MUAMMER KARACA TİYATROSU "İLK TEMSİL" OYUNUYLA KAPILARINI SANATSEVERLERE AÇTI...

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Türk tiyatrosunun ve Beyoğlu’nun simge mekânlarından biri olan Muammer Karaca Tiyatrosu’nu geçtiğimiz günlerde düzenlenen bir törenle yeniden sanatseverlerle buluşturdu. Açılış programı, Tonozlu Bina Sergi Salonu’nda kapılarını açan "Mengü Ertel’in Tiyatro Evreni" sergisi ile başladı. Etkinlik kapsamında Deli Dumrul ve Keşanlı Ali Destanı performansları sergilenirken, fuaye alanında kukla gösterisi davetlilerle buluştu. Açılış töreni, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından hazırlanan özel açılış videosunun gösterimiyle devam etti. Programda Erdem Belli, Muammer Karaca’nın salonun ilk açılışında yaptığı tarihi konuşmayı yeniden seslendirdi. Tören; Ayşe Erkal (Genco Erkal’ın kızı), İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat ve İBB Başkanvekili Nuri Aslan’ın konuşmalarıyla sürdü. İBB Başkanvekili Nuri Aslan, açılış programında yaptığı konuşmada, 2012'de kapanan tiyatronun yeniden seyirciyle buluşmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Aslan, yapının çok güzel olduğunu belirterek, restorasyonda emeği geçenlere teşekkür etti. İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat da restorasyon sırasında yapının geçmişine ilişkin yeni detayların ortaya çıktığını anlattı. Çalışmalara başladıklarında binanın altındaki Fransız Mahkemesi binasının kalıntılarının yapının içinde bulunduğunu bilmediklerini söyleyen Polat, "Alt tarafta Fransız Mahkemesi binasını keşfedince onun tekrar tonozlarından bir yapı elde ettik. Önümüzde birdenbire bir yapıdan üç yapı kazanabilme ihtimali oldu." dedi. Gecenin taçlandırılması ise İBB Şehir Tiyatroları tarafından hazırlanan "İlk Temsil" adlı açılış gösterisiyle gerçekleşti. Özgür Kaymak’ın yazıp yönettiği bu özel yapımda; 1950’lerin Beyoğlu atmosferi, tangolar, kantolar bugünün genç tiyatrocularının dünyasıyla buluştu. Oyun, kuşaktan kuşağa devredilen tiyatro tutkusunu ve sahne hafızasını yeniden canlandırdı.
Oyun Konusu; Muammer Karaca Tiyatrosu, yıllar süren sessizliğin ardından yeniden perdelerini açmaya hazırlanmaktadır. Genç oyuncular, açılış gösterisinin provası için sahnede bir araya gelirken, tiyatronun geçmişinden gelen bir ses de onlara eşlik eder: Muammer Karaca. Geçmişle bugün aynı sahnede birbirine karışır; eski Beyoğlu’nun tangoları, kantoları, kahkahaları ve tiyatro geleneği bugünün gençlerinin dünyasıyla buluşur. Değişen zamanlara rağmen değişmeyen dertler, yasaklar, geçim sıkıntıları ve sanatın üzerindeki baskılar mizahın içinden yeniden görünür olur. İlk Temsil, bir tiyatro binasının yeniden açılışından çok, kuşaktan kuşağa devredilen bir sahne hafızasının hikâyesidir. Çünkü oyuncular gider, zaman geçer, ışıklar bazen söner; ama birileri yeniden gelip perdeyi açtığında tiyatro kaldığı yerden yaşamaya devam eder. Oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Ayşe Günyüz Demirci, Binnur Özpınar, Çağrı Büyüksayar, Dolunay Pircioğlu, Eyşan Dönmez, Hazal Uprak, Melih Tuma Şenay Saçbüker, Şirin Asutay, Tarık Köksal, Yağmur Damcıoğlu Namak rol aldı.
