bir yapı olmadığından replikleri ezberlemiş olmak şart. Bu da oyuncu üzerinde ekstra bir stres yaratıyor. Ekipte kimseyi bekletmek istemediğiniz için daha dinamik, daha tetikte olmanız gerekiyor.
Bugüne dek yer aldığın projeler arasında, kişisel olarak seni en çok zorlayan ama aynı zamanda en çok geliştirdiğini düşündüğün karakter hangisiydi?
Karaktere hazırlanırken genelde zorlanmam. Ancak bir ekibe sonradan dâhil olunduysa, bir alışma süreci gerekiyor. Kendimi en çok geliştirdiğim karakter, Selahaddin Eyyubi dizisindeki İzzettin Mesud karakterindeki rolümdü. Başrolün sahip olduğu değerlerden daha fazlasına ve daha derin bir geçmişe sahipti. Çok daha ciddiyetle, daha yüksek bir yerden oynayabileceğim bir karakterdi.
Konservatuvar eğitimin ve Craft gibi özel atölyelerdeki yolculuğunla birlikte, klasik oyunculuk disiplini ile çağdaş teknikler arasında nasıl bir denge kuruyorsun?
Çok çalışmayı ve etüt yapmayı seven biriyim. Konservatuvar sürecim boyunca günde 7-8 saat çalışırdım. Ortaokul ve lise yıllarım da tiyatroyla geçti. Tekrarın ve provaların, insanın kendini keşfetmesi için önemli olduğunu düşünüyorum. Başlangıçta taklitle yola çıkıp, sonra bende ne hissettirdiğine odaklanıyorum. Ezberle değil, tamamen oyunculuğuma yoğunlaşıyorum.
Bu iki farklı eğitimin sana nasıl katkıları oldu?
Konservatuvarda klasik ve Türk müziği eğitimi aldım, bu da ruhuma derinlik kattı. Gençliğim kolay geçmedi; daha yorgun, daha dingin ama çok çalışarak geçen yıllardı. Müzikle sahnede olmakla tiyatro sahnesi arasında büyük farklar var. Eğitimim sırasında günümün büyük kısmı oyun okuyarak geçiyordu. Ne kadar çok oyun okursam, o kadar çok karakter tanıyordum. Bu sayede tiyatro ile müzik arasındaki farkı da içselleştirdim. Sokakta olmak, insanlarla iç içe olmak beni çok besliyor. Ufacık şeyler bile duygusal olarak büyük etkiler yaratabiliyor. Bence en önemli şey, yaratıcılığı geliştirebiliyor olmak.
Yorulduğunda seni ayağa kaldıran ilk şey ne olur? İnsan mı, müzik mi, yalnızlık mı?
Kesinlikle müzik. Enstrümanımı alır ve uzun süre onunla vakit geçiririm. O an, geçmişe dönebiliyorum. Sanki yeniden başlıyormuşum gibi bir his veriyor. Bu da bana daha çok çalışmam gerektiğini hatırlatıyor. Yeni bir proje geldiğinde de aynı heyecanla güne başlıyorum.

Kariyer planında bundan sonra ne yapmak istiyorsun?
Film yapmak istiyorum. Bu filmle birlikte festivalleri dolaşmak, farklı ülkelerde izleyiciyle buluşmak istiyorum. Umarım bir gün kendi yazdığım ve yönettiğim bir filmi hayata geçirebilirim.
Hiç bir karakterin ruhunu anlamak için onun dinlediği ya da çaldığı müziği hayal ettiğin oldu mu?
Arka Sokaklar dizisinde bir mafya babasının yardımcısını oynamıştım. Normal hayatımda böyle biri olmadığım için, daha bohem tarzda müzikler dinleyerek o karakterin ruhuna girmeye çalışmıştım. Fon müzikleri beni çok etkiler; sosyal medyada paylaştığım görsellerde bile bunu sıkça kullanırım.
Bir gün sahneler, replikler, alkışlar geride kalacak. O gün geldiğinde hayatının bir cümleyle özetlenmesini istesen, o cümlede ne yazsın isterdin?
“İyi ki yaşadım, iyi ki eşimle karşılaştım.” Eğer baştan başlama şansım olsaydı, oyuncu değil tenisçi olurdum J