Viyana

İsrail’in Gazze’ye yönelik aralıksız saldırılarının başlaması sonrasında Avusturya’da Filistin halkının sesini duyurmak, Gazze’de yaşanan insani drama dikkati çekebilmek için düzenlediği etkili gösterilerle tanınan Yahudi asıllı Avusturyalı aktivist Sarig-Fellner, düzenlediği gösterilerden ötürü yakın çevresi tarafından maruz bırakıldığı suçlamalar, İsrail halkının Gazze’de yaşananlara ilişkin tutumu ve Viyana’da düzenleyeceği geniş katılımlı gösteriye ilişkin açıklamalarda bulundu.

Sarig-Fellner, hayatının belirli bir kısmını İsrail’de geçirdikten sonra Avusturya’da yaşamaya başladığını, 7 Ekim 2023 sonrasında Filistin gösterilerinde aktif rol üstlendiğini, bu nedenle ailesi ve yakın çevresiyle ciddi sorunlar yaşadığını anlattı.

Antisemitist olmakla suçlanan Yahudi

"(Filistin) Eylemlerine başladığımdan bu yana ailem benimle konuşmuyor yani hiçbir şekilde... Yahudi cemaati ise beni antisemitist olarak suçluyor." ifadelerini kullanan Sarig-Fellner, eylemlere başlamadan evvel bunların başına geleceğini tahmin ettiğini ancak yaşadıklarının Gazze’de yaşananlarla kıyaslanamayacağını dile getirdi.

Çin ve Rusya, Putin'in ziyaretinde "öncelikli ortaklık" vurgusu yaptı Çin ve Rusya, Putin'in ziyaretinde "öncelikli ortaklık" vurgusu yaptı

Sarig-Fellner, Gazze’de yaşananları soykırım olarak nitelendirirken bu ifadenin Yahudi geleneğinde hassas bir yere sahip olduğunun farkında olduğunu belirterek "Bu ifadeyi bilinçli bir şekilde dile getirdim çünkü çok sayıda hukukçu, (yaşananların) soykırım olduğuna inanıyor. Avrupa Birliği Adalet Divanı da olası bir soykırıma işaret ediyor. Yaşananlara dair gördüklerim, görsellere bakınca bende soykırım çağrışımı yapıyor. Bu nedenle bu ifadeyi kullandım." değerlendirmesinde bulundu.

Bu ifadeden ötürü herhangi bir olumsuzluk yaşamadığını kaydeden Sarig-Fellner, Nazi zulmü nedeniyle 1938’de Avusturya’yı terk etmek zorunda kalan dedesinin hikayesini bir gösteride anlattığı için "Holokost'u önemsiz gösterme" ithamıyla karşı karşıya kaldığını söyledi.

Sarig-Fellner, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına ilişkin İsrail halkının olaylardan habersiz olduğu, bir tür karartmaya maruz bırakıldığı yönündeki görüşlerin gerçekleri yansıtmadığına işaret ederek "İsrail halkının büyük bir çoğunluğu askerdir. Ya zorunlu asker ya da yedek personel. Onlar yapıyor zaten bunu (Gazze’de olanları), oradalar ve bu (Gazze’de yaşananlar) hiçbir şekilde gizlenemez. Bu, mümkün değil. İsrail’de doğmuş bir kişi tamamen beyni yıkanmış bir şekilde yetiştiriliyor. Filistinliler yok sayılmıştır tarih kitaplarında, filmlerde, sanatta. Hükümetler tarafından duyguları olan insanlar olarak görülmemiştir." dedi.

Gazze’ye giden yardımların bazı İsrailliler tarafından engellenmesi ya da zarar verilmesinin "Filistinlileri düşman olarak görmelerinden" kaynaklandığına işaret eden Sarig-Fellner, "Hakim olan şöyle bir inanç var, Filistinlilere ya da Araplara veya belki de Müslümanlara güvenilmez. Onlar gerçekleri söylemiyorlar, aslında Yahudileri denize dökmek istiyorlar. Bu, tamamen koyu bir ırkçılık ve bu, bütün okul kitaplarında, insanların duygu dünyasında, ülkenin atmosferinde tamamen yaygın bir şey. Herkes, neredeyse herkes böyle düşünüyor." diye konuştu.

