Aynı yerde birlikte resim eğitimi aldığımız ASUMAN BAYRAKTAR TÜFEKÇİ’yi önce ressam olarak tanıdım. BERZAH adlı romanıyla kitaplarıyla tanıştım. Eğitimci-yazar arkadaşım yazdığı romanlardan iki romanından iki ödül aldı. Kitaplarını konuştuk, samimi bir söyleşi gerçekleştirdik .
Hatice OPAK BİLGİN : Kısa bir özgeçmişle okurlarımıza kendinizi tanıtır mısınız?
Asuman BAYRAKTAR TÜFEKÇİ : İstanbul’da doğdum. İlk, orta ve Lise eğitimimden sonra İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirip öğretmenliğe başladım. Yalova Lisesinden başlayarak, Fatih Kız Lisesi, Pertevniyal Lisesi, Özel Fener Rum Erkek Lisesi, Endüstri Meslek liseleri, özel kolejler gibi çok farklı okullarda öğretmenlik yaptım. Farklı muhitlerde, farklı sosyal sınıftan ailelerle, gençlerle tanışıp toplumun her kesimini tanımanın bana çok şey kattığına inanıyorum. Şimdi emekliyim.
Hatice OPAK BİLGİN : Ben sizi önce resim alanındaki çalışmalarınızla tanıdım, daha sonra BERZAH adlı romanınızı okuyarak yazarlığınızla tanıştım. Bunları bir de sizden dinleyelim.

Asuman BAYRAKTAR TÜFEKÇİ : Ressamlık bence yeni bir tarz, yeni bir ekol yaratan çok özel kişilere mahsus bir yetenek. Ben çocukluktan beri renklerle biçimlerle oynamayı seviyorum. Beni mutlu ettiği için resimle uğraşıyorum, bu konuda her hangi bir iddiam yok. Kitaplarıma gelince, bir dürtü bu. Yazmazsam kendimi eksik hissediyorum. İlk yazdığım kitap eğitimle ilgiliydi. Daha sonra “Berzah” ve “Toz Bezi” ni yazdım. “Ölmeye Değecek Zamanlar” ın kaynağı ise dedemin hatıra defteri. Kitap yazmakla tam bir yazar olunuyor mu bunu da bilmiyorum. Sanat hayatı takip eder ya, ben de gözlemleyebildiğim hayatı yansıtmaya çalışıyorum. Edebiyat hayatı analiz eden laboratuvar gibi. Sadece okura değil, yazara da çok şey katıyor. Gözlem gücümüzü arttırıyor, ufkumuzu genişletiyor, yeni şeyler öğretiyor. Farkındalık kazandırıyor.
Hatice OPAK BİLGİN : “Ölmeye Değecek Zamanlar” adlı kitabınızdan söz eder misiniz? Dedemin hayatı demiştiniz, sizi bunu yazmaya çeken sebep ne oldu?
Asuman BAYRAKTAR TÜFEKÇİ : Dedem Trabzon’da doğmuş. Dört bir yanında binlerce evladını şehit veren bir imparatorluğun bir ucunda, bir de Rus işgaliyle karşılaşan bir coğrafyada başlayan bir savaş, göç ve kahramanlık hikayesi. Ailesini kurtarmak için çok zor şartlarda sandallarla, kayıklarla, aylarca süren bir yolculuktan sonra İstanbul. Bir işgalden uzaklaşıp İstanbul’un işgali gibi daha vahim bir durumun içinde kalma. Bir dönemin tanıklığı. Dedemin dokunduğu kağıtlardan bize yansıyan duyguları, olayları yazmamın bir vefa borcu olduğunu düşündüm. O döneme mikrofon tutmaya çalıştım.
Hatice OPAK BİLGİN : Ödül almış roman kitaplarınız var, biraz bu ödüllü kitaplarınızdan bahsedebilir misiniz? Duygularınızı öğrenebilir miyiz?
Asuman BAYRAKTAR TÜFEKÇİ : Yazdıklarımızın karşılık bulması önemli tabii. Yazmak bireysel bir eylem, ben kendim için yazdım ama yazdıklarımız ne kadar okunuyor, kaçı sizi yazmaya iten duygularla iletişim kurabiliyor? Ödüller bu açıdan mutluluk verici. TOZ BEZİ roman, ÖLMEYE DEĞECEK ZAMANLAR hatıra dalında Altın kalem ödülü aldı. TOZ BEZİNDE toplumun genellikle görmezden gelinen bir kesiminden bir temizlikçi kadının, Hicran’ın karşılaştığı vicdansızlıkları, adaletsizlikleri, pislikleri temizleme çabası anlatılıyor. Çoğunlukla görünmezler, görünseler bile evdeki eşyalara bakılır gibi bakılır onlara. Ruhları, duyguları iç dünyaları fark edilmez. Bu günlerde ortaya dökülen Epstein dosyasındaki sapıklıklar, insanlık dışı olaylar maalesef her toplumda var. Adalet bunların hepsine yetişemeyince, her dönemde, her toplumda var. Adalet bunların hepsine yetişemeyince, her dönemde, her dönemde her toplumda kendini güçlü ve hukukun üstünde görenler, dokunulmaz olduğuna inananlar oldukça kendi adaletini kendisi sağlamak isteyenler ortaya çıkıyor. Hicran’da bunlardan biri. Evleri, işyerlerini temizlediği gibi halının altına süpürülen sosyal pislikleri de temizleyemeye çalışıyor. Yazarken genelde yaşanmışlıklardan ilham alıyorum. Berzah ’ta da hastane odalarında ölümle, yaşam arasında gidip gelen hastalar, hepsinin ayrı bir dünyası olan refakatçılar bakıp geçilemeyecek dünyalar var. Sanırım okuyanların biraz da kendi hayatlarını sorgulamalarına yol açıyor.