“BENİM ESERİM 7” SENARYO YARIŞMASI SONUÇLARI BELLİ OLDU....

Sinema ve Televizyon Eseri Sahipleri Meslek Birliği (SETEM), T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü desteği ile bu yıl Benim Eserim projesinin 7’incisini gerçekleştirdi. Fikirden Filme: SETEM’in “Benim Eserim” Yolculuğu. Yaratıcı emeği korumak yalnızca hakları takip etmekle değil, o hakların neden önemli olduğunu anlatmakla da mümkün. Sinema ve Televizyon Eseri Sahipleri Meslek Birliği SETEM, bu düşünceden hareketle telif hakları gibi çoğu zaman hukuki bir çerçevede ele alınan konuyu, gençlerin doğrudan parçası olduğu bir yaratıcı deneyime dönüştürüyor. 2019 yılında başlayan “Benim Eserim”, bugün yedinci yılına ulaşan; eğitim, buluşma, yarışma ve film üretimini aynı çatı altında bir araya getiren bir proje. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü desteğiyle yürütülen proje kapsamında farklı şehirlerdeki üniversitelerde gençlerle buluşuluyor. Telif hakları, eser sahipliği, sinemada fikri mülkiyet ve yapay zekâ çağında yaratıcı emeğin korunması gibi güncel başlıklar, eğitim ve buluşmalar aracılığıyla geleceğin yaratıcılarıyla tartışılıyor. Projenin en görünür ayağını ise “Benim Eserim” Senaryo Yarışması oluşturuyor. Yarışma genç yaratıcıları, telif hakkı gibi teknik görünen bir meseleyi bir hikâyeye dönüştürmeye davet ediyor. Üstelik yarışma, ödüllerin açıklanmasıyla sona ermiyor. Dereceye giren senaryolar SETEM tarafından profesyonel ekiplerle kısa filme dönüştürülüyor ve izleyiciyle buluşuyor. Böylece bir fikir; yarışmaya, jüri değerlendirmesine, prodüksiyona ve sonunda gerçek bir filme uzanan yolculuğa çıkıyor. Bu yıl 166 senaryonun başvurduğu Benim Eserim Senaryo Yarışmasının jürisi; Başkan Yönetmen, Senarist Feza Sınar, üyeler Yönetmen Mehmet Güleryüz ve Yönetmen Akademisyen Hakan Salih Dikmen yer aldı BENİM ESERİM 7 SENARYO yarışmasında, yapılan değerlendirme sonucu; Birinciliği Aykut Topçu “Hak Unutulmaz”, ikinciliği Arzu Candan Sürmen “Doğmayan Çocuk ”, üçüncülüğü ise Birol Engeler “Olur mu? ” adlı senaryolarıyla kazandılar. “Benim Eserim” yıllar içinde yüzlerce senaryoya ve çok sayıda genç yaratıcıya ulaştı. Projenin altıncı döneminde 7 şehirde 11 üniversitede gerçekleştirilen eğitimlere 471 öğrenci katıldı. Telif hakkını anlatmanın yaratıcı yolu; 2003 yılında kurulan SETEM’in temel misyonu yönetmen ve senaristler başta olmak üzere sinema ve televizyon eser sahiplerinin haklarını korumak. Ancak Benim Eserim, bu misyonun etkinlik, eğitim ve yaratıcı üretim yoluyla nasıl daha geniş bir topluluğa taşınabileceğinin de iyi bir örneği. SETEM; Benim Eserim’in yanı sıra Uluslararası İpekyolu Film Festivali, film yapım atölyeleri, eğitimler ve sektör buluşmalarıyla sinemanın yalnızca ortaya çıkan eserlerden değil, o eserleri yaratan insanlar arasındaki etkileşimden de beslendiği alanlar yaratıyor. “Benim Eserim” ise bütün bu çalışmalar içinde özel bir yerde duruyor. Çünkü genç bir yaratıcının zihninde başlayan bir fikir, önce kâğıda, sonra bir yarışmaya, ardından sete ve en sonunda perdeye taşınıyor. Yaratıcı emeğin değerini anlatmanın belki de en etkili yolu, yeni yaratıcı emeğin ortaya çıkmasına alan açmak.
