Doğuştan DMD hastası olan Çağlar Özyiğit, annesiyle birlikte Isparta'da yaşarken, tedavisi olmayan hastalığının seyrini yavaşlatmak için 2017 yılında İstanbul'a taşındı. Doktorların ortalama 20 yıl ömür biçtiği Özyiğit, yaşama tutkusu ve annesinin desteğiyle 36 yaşına geldi.

Okuma azmiyle üniversite sınavını da kazanıp özel bir üniversitede eğitimine devam eden Özyiğit, kendisiyle aynı hastalığı yaşayan arkadaşları için farkındalık ve yardım projelerine de imza atıyor.

Çağlar Özyiğit,  yaptığı açıklamada, zorluklarına rağmen okumaktan keyif aldığını söyledi.

DMD hastalığıyla ilgili farkındalık yaratmak için yürüttüğü çalışmalar kapsamında bakanlıklar ve bazı sanatçılarla da görüştüğünü belirten Özyiğit, hastalığı sebebiyle zaman zaman toplumda ayrımcılığa maruz kaldığını ifade etti.

Hasta ve engellilerin ayrımcılık yaşamaması için insanlara eğitim verilmesi isteğini dile getiren Özyiğit, "Dışarı çıktığımda, otobüse bindiğimde, 'Bu halde neden çıkıyorsun?' diyorlar. Geçen gün tramvayda bir adam, 'Kas hastalarının dışarıda ne işi var?' dedi. Bu nedenle özel araç istiyorum. Bu konuda maddi desteğe ihtiyacım var." diye konuştu.

Özenli ve düzenli bakımla bu yaşa geldi

Çağlar Özyiğit'in annesi Gülgün Özyiğit ise oğluna Ankara'da üç yaşındayken DMD teşhisi konulduğunu, kendi kardeşinde de bu gen hastalığının bulunduğunu anlattı.

İlkokul öğrencileri uzay koridorundan geçerek ulaştıkları bilim sınıfında eğitim görüyor İlkokul öğrencileri uzay koridorundan geçerek ulaştıkları bilim sınıfında eğitim görüyor

Bu hastalıkta beslenmenin ve fizyoterapinin önemine dikkati çeken Özyiğit, teşhis konulduktan sonra oğlunun hareketleriyle özenli ve düzenli bir şekilde ilgilendiğini söyledi.

Doktorlar tarafından DMD hastalarına, ortalama 20 yaşına kadar yaşayabileceklerinin söylendiğini aktaran Özyiğit, "Çağlar'a teşhis konulduktan sonra, onun iyi kalması ve daha kötü olmaması için yoğun bir tempoda hareketleriyle ilgilendim. Şu anda bile Çağlar küçükken skolyoz olmasın, ayakları ayrılmasın diye kullandığımız bağları, kemerleri duruyor ve onları hala kullanıyorum." şeklinde konuştu.

Gülgün Özyiğit, oğlunun ilkokul 4. sınıftan sonra eğitimini açık öğretimle sürdürdüğünü, şu anda ise üniversitede radyo, televizyon ve sinema bölümü ikinci sınıfta örgün eğitime devam ettiğini kaydetti.

Oğlunun beyin sinyalleriyle akülü araba kullanmak için projeler geliştirip TEKNOFEST'e gönderdiğini söyleyen Özyiğit, bir yandan da dernek kurup çocukları DMD hastası olan ailelerle görüşerek, birbirlerine destek olmalarını sağlamaya çalıştığını aktardı.

DMD hastalığıyla mücadele eden ailelerin yaşadığı sıkıntılara değinen Özyiğit, mama raporu yazdırmak için hastaneye gitme mecburiyeti olduğunu, çocuğunu kimseye bırakamadığı için de yanında götürmek zorunda kaldığını anlattı.

Özyiğit, "Evde sağlık hizmetinde biraz daha iyileştirme olması konusunda bakanlıklarımıza dilekçeler hazırlayarak, sunumlar yapmaya çalışıyoruz." dedi.

Anne Özyiğit, İstanbul'da yapılan kök hücre tedavisiyle oğlunun kalbinin çalışma oranı yüzde 40'tan 55'lere yükseldiği için bu şehirde kaldıklarını ancak özellikle kira bedellerindeki artışlar üzerine yardımseverlerin desteğiyle yaşamaya başladıklarını dile getirdi.

Kaynak: AA