Merhaba Ezgi Hanım, instagramda vegan ve glutensiz yemek tarifleriyle sizi tanıdık. Sosyal medya yolculuğunuz nasıl başladı?
2015 yılında, 30 kiloyu verme sürecimle birlikte başladı. Bu kiloyu verdikten sonra canım sürekli bir şeyler çekiyordu. Ben de her tarifin sağlıklısını yaparken kendimi buldum. Dolayısıyla bu durum sosyal medyada bana yepyeni bir sayfa açtı. O zamanlar influencer , içerik üreticisi gibi tanımlar yokken, amacımın ne olduğunu bilmeden, sağlıklı tarifler paylaşmaya başladım. Sürekli bir şeyler üretiyor olmak, yeni reçeteler geliştiriyor olmak ve hiç tanımadığım insanlarla yollarımın kesişiyor olması beni çok mutlu etti. İçimdeki o heyecanın ve mutluluğun tarifi yok.. Hala da aynı hislerdeyim.
Sosyal medyadan önce nasıl bir hayatınız vardı?
Elektronik ve haberleşme mühendisiyim. Bir plaza insanı olarak, sağlıklı beslenmeyi hayatıma dahil etmediğim ve kilolu bir insan olarak yaşadığım bir hayatım vardı. Bundan bir rahatsızlık duyup, “kendi hayatımı nasıl düzene sokabilirim, nasıl daha iyi bir yaşam sürerim?” diye bir arayışa girdikten sonra bu yolculuk başladı. Eski kiloma hiç geri dönmedim. Arayışım bu kiloyu korumak, dengede olmak ve nasıl daha iyi bir bedene sahip olurum? Bu sorularla başladı aslında her şey…

Kaç kiloydunuz?
79 kiloyu görmüştüm. Diyet sürecinden sonra 49 kiloya düştüm. Şuan 58 kiloyum. Beş yıldır çok spor yaptığım için baya kaslandım. Şu anki kilomdan çok mutluyum.
Bir keşfedilme hikayeniz var mı?
Tamamen ürettiğim içerikler ve verdiğim emeklerle sayfamı büyüttüm. 2016 yılından beri hem hayatımı hem de tariflerimi paylaştığım bir instagram sayfam var. Hayatın güzel yanlarını insanlara sunmak, sağlıklı beslenmek adına insanları motive etmek istedim. Tariflerimi hep bu anlamda ürettim. Benim hesabımın büyümesinin büyümesine neden olan şey; ürettiğim tarifler. Birçok yemek programlarına katıldım, televizyonlara çıktım. Bence bir insan bir şeye emek veriyorsa ve yapacağına inanıyorsa yolun sonunda mutlaka güzel kapılar açılacaktır. Ben buna çok inanıyorum. Yürüdüğüm yolda tamamen kendi emeklerim ve kendi inancımla bu işi yaptım. Tek odak noktam; beni anneannem büyütmüştü ve anneannem öldüğünde girdiğim depresyondan çıkışım şu oldu “Hayat o kadar kısa ki ve hepimiz sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyoruz, ama bir durup hayata baktığımızda, bu hayattaki yerimiz ve sunulan şeylerde bize ne gerekli?” İnsanlara vermek istediğim mesaj buna dayanıyor.
Sıfır atık ile bizim çöp diye değerlendirdiğimiz besinleri bize geri kazandırıyorsunuz. Bu çalışmaya nasıl başladınız?
Bali’de bununla ilgili bir eğitime katılmıştım. Bu eğitimden sonra hem tariflerimde hem de hayatıma bakış açımda baya bir değişiklikler oldu. Bu eğitimi aldıktan sonra, tariften arta kalan sebzelerin kabuğu, posası nasıl bölüştürülür? Onu öğrendim. Mutfakta çöp diye bir şey yoktu. Şok olmuştum. Vegan ve sıfır atık tariflerimin hikayesi buna dayanıyor. Besinlerin tamamıyla değerlendirilmesi ve bunları sağlıklı ve steril olması gerekiyor. Benim annem ve babam emekli öğretmen. Bizim evimizde sebzelerin çöpleri bahçede birikiyor. Sonra da komposto yapılıyor. Böyle bir ailede büyümüş olmanın katkısı çok büyük.

Tarifleri nasıl elde ediyorsunuz?
İlk başta çok büyük bir deneme sürecim oluyor. Sürekli bir şeyleri araştırarak ve deneyerek buluyorum. ilham aldığım yabancı influencerlar var, ama ben bir tarifi asla aynı şekilde uygulamam. Bir boğa burcu olduğum için damak tadıma aşırı güvenirim. Önce içerik, besin değeri ve lezzet çok önemli. Bir tarifi paylaşacaksam, ona çok güvenmem lazım.
Hangi besinler geri döndürülebilir?
Mevsimsel sebzeler her şekilde kullanılabiliyor. Birçok şeyi geri dönüşüme kazandırabiliriz. Ben mutfak açısından baktığımda mevsimine göre sebzelerin bir sürü kullanım alanı var. Havuç suyu yaptığınızda, suyu çok az çıkıyor, ama posası kalıyor. Ben o posayla havuçlu kek yapıyorum. Pancarı soyduğunuzda, kabuğunu fırında kurutup, toz haline getiriyorum. Alternatifler çok fazla.

En çok kullandığım sebze ve meyve nedir?
Taze fasulye ve salatalık çok seviyorum.
İnsanlara bir yaşam biçimi sunuyorsunuz. Kendinizden de örnek vermek zorundasınız. Glutensiz hayatla nasıl tanıştınız?
30 kilo verdikten sonra o kiloyu korumak adına vücudunuzda birçok şeyi deneyip, yanılma yoluyla buluyorsunuz. Ketojenik beslenmeyi denedim, vegan beslenmeyi denedim yani kendimi keşfetmek için birçok beslenme tarzını öğrendim aslında. Bana iyi gelen şey glutensiz ve süt ürünsüz beslenmek oldu. Glutensiz ve süt ürünsüz beslendiğimde kendimi çok hafiflemiş ve mutlu hissediyorum..Hepimizin bedeni eşsiz ve bambaşka beslenmelerle mutlu olabilir. Önemli olan kendi vücudunuzu keşfetmek. Kendi vücudumuzu tanırsak her şey çok daha kolay..