İSTANBUL (AA) - Filistinli Ebu Garabe (58), 15 Haziran'da İsrail'in askerlerinin babasının kucağında öldürdüğü 3 yaşındaki Rayan Ebu Acin'e düzenlenen saldırı sırasında Deyr Belah'ta alıkonuldu.

Uluslararası Kızılhaç Komitesi aracılığıyla 6 Temmuz'da serbest bırakılan Ebu Garabe, alıkonulmasını, hapishanede yaşadığı zor günleri, Filistinlilerin maruz bırakıldığı ağır şartları AA muhabirine anlattı.

 

 

'İsrail askerleri üzerimize ateş açtı'

Ebu Garabe, saldırı günü yanında akrabası Baha Ebu Acin ile tarım arazisinde yürüdüklerini, tam onlardan ayrıldığı sırada İsrail askerlerinin karşısına çıktığını söyledi.

'İsrail askerleri, aniden üzerimize ateş açtı, hemen yere kapandım. Beni bir evin içine soktular. O esnada dışarıdan feryat sesleri duyuyordum.' diyen Ebu Garabe, evden çıkarıldığında karşılaştığı tablo karşısında şaşkına döndüğünü belirtti.

Ebu Garabe, 'Baha ve kucağındaki çocuk yerdeydi. Çocuk yan tarafta hareketsiz yatıyordu, vefat etmişti. Baha'nın durumu ise çok kötüydü; açılan ateş sonucu dizinin altından ağır yaralanmıştı.' dedi.

 

 

'Küçük bir çocuğa mı ateş açılıyor?'

Gözaltına alınmadan önce tanık olduklarının şokunu atlatamayan Ebu Garabe, 'Kucağında küçük bir çocukla gezen bir insan nasıl bir tehlike oluşturabilir ki? Tehlikeli birinin yanında küçük bir çocuğun ne işi var? Biz her zamanki gibi sadece arazimizde yürüyorduk. Üzerimize ateş açtılar.' diye konuştu.

Ebu Garabe, yaşananlar karşısındaki hisleri şu sözlerle dile getirdi:

'Masum çocuğun orada öldürüldüğünü gördüm, inanamadım. Savunmasız bir çocuğa rastgele ateş açmak büyük bir zulüm. Sen kime ateş ediyorsun, küçük bir çocuğa mı? Her şey ortada, medyadaki fotoğraflarda televizyonda, internette herkes gördü, orada yatan sadece bir çocuktu.'

İran'ın Körfez ülkelerine saldırılarının ardından ABD üslerinin İsrail'e taşınması gündemde
İran'ın Körfez ülkelerine saldırılarının ardından ABD üslerinin İsrail'e taşınması gündemde
İçeriği Görüntüle
Alıkonulduktan sonra kalp krizi geçirdi

İsrail askerlerinin kendisini 'Sarı Hat' olarak isimlendirilen bölgede devriye aracına bindirdiğini, oradan askeri noktaya sonra da Negev'deki Sde Teiman hapishanesine götürdüklerini belirten Ebu Garabe, alıkonulduktan bir gün sonrası akşamına ulaştıklarında fenalaştığını ve bayıldığını ifade etti.

Ebu Garabe, kendisine geldiğinde hastanede olduğunu ve kalp krizi geçirdiğini öğrendiğini belirterek, 'Hastanede üç damarıma müdahale edildi. Beş gün hastanede kaldıktan sonra Ramla'ya oradan da yeniden Sde Teiman hapishanesine nakledildim. Burada da beş gün daha kaldım, yaklaşık 23 gün esir tutuldum.' diye konuştu.

'Ameliyattan sonra darbedildim'

Hastaneden sonra Ramla'deki revire götürdüklerini, içeri girmeden başından darbedildiğini kaydeden Ebu Garabe, 'Başıma üç kere sert bir cisimle vurdular, bayılmışım. Kendime geldikten sonra da yürürken sürekli bayılıp yere düşüyordum. Zaten hastaneden yeni çıkmıştım, ameliyatlıydım. Beni o halde hücreye koydular, aldığım o darbelerin acısıyla iki gün boyunca olduğum yerde kıvrandım.' ifadelerini kullandı.

Ebu Garabe, daha sonra biraz toparlandığını, revirde yaklaşık iki hafta kaldığını, geri kalan süreyi de Negev Hapishanesi'nde geçirdiğini söyledi.

Ayrıca Ramla'daki revirde, hapishanede mahkumlar arasında yayılan bir deri hastalığı olduğunu da söyleyen Ebu Garabe, hapishanedekilerin her yerleri yara bere içinde, bir tür deri döküntüsü rahatsızlıkları olduğunu kaydetti.

Hapishanelerdeki Filistinlilerin durumu

İsrail hapishanesindekilerin yaşadıklarının çok kötü olduğuna değinen Ebu Garabe, 'Hapishanelerde yaşananlar kelimelerle anlatılmayacak kadar zor. Sanki çok büyük, korkunç bir suç işlemişsiniz gibi davranıyorlar. Oysa biz hiçbir şey yapmadık.' dedi.

Ebu Garabe, İsrail güçlerinin sık sık kendilerine 'Dur, ellerini kaldır!', 'Saatlerce öylece bekle!', 'Yere yat, başını yere koy, iki saat öyle kal' gibi komutlar verdiğini belirtti.

Pek çok şeyin yasaklandığını aktaran Ebu Garabe, şunları söyledi:

'Yatakların üzerine oturmak yasak, uyumak yasak. Yatağı sabahleyin kaldırıp akşam saat 8'e kadar öylece oturmak zorunda kalıyorduk, kıpırdamadan dümdüz oturmak zorundaydık. Sonra gelip 'ayağa kalk' diyorlardı, bir saat ayakta bekletiliyorduk. Bir süre sonra da dizlerimizin üzerine oturtuyorlardı. Bir buçuk saat de öyle kalıyorduk.'

Ebu Garabe, tansiyon ve şeker hastalığı olduğunu; bir de yakın zamanda kalp krizi geçirdiği için bu uzun beklemelere dayanamadığını; bacaklarının alt kısmında çok ciddi ağrılar oluştuğunu, şiştiğini aktardı.

'Çok ama çok zor bir durum. Çektiğimiz acı anlatılamaz. Hastalığımdan ve uğradığım muameleden dolayı bir daha geri dönemeyeceğimi; orada öleceğimi düşündüm. Çünkü kimseye merhamet edilmiyordu.' diyen Ebu Garabe, 'Hapishaneden çıkabildiğime şükrediyorum, hiç ümidim yoktu. Bu hastalıkla ve bu eziyetle orada bir-iki ay bile kalsam dayanamazdım.' ifadesini kullandı.


Muhabir: Halime Afra Aksoy, Mohammed Nassar

Kaynak: AA