Prof. Dr. Hilmi ÖZDEN

Tahrif edilmiş (Değiştirilmiş) Tevrat’a Göre Yahudiler

Kitabı Mukaddes’in Eski Ahit bölümündeki değiştirilmiş Tevrat, Yahudilere, dünya egemenliğini vaat etmekte ve dünya saltanatının yalnız Yahudilere verildiğini söyleyerek Yahudileri, bu hâkimiyeti elde etmek için koşturmaktadır: “Bütün dünya üzerine Rab (Yahova) kral olacak...”(Eski Ahit; Tevrat; Zekeriya, 14. Bölüm, 9. Cümle)”. Yahova: “Çünkü bütün dünya benimdir. Ve siz bana kâhinler melekûtu ve mukaddes millet olacaksınız...( Eski Ahit; Tevrat; Huruç, 19. Bölüm, 6. Cümle)”. Kendisini “Ben Yahova’yım; ismim odur'(Eski Ahit; Tevrat; İşaya; 42. Bölüm, 8. Cümle) şeklinde tanıtan İsrail oğullarının tanrısı, Yahudileri de “Allah (Yahova) oğulları’’ olarak tanımlamaktadır: “Onlar ne kandan, ne bedenin iradesinden, ne de insanın iradesinden değil, ancak Allah’tan (Yahova’dan) doğdular.(Yeni Ahit; İncil; Yuhanna; 1. Bölüm, 12-13. Cümleler)’’. “Rab cenk eridir; ismi Yahova’dır”( Eski Ahit; Tevrat; Çıkış, 15. bab, 3. cümle) şeklindeki söylemi içeren Kutsal Kitabın Yahudilerce din olarak esas kabul edilen kitabındaki tanrı Rab şöyle diyor: “İsrail oğlum, ilkimdir.”( Eski Ahit; Tevrat; Çıkış,4. bölüm, 22-23. cümle) Yahudilerin “Allah oğulları” oldukları konusunda Mukaddes Kitap’ta daha pek çok ifade vardır.”(Eski ahit; Tevrat, Tekvin:6. bab, 4. cümle., Eyüp; 1. Bab, 6. cümle ve Eyüp; 38. Bab, 7. cümle)36. “Öyle bir gün gelecek ki Yahudilerin kadınları ve erkekleri peygamberlik edecekler, insanları idare ve onlara hükmedecekler, milliyet ve din ayrılıkları ortadan kalkacak bütün insanlar, yalnız insanlık adı altında birleşecekler bu birliği Yahudilerin kadınları ve erkekleri idare edecekler ve her biri peygamberler gibi olacaklar”( Eski Ahit; Tevrat; Yoel; bab: 2; 28. Cümle.)37
İsrail Devletinde hemen tüm stratejik planlamalar, Tevrat’ta yer alan ilkeler doğrul- tusunda uygulamaya çalışılır. Sadece Yahudi ırkı birbiriyle özdeş (eşit) görülür. Eşitlik başka ırklar için yoktur, sadece kendileri vardır.(Eski Ahit; Tevrat; Yeremya; bab; 51, cümle; 20.) Yahudiler için bu tahrif edilmiş Tevrat, Tanrı sözü sayılır. Sivil ve askeri yaşamda yemin Tevrat üzerine olur. Anayasa yoktur. Başta Tevrat, Talmut ve Mişna’ya bağlı dinsel inançlara uyulmakta ve böylece Yahudilikte iman, ibadet, âdet ve teamüller esas alınmaktadır38.
İngiliz yazar David Icke’ye göre “Eski Ahit” Tanrı’nın kelamı olmayıp “Babil Kardeşliği’nin” direktifleriyle Levililer’in uydurduğu sözlerdir. Babil Kardeşliğinin çıkarttığı yasalar, Yahudi halkının uymaya mecbur kaldığı dini yasalar haline gelmiştir. Yahudilere hitap eden bütün dini metinler, Babilon’daki gizem okuluna inisiye edilen Levililer tarafindan yazılmıştır. Tevrat’taki Siyon Dağı = Güneş Dağı anlamına gelmektedir. Güneşin doğudaki dağlar üzerinde doğması bugün biraderliğin çok kullandığı sembollerden birisidir. Yahudilikten beslenen bir din olan Hıristiyanlık’ın temel inançları da Levililer’in yazdığı dogmalara dayanmaktadır. Levililer’in Mısır’da çaldıkları ve Babilon’daki ikametleri sırasında ilaveler yaptıkları bilgi, Kabala’dır. İbranice QBL (Kabala) şeklinde yazılan bu bilgiler, ağızdan kulağa aktarılan gizli bilgi anlamındadır. Bu metod, inisiyeler arasında gizli bilginin iletişiminde kullanılıyordu. Kabala, Yahudiliğin ezoterik yorumunu oluşturuyordu.