Sarig-Fellner, "Vadedilmiş Topraklar" anlayışının daha ziyade marjinal dini gruplar içinde hakim olduğunu ancak bu grupların son yıllarda ciddi oranda çoğaldığını, ülkenin yarısının bu şekilde düşündüğünü söyledi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun bu dini gruplarla bir koalisyon hükümeti kurduğunu hatırlatan Sarig-Fellner, söz konusu grupların demokratik değerler yerine dini değerlerin yasalaşmasını öngören bir hukuk reformunu gündeme taşıdığını, bunun 7 Ekim 2023 öncesinde ülkede ciddi bir gerginliğe yol açtığını anlattı.

Siyonizm karşıtı bir Yahudi

Sarig-Fellner, İsrail’in Yahudilik ve siyonizmin birbiriyle bağlantılı olduğunu gösterme çabası içinde olduğuna dikkati çekerek şunları söyledi:

"İsrail devleti, Yahudilik ve siyonizmin birbiriyle bağlantılı olduğuna katkı sağlamak istedi. Bu, şu anlama geliyor; eğer İsrail’e karşı eleştirelseniz, antisemitistsiniz. Bu söylemi kırmak istiyorum çünkü ben siyonizm karşıtı bir Yahudi'yim. Böyle düşünen Yahudiler çok, özellikle ABD’de ama burada, Avrupa’da da bu yaklaşıma karşı olan Yahudiler var ve şöyle diyorlar; ‘Biz Yahudi'yiz ama siyonist değiliz’."

7 Ekim sonrasında İsrail’i güvenlik gerekçesiyle terk etmek isteyen ya da bu düşüncede olan İsrailli sayısının azımsanmayacak oranda olduğuna ilişkin söylentilere de değinen Sarig-Fellner, "Avrupa ya da yabancı ülke pasaportu olanlar, bavulları hazır bekliyorlar. Eğer İsrail’de durum kötüleşirse ya da örneğin bir demokratik ülke olursak, Filistinliler eşit haklara sahip olursa, o zaman böyle bir ülkede yaşamak istemeyecekler ve İsrail’i terk edecekler. Oldukça fazla sayıda insan (bu düşüncede)." ifadelerini kullandı.

Başta Avusturya Parlamentosu olmak üzere Dışişleri Bakanlığı gibi birçok üst düzey kurumda Gazze’de yaşanan insani drama dikkati çekmek için etkili protestolar gerçekleştiren Sarig-Fellner, Nekbe’nin (Büyük Felaket) yıl dönümü 15 Mayıs’a yönelik büyük bir gösteri hazırlığı içinde olduğunu belirtti.

18 Mayıs'ta büyük Filistin gösterisi düzenlenecek

Sarig-Fellner, 15 Mayıs hafta içine denk geldiği için 18 Mayıs Cumartesi, ülkenin farklı bölgelerinden de katılımcıların olacağı büyük Filistin gösterisini başkent Viyana’da düzenleyeceklerini bildirdi.

Sarig-Fellner, "Şunu göstermek istiyoruz, bizler çoğunluğuz ve bizi gayrimeşru göstermelerine izin vermeyeceğiz. Filistin gösterileri aşırıcı ya da antisemitist değildir, aksine yalın bir dayanışma hareketidir." dedi.

Ülkede birçok kişinin Filistin’e destek gösterilerine katılırsa sorun yaşayabileceği kaygısı taşıdığına işaret eden Sarig-Fellner, farklı kesimlerden yoğun bir katılımla, Filistin gösterilerine katılmanın antisemitik olmadığını göstermeye çalışacaklarını sözlerine ekledi.

Kaynak: AA