Sabah dokuza çeyrek var. Bilgisayar açılıyor, e-posta kutusunda gece boyunca biriken mesajlar sıralanıyor, telefon ekranı bildirimlerle yanıp sönüyor. Masanın üzerinde her ofiste görülebilecek şeyler duruyor: yarısı içilmiş bir çay bardağı, dosyalar, kablolar, bir kalemlik. Ama monitörün sağ köşesinde, klavyenin hemen üstünde alışılmışın dışında bir şey var. Avuç içi büyüklüğünde, pastel renkli, sakin bakışlı küçük bir figür. Ne işe yaradığı sorulsa sahibi belki bir an duraksar. Sonra gülümseyerek şunu söyler: "Hiçbir işe. Sadece orada olması iyi geliyor."
Bu sahne artık pek çok çalışma ortamında tanıdık. Bankacıların, öğretmenlerin, yazılımcıların, hemşirelerin masalarında, kitaplıkların arasına sıkışmış ya da bir laptop çantasının fermuarına asılmış küçük karakterler görmek sıradanlaştı. Bir zamanlar "çocuk oyuncağı" diye geçiştirilen figür oyuncak dünyası, yetişkinlerin gündelik hayatına sessiz sedasız yerleşti. İngilizcede bu insanlar için "çocuk" ve "yetişkin" kelimelerinin birleşiminden türetilmiş bir sözcük kullanılıyor: kidult.
"Kidult" ne demek, kimleri anlatıyor?
Kidult kavramı, oyuncaklara, çizgi karakterlere, koleksiyon objelerine ilgi duymayı sürdüren ya da bu ilgiyi yetişkinlikte yeniden keşfeden insanları tanımlıyor. Terim ilk duyulduğunda olgunlaşamamış, sorumluluktan kaçan bir tipi çağrıştırabilir. Oysa gerçek tablo çoğu zaman bunun tam tersi. Kidult'ların büyük kısmı işini, ailesini, faturalarını yöneten, hayatın ortasında duran insanlar. Oyuncaklara yönelmeleri, sorumluluklardan kaçış değil, o sorumlulukların ağırlığı altında kendine küçük bir nefes alanı açma çabası.
Bu ilginin çocukluktaki oyuncak sevgisinden bir farkı var. Çocuk oyuncakla oynar, onu yere atar, parçalar, yeniden birleştirir. Yetişkin koleksiyoncu ise daha çok bakar, seçer, yerleştirir, korur. Figür onun için bir oyun aracından çok bir görsel obje, bir ruh hâli göstergesi ya da bir hatıranın taşıyıcısı. Kimisi çocukken sahip olamadığı karakterlere şimdi kavuşuyor, kimisi ise hiç bilmediği yeni tasarımcıların dünyasını keşfediyor.
Bu yüzden kidult olgusunu tek bir yaş grubuna, cinsiyete ya da mesleğe sığdırmak zor. Üniversite öğrencisinden emekli öğretmene kadar geniş bir yelpazede, farklı nedenlerle ama benzer bir hisle bu hobiye yönelen insanlar var. Ortak nokta, küçük bir objenin hayata kattığı hafiflik.
Peki bu eğilim neden şimdi bu kadar görünür? Bunun bir cevabı, oyuncakla ilişkinin artık gizlenmek zorunda olmaması. Bir zamanlar evin bir köşesinde, kimseye gösterilmeden biriktirilen figürler, bugün paylaşılan fotoğraflarla, kutu açılış videolarıyla, koleksiyoncu gruplarıyla herkesin gözü önünde. Ünlülerin çantalarında sallanan peluş karakterler de bu kabulü hızlandırdı. Bir yetişkinin masasında figür görmek, artık kimseye açıklama gerektiren bir durum gibi gelmiyor.
Ekrandan başını kaldırmak: stres ve dijital yorgunluk
Günün büyük kısmını ekran karşısında geçiren biri için göz dinlendirecek, eli oyalayacak, zihni birkaç dakikalığına başka bir yere götürecek şeyler giderek daha değerli hâle geliyor. Toplantılar, mesaj grupları, sonsuz akan sosyal medya sayfaları insanı sürekli bir tetikte olma hâline sokuyor. Koleksiyon figürleri bu akışın içinde fiziksel ve durağan bir nokta sunuyor. Ekran kapanınca kaybolmuyor, bildirim göndermiyor, bir şey talep etmiyor.
Figürle kurulan ilişki de ekrana özgü hızın tam karşıtı. Yeni bir parçayı kutusundan çıkarmak, detaylarına bakmak, rafta ona uygun yeri aramak, gerekirse diğerlerini yeniden düzenlemek yavaş ve dikkat isteyen bir süreç. Pek çok koleksiyoncu, bu küçük ritüelin kafasındaki gürültüyü bastırdığını, kısa bir meditasyon gibi işlediğini anlatır. El işi, bahçe bakımı ya da yapboz gibi hobilerde de benzer bir etki olduğu bilinir: dikkatin tek bir somut şeye yönelmesi zihni sakinleştirir.
