ANKARA (AA) - Anadolu Ajansının (AA) 'Fantastik Dünyaların Dilleri' başlıklı üç bölümlük dosya haberinin ikinci bölümünde, AA muhabirleri, İngiliz dil bilimci Tolkien'in Yüzüklerin Efendisi, Hobbit, Silmarillion gibi öykülerinin geçtiği Orta Dünya'daki Elf halkları için tasarladığı kurgusal dilleri ele aldı.
Dilbilgisi, kelime hazinesi, ses sistemi ve hatta dillerin zaman içinde nasıl değiştiği üzerine de çalışan Tolkien, bunları aynı kökten gelen ancak zaman içinde farklılaşmış diller olarak kurguladı.
Kurmaca dünyalar için oluşturulmuş en ayrıntılı dil sistemleri arasında yer alan ve Elf halklarının tarihine, kültürüne ve coğrafyasına uygun olarak oluşturulan Elf dilleri içinde Quenya ile Sindarin gibi farklı diller de yer aldı.
Quenya, özellikle Valinor'da yaşayan Elflerle ilişkilendirilen, daha eski ve törensel bir dilken Sindarin, Orta Dünya'da yaşayan Elfler arasında daha yaygın kullanılan dil olarak tasarlandı.
Bu dilleri oluştururken gerçek dünyadaki dillerden ilham alan Tolkien, Quenya'nın ses ve yapı özelliklerinde Fince ve Latinceden, Sindarin'de ise Galceden etkilendi.
Tüm ayrıntıları sistematik biçimde tamamlanmamış olsa da Tolkien'in hayranları, onun geride bıraktığı çalışmalardan yararlanarak Quenya ile Sindarin öğrenmeye devam ediyor.
Elfçeye ilgisi gençlik yıllarında başladıNorveçli yazar ve filolog Helge Kare Fauskanger, Tolkien'in Elf dillerini nasıl kurguladığını ve kendisinin Elf dillerine nasıl ilgi duymaya başladığını AA muhabirine anlattı.
Fauskanger, gençlik yıllarında yerel bir kütüphaneden 'Yüzüklerin Efendisi' kitabını aldığını ve kitabın başlık sayfasındaki 'Elf Alfabesi' ile üçüncü cildindeki bilgilerin ilgisini çektiğini söyledi.
Romanı okumadan önce bu konuyu incelemeye başladığını belirten Fauskanger, 1990'lardan önce J.R.R. Tolkien'in oğlu Christopher Tolkien'in babasının çok ciltli 'Orta Dünya Tarihi' serisini yayımlamaya başladığını ve dilbilimsel yazılardan ziyade hikayelere odaklandığını ifade etti.
Fauskanger, 'The Lost Road' kitabındaki 'Etimolojiler' başlıklı kapsamlı belgenin 1987'de yayımlanmış olmasının dilbilimciler açısından büyük şans olduğuna dikkati çekerek şunları söyledi:
'Bu belge, eski Elfçe köklerin ve bunların Quenya dahil çeşitli dillerdeki türevlerinin yer aldığı uzun bir liste. Tek başına bu belge, dilbilimcilere analiz etmeleri için binlerce kelime sunarak, bilinen Elfçe kelime dağarcığını muazzam ölçüde genişletti. Ayrıca, 1990'larda History of Middle-Earth serisinin yeni ciltleri yayımlanmaya devam ettikçe Elfçeyle ilgili daha fazla bilgi ortaya çıktı.'
Farklı Elf dilleri nasıl ortaya çıktı?Elf dillerinin nasıl kurgulandığına ilişkin de bilgi veren Fauskanger, Tolkien'in öncelikle Elflerin icat ettiğini varsaydığı 'ilkel' bir Elf dilinin taslağını çizdiğini, daha sonra her bir dalı etkileyen farklı ses değişim listeleri kurgulayarak bu 'ilkel dili' birçok yöne doğru geliştirdiğini söyledi.