Hatice OPAK BİLGİN : Son yazdığınız iki romanınız da ayrı ayrı farklı ödüller aldı. İki roman arasında benzerlik var mı acaba?
Asuman BAYRAKTAR TÜFEKÇİ : Biri roman, diğeri hatıra. Biri geçmişi, diğeri bugünü anlatıyor. Biri kurgu, diğeri gerçek. İkisi de farklı gibi görünse de temelde aynı kavramları yansıtıyorlar. İlk ortak noktaları TEMİZLİK, Biri vatanı düşmanlardan temizlemeyi anlatıyor, diğeri toplumu kirli insanlardan temizlemeyi anlatıyor. İkisinin de boyun eğmeme, direniş var. Biri düşmana, diğeri kötülüğe karşı direniyor. Biri gelecek nesillere düşmandan temizlenmiş bir vatan bırakmak isteyenlere katkıda bulunuyor, diğeri bir çocuğunu kaybetse de diğer çocuğu için gücünün yettiğini, elinden geleni yapmaya çalışıyor. Bir diğer ortak nokta da BABA kavramı. Dedem 4 yaşında yetim kalmış babası cepheye gitmiş ve şehit olmuş. Babasından ona kalan miras; geride eşini, çocuklarını, malını mülkünü bırakabilirsin ama vatanını düşmana bırakamazsın. Vatan uğrunda ölünmeye değer. Hicran’ın kırılma noktası ise babasının engelli ablasına tecavüz ettiğini gördüğü an. O zaman yaşı küçük olduğu için bir şey yapamaması, babasını engelleyememesi öfkesinin içinde patlaması onun kişiliğini oluşturuyor. Dünyayı önce babasından sonra da onun gibi olanlardan temizlemeye ant içiyor.
Hatice OPAK BİLGİN : Yazmak isteyen gençlere tecrübelerinize dayanarak neler önerebilir siniz?
Asuman BAYRAKTAR TÜFEKÇİ : Elbette yetenek önemli. Ama yeterli değil. Her şeyden önce çok okumaları gerekli. Her türden. İyi bir gözlemci olmaya çalışmalılar. Yalnızca bakmasınlar, görmeye de çalışsınlar. Kendi toplumunu, kendi insanını tanımak da önemli. En mühimi de dil. Türkçeyi en güzel, en doğru şekilde kullanmaya çalışsınlar. Deyimlerini, terimlerini, şarkılarını, türkülerini, atasözlerini öğrensinler. Bir de asla vazgeçmesinler. Ümitsizliğe kapılmasınlar. Tekrar tekrar denesinler.
Hatice OPAK BİLGİN : Kızlık soyadınız BAYRAKTAR. Bildiğimiz BAYRAKTAR ailesiyle akrabalığınız var mı? Soyadı benzerliği mi?
Asuman BAYRAKTAR TÜFEKÇİ : Evet, akrabalığımız var. Onların büyük dedesi, benim dedemin amcası oluyor. Aynı evde yaşıyorlar ve anlatılan dönemde birlikteler. Kitapta pek çok yerde adı geçiyor zaten. Bu durum vatan sevgisinin kuşaklar boyu devamlılığını göstermesi açısından önemli olsa da ne kitap yayınlandığında, ne de ödül aldığında bunu gündeme getirmek istemedim. O gençler bu ülke için kendi kulvarlarında gerçekten çok önemli, kıymetli şeyler yapıyorlar ve biliniyorlar. Bu akrabalıkla ilgili konuşmam yanlış anlaşılabilir, reklam için, satış için gündeme getirdiğim düşünülebilirdi. Bu kitabıma da haksızlık olurdu sanırım. Her emek kendi kulvarında değerlendirilmeli.
Hatice OPAK BİLGİN: Dedenizin günlüğünden yararlandığınızı söylemiştiniz, o günün zor şartlarında bile yazmış olması çok önemli. Sizden başka yazan var mı, size dedenizden geçmiş bu sevgi sanırım.
Asuman BAYRAKTAR TÜFEKÇİ : Dedem okumayı da yazmayı da çok severdi. İlk mektep karnesi notları hep aliyü’l ala (pekiyi) idi. Savaş, kıtlık göç derken tahsiline devam edememiş tabii. Ama ömrü boyunca hep okuyup yazdı. Onun dedesi de o zaman soyadı olmadığından Yazıcı lakabıyla tanınmış. Ailede okuyamaya, yazmaya, araştırmaya eskiden beri süregelen bir ilgi var her halde . Ben dedemin defterinden 1924’e kadar olanları yazdım. Çünkü bireysel anıların tarihe tanıklık açısından önemli olduğunu düşünüyorum.
Hatice OPAK BİLGİN : Bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederim.
Asuman BAYRAKTAR TÜFEKÇİ : Ben de size ve gazetedeki çalışma arkadaşlarınıza çok teşekkür ederim.