
Sevgili Emre öncelikle bize biraz kendini tanıtırmısın? (Nerde doğdun? Nerelisin? Kaç yaşındasın? Okul durumu vb.)
Tabii ki fakat kendimi tanıtmadan önce bu röportajın yapılmasını sağlayan başta size ve Tümay Özokur’a teşekkür etmek istiyorum. Kendimden bahsedecek olursam; 22 yaşındayım, İstanbul Kartal’da doğdum. Şu anda da Piri Reis Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 4. sınıf öğrencisiyim.

Hukuk Fakültesinde okuyorsun peki bu süreç nasıl başladı? Neden Hukuk Avukatlık? Bu süreç nasıl başladı ve nasıl devam ediyor bizlere bunu anlatmanı istesem?
Açıkçası hukuk, küçüklüğümden beri sempati beslediğim bir alan. Her zaman insanın temel haklarını bilmesi ve asgari düzeyde bir hukuk bilgisinin olması gerektiğini düşünmüşümdür; zira bu bilgiler insana hayata karşı farklı perspektifler kazandırıyor, öz güveninizi ve bilincinizi geliştiriyor. Böyle değerli bir alanda eğitim görmekten dolayı çok mutluyum.

Oyunculuk serüvenine gelelim şimdide Oyunculuğa yönelme eğilimi nasıl başladı? bundan bahsetmeni istesek?
Belki biraz klişe gelecek ama oyunculuk kendimi bildim bileli aklımdaydı ve aslında yine kendimi bildim bileli de oynuyorum. Bu serüven küçükken büyüklerimi gözlemleyip ilk dedemi taklit ederek ve kendi yazdıklarımı oynayarak başladı; hâlâ o çocuğun tutkusuyla devam ediyor.

Ve Emre Akbey ilk oyunculuğa adım attığı gün hangi proje ile başladı?
Oyunculuğa üniversite 1. sınıfta Maltepe Tiyatrosuna giderek başladım. Burada temel oyunculuk eğitimlerimi aldıktan sonra doğaçlama tiyatro ile tanıştım. Kulağa garip gelse de ilk sahneye çıkışımın, Maltepe’deki tiyatromuzun değerli oyuncularından oluşan interaktif doğaçlama oyunuyla olduğunu söyleyebilirim.

Geçen sezon Maltepe Belediye Tiyatrolarına ait ‘’Hamlet’’ oyunu ile seni izledik ve beğendik. Bu süreçtende biraz bahsetsen? Bu karektere hazırlanırken nasıl bir çalışma yöntemi izledin acaba merak ediyoruz? Bu oyunda seni heyecanladıran bir durum sözkonusu oldu mu?
Hamlet, benim lise çağımdan beri dönüp dönüp okuduğum bir oyundu. Bugüne kadar kaç defa okudum gerçekten bilmiyorum, bir yerden sonra saymayı bıraktım. Okuduktan sonra Hamlet’i o kadar oynamak istedim ki içimden hep "Umarım denk gelir ve bir gün oynarım," diye geçiriyordum; oynamak da kısmet oldu. Bu yüzden kendimi çok şanslı hissediyorum. Sanırım beni en çok heyecanlandıran kısmı da artık bunun bir hayal değil, gerçeğe dönüşmesiydi. Tabii ki Hamlet gibi bir karakteri canlandırmak kolay olmadı. Üzerine çok fazla düşünmeyi ve çok sıkı çalışmayı gerektiren bir karakter olduğunun farkındaydım. Role hazırlık sürecinde Hamlet hakkında bulabildiğim birçok şeyi okuyup izlediğimi, karakterin psikolojisini derinlemesine anlamaya uğraştığımı ve oyunculuk tekniği bakımından eksiklerimi gidermeye çalıştığımı söyleyebilirim.

Bu oyuna başladığın zaman hiç zorluk yaşadın mı? Sahnedeyken başına gelen herahngi ilginç bir olay odlumu yada varmı? Rolün için özel bir hazırlık sürecin oldu mu? Bu süreç nasıl geçti?
Her rolün kendince zorlukları vardır fakat takdir edersiniz ki Hamlet gibi dünya tiyatro tarihinin yazılmış en büyük karakterlerinden birini oynamanın zorlukları daha da fazla oluyor. Psikolojik açıdan karakteri çok iyi analiz edip anlamış olmanız, bunları yaparken de bir oyuncu olarak enstrümanlarınızın her zaman hazır olması gerekiyor.
Bu gereklilikleri her oyunda kusursuz bir biçimde sergilemeniz ve her oyunda daha iyisini verebilmek için çabalamanız, bu işin tatlı zorluklarından biri. Aslında rol için birtakım çalışma metotları izledim. Prova haricindeki ev çalışmalarımda odamın kapısını kapatır, dünya ile iletişimi keserim; zira sıkı bir odaklanmanın bu işteki en büyük yaratıcı güçlerden biri olduğunu düşünüyorum. Sadece metin odaklı bir çalışma da yapmadım; kendi hayal
gücümde farklı senaryolar yaratıp "Bu karakter bu durumu yaşasaydı ne yapardı?" sorusunu sordum, karakterin ağzından çeşitli yazılar yazdım. Bu çalışmalar karakteri çok daha iyi anlayıp yorumlamama vesile oldu.