Kapalı kutu, yani "blind box" formatı da bu deneyime ayrı bir renk katıyor. Kutunun içinden hangi karakterin çıkacağı açılana kadar bilinmiyor. O kısa bekleyiş, yetişkin hayatının öngörülebilir akışında küçük ve zararsız bir sürpriz yaratıyor. Aynı seriyi toplayan arkadaşlar arasında takaslar, "senden hangisi çıktı" sohbetleri de hobiyi sosyal bir paylaşıma dönüştürüyor. Ağrı gibi büyük alışveriş merkezlerinden uzak şehirlerde yaşayan koleksiyoncular için bu paylaşım çoğunlukla internet toplulukları üzerinden yürüyor ve mesafeleri kısaltıyor.
Designer toy: oyuncak ile sanat eseri arasında
Yetişkin koleksiyoncuların ilgisini çeken figürlerin önemli bir kısmı "designer toy", yani tasarımcı oyuncağı olarak adlandırılıyor. Bu kavram, bir sanatçının ya da illüstratörün kendine özgü tarzını taşıyan, sınırlı sayıda ya da seriler hâlinde üretilen figürleri anlatıyor. Sıradan bir oyuncakta önemli olan karakterin tanınması iken, tasarımcı oyuncağında önemli olan sanatçının imzası, yani çizgisi, renk seçimi ve karaktere yüklediği duygu.
Bu alanın büyümesinde Çinli koleksiyon oyuncağı şirketi Pop Mart'ın payı büyük. 2010'da Pekin'de kurulan şirket, bağımsız sanatçıların tasarımlarını kapalı kutu serileri hâlinde üreterek bu kültürü geniş kitlelere ulaştırdı. Hong Konglu sanatçı Kasing Lung'un resimli kitaplarından çıkan Labubu, tasarımcı Xiong Miao'nun karanlık ve gotik temalı Skullpanda'sı, Lang'ın düşünceli ve melankolik çocuk karakteri Hirono gibi figürler, her biri kendi sanatçısının dünyasını küçük bir gövdeye sığdıran örnekler.
Tasarımcı oyuncağını değerli kılan bir başka şey de seri mantığı. Her seri belirli bir tema etrafında şekilleniyor. Bir seride karakter mevsimlerin içinde dolaşıyor, bir başkasında farklı meslekleri deniyor, bir diğerinde bir masal dünyasına giriyor. Seriler genellikle altı ile on iki arasında figürden ve düşük olasılıkla çıkan bir gizli figürden oluşuyor. Bu yapı, koleksiyoncuya hem tamamlama hedefi hem de sürpriz duygusu veriyor.
Koleksiyoncular bu figürlere bakarken çoğu zaman bir tablonun ya da seramik bir objenin karşısındaki izleyici gibi davranıyor. Yüz ifadesindeki küçük bir değişiklik, bir serideki renk paletinin diğerlerinden ayrılması, kostümdeki minik bir aksesuar uzun uzun konuşuluyor. Aynı karakterin farklı serilerdeki hâllerini yan yana koymak, bir sanatçının yıllar içindeki üslup değişimini izlemek gibi. Bu dikkatli bakış, figürü sıradan bir tüketim nesnesinden ayıran en önemli unsur. Film ve kitap dünyasından gelen lisanslı karakterler de bu hobinin önemli bir kolu; örneğin Harry Potter figürleri, okuma alışkanlığıyla koleksiyonculuğu buluşturan bir köprü kuruyor.
Rafta, masada, vitrinde: vinyl figürün yeri
Tasarımcı oyuncaklarının en yaygın malzemesi vinil. Sert ve pürüzsüz gövdeli vinyl figürler boyayı iyi taşıyor, ince detayları başarıyla yansıtıyor ve zamana karşı dayanıklı kalıyor. Bu özellikler onları bir oyuncaktan çok küçük bir heykel gibi konumlandırıyor. Doğru ışıkta, sade bir arka planın önünde duran tek bir figür, bir odanın havasını değiştirebiliyor.
İç mimaride de benzer bir eğilim göze çarpıyor. Kitaplıklarda kitapların arasına serpiştirilmiş figürler, çalışma masalarında monitör kenarına dizilmiş küçük karakter grupları, cam vitrinli dolaplarda seri seri sergilenen koleksiyonlar, evlere kişisel bir imza katıyor. Bir bakıma bu figürler, sahibinin zevkini, mizahını ve ruh hâlini ilk bakışta anlatan objelere dönüşüyor. Misafirler için de çoğu zaman sohbetin başladığı nokta oluyor.