Fauskanger, Elflerin Orta Dünya mitolojisinde ortaya çıkan halklar olduğuna ve Elf dilinin de burada gelişen bir dil olarak kurgulandığına işaret ederek daha sonra Elflerin birçoğunun Batı Okyanusu'nun ötesindeki 'kutsal diyar Valinor'a davet edildiğini ve Quenya'nın da burada geliştiğini ifade etti.
Orta Dünya'da kalan Elflerin ise birbiriyle ilişkili ancak farklı Elfçe biçimleri geliştirdiğini aktaran Fauskanger, 'Bunların en belirgin olanı Sindarindir. Bu, Tolkien'in Fince gibi kendisine çok güzel gelen Galce diline dayandırdığı, Keltçe tınısı taşıyan bir Elfçe biçimi. Yüzüklerin Efendisi'ndeki isimlerin çoğu Sindarin'den türemiştir. Örneğin; Aragorn, Galadriel, Minas Tirith, Mordor, Gondor gibi isimlerde bu dilin izlerini görürüz.' diye konuştu.
Fauskanger, daha sonra Valinor'da yaşanan bazı 'trajik' olayların ardından birçok Elf'in Orta Dünya'ya geri döndüğünü ve Quenya dilini beraberlerinde getirdiğini aktararak Elflerin Orta Dünya'da günlük kullanım için çoğunlukla Sindarin dilini benimsediğini ancak Quenya'nın bilgi ve ritüellerin 'prestijli dili' olarak varlığını sürdürdüğünü ifade etti.
Elfçenin zorluklarıFauskanger, Tolkien'in Elfçenin yapısı hakkındaki fikirlerinin sürekli değiştiğini, bu nedenle bu dile ilgi duyanların karşılaştıkları her belgeyi yazarın o dönemde Elfçeyi nasıl gördüğünü yansıtan 'anlık bir görüntü' olarak ele alması gerektiğini söyledi.
Tüm kaynakların bir araya getirilecek tek bir yapbozun parçalarıymış gibi ele alınamayacağını belirten Fauskanger, 'Aksine, Tolkien'in on yıllar boyunca çeşitli fikirleri keşfetmeye devam etmesi nedeniyle elimizde sayısız yapbozdan gelen parçaların bir karışımı bulunuyor.' dedi.
Fauskanger, Tolkien'in düşüncesine dair kapsamlı bir 'bakış' elde etmek için onun tüm kurgu sürecini yeterince iyi incelemek ve uzun bir çalışma yapmak gerektiğini vurgulayarak dilin kesin kuralları olmadığını ancak bazı dilbilimcilerin bir ölçüde 'standartlaştırılmış' Quenya biçimleri geliştirmeye çalıştığını ifade etti.
Dilbilimsel altyapısı olan ve kendini bu işe adamış bir öğrencinin Quenya'nın temel gramerini bir hafta içinde kavrayabileceğini ancak kelime dağarcığını ezberlemenin zaman alacağını vurgulayan Fauskanger, kelime dağarcığında 'tuhaf' boşluklar olduğunu ifade etti.
Fauskanger, 'Tek bir örnek vermek gerekirse sıçan için bir kelime var ama fare için yok. Şüphesiz bazı boşluklar gelecekteki yayınlarla doldurulacaktır.' dedi.
Quenya'yı iletişim aracı olarak kullanan çevrim içi topluluklarBugün hala Quenya'yı iletişim aracı olarak kullanan toplulukların olduğuna da değinen Fauskanger, şunları kaydetti:
'Quenya'yı kullanan çevrim içi topluluklar var. Bunlar genellikle dövmeler, yüzük yazıtları gibi amaçlarla kullanılan ifadeleri çevirmeye çalışıyor ya da şiirleri veya diğer kısa metinleri paylaşıyor. Kuşkusuz, bu tür forumlara katılan hemen hemen herkes, doğal bir başlangıç noktası olan Tolkien'in efsane evreninin hayranları. Elf dillerinin ses yapısı ve Elf alfabesinin görünümü, Tolkien'in kurgusal dünyasının genel estetiğinin ayrılmaz bir parçası.'
Muhabir: Aybüke İnal Kamacı, Irmak Akcan