Mayıs ayında düzenlenen Filmsan Tiyatro Ödüllerinde Umut Veren Erkek Oyuncu Ödülünü kazandın? Bu konudaki düşüncelerini almak isterim?
Öncelikle bir kez daha bu röportaj aracılığıyla size ve sizin nezdinizde Film-San jüri üyelerine, Film-San Vakfına, bugüne kadar bana her zaman destek olan aileme, değerli yönetmenim Kubilay Erdelikara’ya, Maltepe Belediye Tiyatrosu ekip arkadaşlarıma ve Belediye Başkanımız Esin Köymen’e teşekkürlerimi iletiyorum. Benim için inanılmaz bir deneyim oldu. Emeğinin karşılığının birileri tarafından fark edilip ödüllendirilmesi harika bir
duygu; umarım devamı gelir diyelim.

Emre Akbey olarak katı kuralların varmıdır varsa nelerdir?
Açıkçası bu soruya disiplin, ciddiyet ve saygı diyebilirim. Hayatta hangi alanda uğraşıyorsanız, neyle ilgileniyorsanız bu üç unsur olmadan başarıyı yakalamanın çok güç olduğuna inanıyorum. Çevremde de bu unsurları dikkate alarak bir şeyler yapan insanlarla vakit geçirmeyi seviyorum. Babam küçüklüğümden beri yaptığım işi en iyi şekilde yapmam gerektiğini söyler. Kendisi biraz mükemmeliyetçidir, belki de bu özelliğimi ondan almışımdır.

Spor ile de yakınen ilgileniyorsun hangi dalında neler yapıyorsun?
Şu an fitness ile ilgileniyorum; bunu da tamamen fit kalıp zinde olmak için yapıyorum. Daha önce basketbol geçmişim de var fakat asıl sıkı sıkıya ve hayranlıkla takip ettiğim spor dalı futbol. Futbol izlemekten ve takip etmekten çok keyif aldığımı söyleyebilirim. Hatta size şunu diyebilirim: Kariyer planlamama farklı bir şey ekleyebilme imkânım olsaydı bu teknik direktörlük olurdu. Zira strateji çözümleme, insan iletişimi ve planlama çok ilgimi çekiyor.
Bildiğimiz kadarı ile Oyunculuk eğitimlerinide Tümay Okur Akademi’den almaya başladın nasıl gidiyor?
Evet, Tümay Özokur Akademi ile tanışmam değerli hocam Kubilay Karslıoğlu aracılığıyla oldu, kendisine de buradan teşekkür ederim. Eylül ayından beri akademiden eğitim alıyorum ve mezun olmama az kaldı. Bu süreç için şunları söyleyebilirim: Akademide birbirinden değerli hocalar var ve hepsi de gelişimimiz için farklı noktalara odaklanıyor. Bu eğitimler sayesinde geçmiş senelerde teknik anlamda eksik olduğum yönleri, gelişmem gereken kısımları ve bu sektöre dair bir oyuncunun bilmesi gerekenleri öğrendiğimi söyleyebilirim. Tümay Özokur Akademisini sadece oyunculuk için bir eğitim yeri olarak düşünmeyelim; akademi size kişisel bir gelişim kazandırıyor, sosyal açıdan daha nitelikli özelliklere haiz oluyorsunuz. Buradan bir kez daha bana kattıkları her şey için başta Tümay Hocama ve Tümay Özokur Akademiye çok teşekkür ederim.