Yahudilik de, Vatikan gibi “Babil Kardeşliğinin” bir cephesidir39. Hahamlar, kendi görüşleri doğrultusunda tahrif ettikleri (değiştirdikleri) Tevrat’a, Yahudilerin sahip oldukları “üstün ırk”, “seçilmiş halk” inancını da eklemişlerdir. Yahudiler, Tevrat’tan çok daha önceleri, kendilerinin bütün ırklardan üstün olduklarına ve dünyanın gerçek sahibi olduklarına inan- maktaydılar. Yahudi gerçeklerinin ve ideolojisinin temel kitabı olan Kabbala, Tevrat inmeden çok daha önceleri bu inançlar üzerine kurularak yazılmıştır. Daha sonra, bütün insanları eşit kılan Tevrat’ı da, Yahudi hahamları değiştirmişler ve bu Kutsal Kitap’a “üstün ırk”, “seçilmiş halk” inançlarını eklemişlerdir. Bu inançlara göre; Yahudiler, Allah’ın seçtiği ve üstün kıldığı bir kavimdir ve yeryüzü onlara aittir. Fakat “goyimler” dünyayı haksız olarak ele geçirmişlerdir. Yahudilik ötekileştirdiği insanlar için “goyim” kavramını kullanır. Talmud kaynaklı Yahudi inancına göre goyim, aslı hayvan olan insan demektir. İşte Yahudilerin bu inançlara olan bağlılıkları, tarih boyunca diğer milletlere kin ve düşmanlık beslemelerine yol açmıştır. Bu görüşe göre Rab Yehova yalnız İsrail oğullarını sevmektedir40. Yahudilerin ve onlara uyan hristiyanların kendilerini üstün görmeleri Kur’an’da şöyle anlatılıyor: “Yahudiler ve Hıristiyanlar, “Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz” dediler. De ki: “Öyle ise günahlarınızdan dolayı size niçin azap ediyor? Doğrusu siz de O'nun yarattığı insanlardansınız. O, dilediğini bağışlar ve dilediğine azap eder. Göklerde, yerde ve ikisinin arasında ne varsa, mülkiyeti Allah'a aittir. Sonunda dönüş de ancak O'nadır.”( Maide suresi 18. ayet)


Sonuç
Görüldüğü üzere karşımızda tahrif edilmiş (değiştirilmiş) bir Tevrat ve onun ideolojik metinlerine göre oluşturulmuş üstün bir ırk anlayışı bulunmaktadır. Bu üstün ırk ve seçilmiş halk inancı siyasal sonuç olarak siyonizmi doğurmuştur. Siyonizm ise vadedilmiş topraklar üzerinden Hz İbrahim inancının yayılmış olan coğrafyayı kendi sınırları içine dâhil etmek istemektedir. Hz İbrahim kesinlikle Yahudilerin atası değildir. Hz.Yakup ve oğullarının Yahudilerle hiçbir tarihsel bağı olmadığı tüm gerçekliği ile açıktır. Bugünkü İsrail Devletinin kuruluşunda İsrail ismini seçmesi kendi köklerini Hz. Yakup'a hatta onun dedesi Hz İbrahim'e kadar tarihlerini ulaştırma çabasından kaynaklanmaktadır. Kur'an ve tarih ışığında bu iddialar tamamıyla geçersizdir. O halde Yahudilerin Filistin başta olmak üzere kan gölüne çevirdikleri