Sergileme işin ayrı bir sanatı. Figürleri boylarına ya da renklerine göre dizmek, bir seriyi tek bir rafta toplamak, zaman zaman yerlerini değiştirerek rafı yenilemek koleksiyoncuların sevdiği uğraşlar arasında. Doğrudan güneş ışığından uzak durmak, tozu yumuşak bir fırçayla almak ve figürleri devrilmeyecek şekilde yerleştirmek de uzun ömürlü bir koleksiyonun basit ama önemli kuralları.
Koleksiyona nereden başlanır?
Bu dünyaya yeni adım atmak isteyenler için ilk karar çoğu zaman en zor olanı. Seçenek çok, karakterler çeşitli, heyecan yüksek. Başlangıçta aşağıdaki sıralama işleri kolaylaştırabilir:
1. Önce bakın, sonra alın. Farklı sanatçıların tarzlarını inceleyin, hangi karakterin size gerçekten bir şey hissettirdiğini fark edin.
2. Tek bir seriyle başlayın. Birden fazla seriye aynı anda dalmak hem alanı hem de ilgiyi dağıtır.
3. Yerini baştan belirleyin. Figürlerin duracağı raf ya da masa köşesini düşünmek, dağınık bir birikimin önüne geçer.
4. Orijinalliği kontrol edin. Kutunun baskı kalitesine, üzerindeki doğrulama koduna ve figürün boya işçiliğine dikkat edin.
5. Takasa açık olun. Kapalı kutudan çift çıkan figürler, başka koleksiyoncularla bağ kurmanın en kolay yoludur.
Orijinallik konusu özellikle önemli. Popülerleşen her karakterin taklitleri de hızla çoğalıyor. Sahte ürünlerde yüz detayları bozuk, boya dağınık, malzeme kalitesiz olabiliyor. Güvenilir kaynaktan alışveriş yapmak, hem paranızın karşılığını almanın hem de sanatçının emeğine saygı göstermenin yolu.
Tutkuyla disiplin arasında
Her hobi gibi koleksiyonculuğun da bir dengesi var. Kapalı kutunun sürpriz etkisi keyifli, ama aynı sürpriz insanı "bir tane daha" demeye de itebiliyor. Bu yüzden deneyimli koleksiyoncuların çoğu kendine baştan bir sınır koyuyor. Aylık bir hobi payı belirlemek, o payı aşmamak ve bir figürü alırken "Gerçekten istiyor muyum, yoksa sadece açma heyecanını mı istiyorum?" sorusunu sormak, hobinin keyifli kalmasını sağlıyor.
Bir başka yöntem de bekleme süresi tanımak. Yeni bir seri göze çarptığında hemen almak yerine birkaç gün düşünmek, anlık heves ile kalıcı ilgiyi birbirinden ayırmayı kolaylaştırıyor. Bazı koleksiyoncular, yalnızca belirli bir karakteri ya da belirli bir sanatçıyı takip ederek alanlarını daraltıyor. Bu hem bütçeyi hem de rafı düzenli tutuyor. Tamamlanmış küçük bir seri, rastgele toplanmış kalabalık bir yığından çok daha tatmin edici görünüyor.
Alışveriş kanalını seçmek de disiplinin bir parçası. Orijinal ürün satan, kapalı kutuları mühürlü gönderen ve ürün hakkında açık bilgi veren satıcılar, hem sahte ürün riskini azaltıyor hem de hayal kırıklığını önlüyor. Türkiye'de bu alanda hizmet veren çevrimiçi mağazalardan Sihirli Çekmece, Pop Mart başta olmak üzere lisanslı vinyl figürler ve peluşlar sunuyor. Satış yalnızca internet üzerinden kargoyla yapılıyor, kapıda ödeme seçeneği de var. Büyük şehirlerdeki mağazalara ulaşması zor olan okurlar için bu tür çevrimiçi seçenekler, koleksiyona erişimi kolaylaştırıyor.
Kısaca merak edilenler
Yetişkin birinin oyuncak toplaması tuhaf karşılanır mı?
Eskisi kadar değil. Koleksiyon figürleri artık pek çok kişi tarafından bir tasarım objesi olarak görülüyor. Pul, plak ya da kitap biriktirmekten özünde çok farklı değil.
Blind box'tan istemediğim figür çıkarsa ne yapabilirim?
Koleksiyoncu toplulukları bu durum için var. Çift çıkan ya da sevilmeyen figürler çoğunlukla takas yoluyla yeni sahibine ulaşıyor.
Figürleri kutusunda mı saklamak gerekir?
Tamamen kişisel bir tercih. Kutusunda saklamak figürü tozdan ve ışıktan korur. Rafta sergilemek ise onları her gün görmenin keyfini sunar. Pek çok koleksiyoncu kutuları atmayıp ayrı bir yerde muhafaza ediyor.
Hobiye başlamak için belli bir yaş ya da bilgi birikimi gerekir mi?
Hayır. Bir karakteri sevmek başlamak için yeterli. Bilgi, zamanla ve merakla kendiliğinden birikiyor.