Genç oyuncuların bugün en büyük avantajı ve en büyük dezavantajları sence nedir?
Genç bir oyuncu adayı olmanın avantajı olarak enerji, başarma hırsı ve yıpranmamışlık diyebilirim. Dezavantaj olarak da tecrübe eksikliği ve sektörde kendini kabul ettirene kadar geçen o düzen oturtma sürecini gösterebilirim.
Tiyatro oyunlarının yanı sıra dizi ve sinemada’da oyuncu olarak yer almak istiyorsun? Kendini nerede görmek istiyorsun bu anlamda?
Evet, böyle bir hayalim var çünkü kamera önü oyunculuğu da her zaman ilgimi çekmiştir. Dürüst olmak gerekirse dizilerden ziyade sinemaya olan tutkum daha fazla. Tabii ki dizi sektöründe de güzel işler yapılıyor, orada da kendimi gösterebileceğim bir rol olabilir. Sinemada ise çeşitli sanat filmlerinde ve kaliteli komedi filmlerinde yer almak istiyorum. "Şunu daha iyi oynarım" diye bir ayrımım yok; her türü oynayabilen, geniş yelpazesi olan bir oyuncu olmak istiyorum. Ana hedefime gelecek olursak; Oscar almak istiyorum. Çok zor gibi görünüyor, farkındayım ama hayal kurmadan hiçbir başarı gerçekleşmez. Kendimi günden güne geliştirerek bunu yapabileceğime inanıyorum, neden olmasın?
Normal zamanlarda Emre Akbey Nasıl birisidir? Neler yapar? Günlerini zamanını nasıl geçirir?
Emre Akbey; hayalleri ve idealleri olan, bunlar uğruna emek veren, her gün daha iyi bir insan olmaya çalışan, hataları olan ama bunlara kafa yorup ders çıkarmaya uğraşan, ailesine ve arkadaşlarına bağlı, insanları tanıyana kadar mesafeli yaklaşan, sessizliği ve sakinliği seven biri olarak tanımlayabilirim. Film izlemeyi, edebiyatı, maç izlemeyi, ailem ve arkadaşlarımla vakit geçirmeyi, ilgilendiğim alanlar hakkında çalışmalar yapmayı çok seviyorum ve boş vakitlerimi bunlarla değerlendiriyorum.
Oyunculuk alanında ilerleme katettikten sonra Tiyatro sahnesinde ve Dizi/ Sinemada oynamak istediğin bir karekter varmı?
Tiyatro sahnesinde en çok oynamak istediklerim: Cyrano de Bergerac ve Shakespeare hayranlığımdan dolayı Macbeth. Sinemada ise Sherlock Holmes veya Joker diyebilirim. Dizi içinse yaş alıp tecrübelendikten sonra, Ramiz Karaeski karakterini rahmetli Tuncel Kurtiz’den sonra tekrar canlandırmak benim için çok büyük bir onur olurdu.
Son dönemde Tiyatro Oyunlarından hangisini izledin? Sinemada hangi filmi izledin? İzlediğin takip ettiğin dizi yada diziler varmı?
Tiyatroda en son, kadrosu Tümay Özokur Akademisinin oyuncularından oluşan Ölümüne Cinayet adlı oyunu izledim. Akademimizi bir kez daha tebrik ediyorum. Sinemada ise en son The Drama ve Michael filmlerini izledim. Dizi olarak da yakın bir zamanda, başrolünde Nicolas Cage’in olduğu Spider-Noir dizisine başladım; şu an beklentimin altında devam etse de izlemeye devam edeceğim, bakalım. Tabii Ezel’i söylemeden dizi kısmını kapatmayalım. Çok büyük bir Ezel hayranıyım; öyle ki bugüne kadar 7 kere bitirdim. Türkiye’de bugüne kadar yapılmış en iyi dizi olduğunu düşünüyorum.
Öncelikle bu özel ve güzel röportaj için sana teşekkür ediyorum Emre kardeşim. Başarılarının devamını dilerken son sözü sana vermek istiyorum. Buradan hangi mesajı vermek isterdin?
Öncelikle sana bir kez daha teşekkür ederim Kıvanç abi, güzel bir sohbetti. Sizinle tanışmaktan dolayı çok mutluyum, benim için çok önemli ve harika bir deneyim oldu. Son olarak şunları söylemek isterim: “Önce iyi insan ol, sonra iyi bir oyuncu olursun. İyi insan olmazsan hiçbir şey olamazsın.” Rahmetli Müşfik Kenter’i saygı ve minnetle anarak bu sözünü hatırlatmak istiyorum; çünkü bu, benim gerçekten üzerine düşündüğüm ve dikkate aldığım çok kıymetli bir söz. Hayatta ne yaparsak yapalım önce iyi olalım; zira dünyamızın bugünlerinde buna çok ihtiyaç var. Benim gibi bu işe gönül veren genç arkadaşlarıma kendilerine inanmalarını, sürekli bir gelişim içerisinde, sabır ve kararlılıkla mücadele ederek çalışmalarına devam etmelerini temenni ederim. Sevgi, barış ve sanat dolu bir dünyada yaşamak dileğiyle...
Saygılarımla…
Sağlıcakla Kalın ama Sevgisiz Kalmayın…
U.KIVANÇ TERZİOĞLU