37.ANKARA FİLM FESTİVALİ ONUR ÖDÜLLERİ BELLİ OLDU

Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından 12–20 Kasım 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek 37. Ankara Film Festivali’nin Onur Ödülleri açıklandı. Bu yıl Aziz Nesin Emek Ödülü Demet Akbağ’a, Sanat Çınarı Ödülü Bülent Ortaçgil’e, Kitle İletişim Ödülü Atilla Dorsay’a, Vakıf Özel Ödülleri ise Bige Önal ve Boran Kuzum’a verilecek. 12–20 Kasım 2026 tarihlerinde Kızılay Büyülü Fener Sineması’nda sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanan 37. Ankara Film Festivali’nin Onur Ödülleri belli oldu.
ADANALILAR GERİ DÖNDÜ: “2 AİLE ARASINDA” HESAPLAR YENİDEN AÇILIYOR! BU KIŞ SİNEMALARDA KAHKAHA VAR

İlk filmde İstanbul’a gelişleriyle unutulmaz bir düğün telaşının fitilini ateşleyen Haşmet ve ailesi geri döndü. “2 Aile Arasında”da Adana cephesi yeniden devreye girerken, geçmişten kalan meseleler, yeni hesaplar ve iki aileyi yeniden karşı karşıya getirecek gelişmeler kahkaha dolu yeni bir karmaşanın habercisi oluyor. BKM yapımcılığında, senaryosunu Gülse Birsel’in kaleme aldığı, yönetmenliğini Ozan Açıktan’ın üstlendiği ve Yemeksepeti ana sponsorluğunda hayata geçirilen “2 Aile Arasında”, ilk filmden hafızalara kazınan Adanalı Kurt ailesini yeniden İstanbul’a taşıyor. Erdal Özyağcılar’ın hayat verdiği Haşmet bu kez de ailesini topluyor ve işleri yoluna koymak için kolları sıvıyor. Ancak Haşmet’in “barış” planı, iki ailenin yıllardır değişmeyen dinamikleriyle karşılaşınca işler yine planlandığı gibi gitmiyor. Üstelik Haşmet yalnız değil. Devrim Yakut’un canlandırdığı Mükerrem başta olmak üzere Adana tarafının tanıdık yüzleri de geri dönüyor. Eski kırgınlıkların hâlâ yerli yerinde olduğu iki aile yeniden aynı hikâyenin içine girerken, Fiko kendisini bir kez daha hiç istemediği bir aile meselesinin tam ortasında buluyor. Senaryoda Haşmet’in “Adana’da kavgaların sonunu bile sofraya, muhabbete bağlarık” diyerek herkesi sakinleştirmeye çalışması, hemen ardından beklenen sıcak aile ortamı yerine son derece gergin bir tabloyla karşılaşmaları bu yeni kaosun tonunu çok iyi kuruyor. Ama bundan sonrasını şimdilik Haşmet’e bırakalım. Filmin oyuncu kadrosunda Engin Günaydın, Demet Evgâr, Erdal Özyağcılar, Devrim Yakut, Ayta Sözeri, Fatih Artman, Gülse Birsel, Derya Karadaş, Şevket Çoruh, Devin Özgür Çınar, Deniz Hamzaoğlu, Su Kutlu, Erdal Cindoruk, Ünal Yeter, Batuhan Bozkurt Yüzgüleç, Kadir Çermik, Yavuz Günal yer alıyor. Adanalılar geri döndüyse, Fiko için huzur yine uzak demektir. “2 Aile Arasında”, 4 Aralık 2026’da
Saygılarımla...
Sağlıcakla Kalın ama Sevgisiz Kalmayın...
U.KIVANÇ TERZİOĞLU