Ortadoğu coğrafyasına barışın gelebilmesi için tahrif edilmiş Tevrat'ın İlim ve din adamları tarafından yapılacak bilimsel-tutarlı eleştirileri beklemektedir. Bu insanların farkındalık düzeyini artırmaları için gerekmektedir. Bu çaba sadece İslam ve Hristiyan dünyasını değil aynı zamanda iyi niyetli Yahudileri de aydınlatmalıdır. Aksi takdirde bir yalanın peşinde asırlardır insanlar kandırılmakta buna dayanarak Savaş tröstleri insan kanları üzerinden para kazanmaktadır. Bir gün Siyonizm insanlık tarihinde yargılanacak ve masum insanlar bu yargılanmadan sonra yalanların mağduru olmayacaklardır. Kısaca İsrail devletinin teolojisi yüzyıllardır yanlış-hayali-kurgulanmış bir mitin gerçekmiş gibi sunulmasıdır. Gerçekler konuşulup yazıldığında Yahudi halkı da bunu anlayacaktır. Geçmiş asırlarda Hobbes, Spinoza gibi birçok filozof ile Freud gibi bilim insanları Tevrat’ın tahrif edildiğini anlatmak için çaba göstermiştir.
XX. ve XXI. yüzyıl ise İsrail Devletinin vahşetine tanık olmaktadır. Bu vahşeti doğuran teo-ideolojik tüm kehanetler bir gün tarihin çöplüğüne atılacaktır. Babil sürgününden sonra hahamlar tarafından yazılmış hurafelerin doldurulduğu ve Hz Musa'ya inen Tevrat'tan çok farklı olan bu eser sadece düşünürlerin-bilim insanlarının araştırmaları ve eleştirileri için kütüphanedeki yerini alacaktır.
Diğer taraftan İsrail devletinin Hz. İbrahim'e vaat edilen toprakları Yahudilere vaat edilmiş gibi gösterme çabasının teolojik zeminden yoksun olduğunun rahatlıkla gösterilebilmesine rağmen Arz-ı Mev’ud’un siyasallaştırılması ve bundan vazgeçilmemesi başka sebepleri de düşündürmelidir. Bunlardan en önemlisi Mezopotamya coğrafyasının Dicle ve Fırat arasındaki toprakların uygarlıklar beşiği olmasıdır. Dicle ve Fırat arasındaki coğrafya Sümerler başta olmak üzere birçok uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. Nil’den Fırat’a Mısır ve Mezopotamya uygarlıklar tarihidir. Bu uygarlıklar tarihinde Yahudiler yoktur. Önümüzdeki yıllarda devletlerarası en büyük problem su kaynaklarından çıkacaktır. Bu gerçek tarihin geçmiş dönemlerinde de ulusların toprak mücadelesine sahne olmuştur. Türkiye'nin nice emeklerle yaptırdığı GAP (Güney Doğu Anadolu) Projesi İsrail'in yıllardır gözlerini diktiği toprakları kapsamaktadır. İsrail devletinin siyasal ve teolojik amaçlarının önüne set çekilmesi için bilim insanları bu konuda bilimsel eserlerle, Türkiye Cumhuriyeti başta olmak üzere sağduyu sahibi devletleri aydınlatmalıdır.
Teşekkür: Bu makalenin hazırlanması sırasında düşünceleriyle katkılarda bulunan dostlarım Zekeriya Yıldırım ve Doç. Dr. Abdullah Ortadeveci’ye teşekkür ederim.


Kaynaklar
Abdurrahman Küçük, Arz-ı Mev‘ûd, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, 1991, İstanbul, 3. cilt.,pp. 442-444.
Ahmet Cemil Akıncı, Kâbe’ye Doğru, Büyük Kısas-ı Enbiya, Hazreti Yakup, Peygamberler Tarihi, Cilt: 11, Fatih Yayınevi, İstanbul, 1969.
Ahmet Susa, Tarihte Araplar ve Yahudiler, İki İbrahim, İki Musa, İki Tevrat, Selenge Yayınları, 2. Baskı, İstanbul, 2005.
Mehmet Ali Bulut, Tanrının Halkının Allah ile Başı Dertte, İsrail Nereye Koşuyor, Hayat Yayınları, Ankara, 2019.
M. Süreyya Şahin, Esbât, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, 1995, İstanbul, 11. Cilt.
Muharrem Kılıç, Gizlenen Türk Tarihi Hazreti Muhammed, Toplumsal Çözüm Yayınları, İstanbul, 2007.
Sedat Şenermen, Dinler ve Dünya Egemenliği, Togan Yayıncılık, İstanbul, 2013.
Şaban Kuzgun, İslam Kaynaklarına Göre Hz. İbrahim ve Haniflik, Bilge Kültür sanat Yayınları, İstanbul, 2015.

-----

36 Sedat Şenermen, a. g.e., s. 67. 37 A. g. e., s.67-68.
38 A. g. e., s.69.
39 Sedat Şenermen, a. g. e., s. 69. David Icke, “The Biggest Secret” Bridge of Love Publications USA, First Published m February 1999’dan aktaran: Turgut Gürsan, Antik Çağlardan 20. Yüzyıl Başma Kadar Dünya Tarihînin Perde Arkası, İstanbul, 2005, 4. Baskı, Bilge Karınca Yayınları, s. 60-61.
40 Sedat Şenermen, a. g. e., s. 69-70.