Evet! terör kötü hem de çok kötü bir olay, terörün bitirilmesi için terörist başı ile pazarlık olmaz. Bebek katili muhatap alınmaz. Bir ülke de
Evet! terör kötü hem de çok kötü bir olay, terörün bitirilmesi için terörist başı ile pazarlık olmaz. Bebek katili muhatap alınmaz. Bir ülke de terör varsa vardır, yoksa yoktur. Terörü beslemek, teröre çanak tutmak, ilerisi için size ışık olmaz, sizi karartır. Peki çözüm ne ? Çözüm çok basit bu ülkede yıllardır sorunsuz yaşamış milletin kirli odaklar ile arasına nifak tohumları ekip kandırıldığı, yanlış yola yöneltildiği bir gerçektir. Çözüm terörü yok etmektir. Nitekim eski Başbakanlardan Sn. (Recep Tayyip Erdoğan) dün “kürt sorunu vardır!” deyip, bugün de bu ülkenin bir cumhurbaşkanı olarak, “kürt sorunu yoktur!” der ise, şaşırmayın ! Ortalık toz duman olur, akıllar karışır iktidar şaşırır, muhalefet afallar ve sizin izlemiş olduğunuz politika kime göre neye göre durumunu belirler. Hiç hayret ile bakmayın ve hatta yahu ne oluyor ? demeyin. Neden mi ? Çünkü izlenilen politika ve siyaset bağımlı idi. Yapılan herşey atılan her adım, dışa bağımlı idi. Şimdi tutsaklıktan, bağımlılıktan çıkış yolu arayan Erdoğan, virajı sorunsuz dönmek istiyor. Sn.Davutoğlu’nun da çabası o yöndedir. Bu yönde de Cumhurbaşkanı ile ortak hareket etmişlerdir. Fakat Sn.Erdoğan’ın “dört yüz” vekil ısrarına takılana kadar,ne zaman ki, tek adam sistemi yani “Başkanlık sistemi” Erdoğan tarafından lanse edilmeye başlandı ise işte o zaman görünmeyen bir takım sorunların da çıkışı başladı. Beraber ortak hareket edilen çok konuda görüş ayrılığına düşüldü.Sn. Davutoğlu Başbakan olduğunda yazmıştım Davutoğlu akademik yönü kuvvetli, bilgisi üst seviyelerde bir Hoca ama Başbakanlık misyonunu kaldıramaz, belki bir cumhurbaşkanı olabilir ama Sn.Davutoğlu’nun Başbakanlık gibi misyonuna Sn. Erdoğan’ın sert bir ekol getirdiği, mizacı sert, otoriter, hitabeti kuvvetli olaraktan olan sisteme, bu bağlamda yazdığım tariflere uygun bir politika izlediği söylenemez. Ve her durum da biri sert biri yumuşak bir politika da ayrışmalara düşmeleri kaçınılmazdır.
Kuvvetli ihtimal ki , kabine içinde dört Bakanın yüce divana gitme veyahut gitmeme ile alakalı anlaşmazlık içine girilen durum, Mit müsteşarı Hakan Fidan’ın istifa edip ve bu istifayı Sn Erdoğan’nın tasvip etmemesi, Ak Parti için milletvekili adaylığını Davutoğlu’nun istemesi ve Fidan için çok değişik planları olduğu, Fidan’ın Erdoğan’ın baskısı ile yeniden Mit müsteşarlığına getirilmesi, son olarak çözüm süreci ile Erdoğan’ın “Kürt sorunu yoktur!” demesi, ki bu konuda ben de hak veriyorum. On maddelik sözleşme diye tarihe geçen, demokrasi maddelerini içermesinden çok her şeye benzeyen anlamsız maddeleri onaylamaması, ve son olarak da milletvekilliği aday listelerinin de kendisi tarafından çoğunun belirlenmesini istemesi bardağı taşıran son damla oldu. Sanırım ki Arınç’ın son çıkışları, ve Gökçek’in taa Ankara’lardan olaya müdahil olması sorunun artık büyüdüğünü gösteriyor.
Bunu hep baştan beri söylüyoruz. Tek adamlık bir yere kadar gider,bir yerden sonra müdahale ister, kafalar,düşünceler, fikirler uyuşmaz. İktidar da bu zamana kadar “Kol kırılır yen içinde kalır” mantığıyla çok iyi bir süreç izledi. Burada sorun var ise sorun hükümettedir, sorun kimin tek adam olacağına karar verememektir, sorun sen yapamazsın ! ben yaparım! dır, sorun senin dediğin değil benim dediğim olacak sorunudur. Bu vesile ile hükümete millet olarak diyeceğimiz
söz “Sorun yok! sorun sizde dir.” demek olacaktır.
Meseleye derin açıdan bakarsak; sorun yok! denilen her şeyde sorun olmuştur. bundan sonra ki süreçte de, her ne kadar herkes elinden geleni yapmak istese de bir kere kurt gövdenin içine girmiştir. Akıllar da hep bir ukde kalacaktır. Bundan sonrası da milletin en iyi şekilde karar vereceği döneme girilmesi sürecidir. Bu süreçten çıkacak olan yine Aziz milletimizdir.