BRÜKSEL (AA) - Anadolu Ajansının (AA) 'Brüksel'den NATO Ankara Zirvesi'ne başlıklı dosya haberinin ilk bölümünde NATO'nun kuruluşu, tehditler karşısında yaşadığı dönüşümler, karar alma mekanizmaları ve Türkiye'nin İttifak'a katkıları ele alındı.

NASA, Ay'da kalıcı yerleşim yeri kurma planını hızlandırıyor
NASA, Ay'da kalıcı yerleşim yeri kurma planını hızlandırıyor
İçeriği Görüntüle

İkinci Dünya Savaşı'nın Avrupa kıtasında yarattığı yıkımın karşısında nüfuzunu artıran Sovyetler Birliği'nin olası bir saldırısı ve yayılmacılığına karşı çıkmak, Avrupa'da siyasi bütünleşmeyi teşvik etmek ve kıtada milliyetçi militarizmin yeniden ortaya çıkmasını engellemek için 12 ülke, 4 Nisan 1949'da Washington'da Kuzey Atlantik Antlaşması'na imza attı.

Böylelikle ABD, Kanada, İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Norveç, Danimarka, İzlanda, İtalya ve Portekiz NATO'nun kurucu üyeleri oldu.

NATO'yu diğer örgütlerden farklı kılan ise Antlaşma'nın 5. maddesi oldu. Madde uyarınca müttefikler, 'bir veya daha fazla üyeye yönelik silahlı bir saldırının tüm üyelere yapılmış bir saldırı olarak değerlendirileceği' konusunda uzlaşırken, böyle bir saldırı gerçekleşmesi halinde ise her müttefik, karşılık olarak 'silahlı güç kullanımı da dahil olmak üzere gerekli gördüğü her türlü tedbiri alacağını' taahhüt etti.

İttifakın ilk önemli sınaması ise 1950 Kore Savaşı oldu. NATO kısa süre içinde, askeri bir karargaha sahip birleşik komuta yapısına kavuştu.

Dönemin tehditleri ışığında, Türkiye 1952'de NATO'ya dahil oldu.

Soğuk Savaş Dönemi'nde nükleer caydırıcılık ön plana çıktı

1949-1991 yılları arasındaki Soğuk Savaş döneminde NATO'nun temel amacı Sovyetler Birliği'ni çevrelemek ve Avrupa'yı olası işgalden korumaktı.

Bu dönemde iki blok arasındaki güç dengesi, nükleer caydırıcılık üzerine kuruldu.

1989'da Berlin Duvarı'nın yıkılması ve ardından Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla NATO'nun geleceği de tartışma konusu haline geldi.

Bazı uzmanlar ittifakın varlık nedeninin ortadan kalktığını savunurken, NATO genişlemeye ve dönüşmeye devam etti.

'Alan dışı' operasyonlardan, 11 Eylül saldırısına

NATO, 1990'lı yıllarda ilk kez kendi coğrafyasının dışında askeri operasyonlar yürütmeye başladı.

Bosna-Hersek ve Kosova müdahaleleri, NATO'nun yalnızca üye ülkeleri savunan bir yapı olmaktan çıkarak kriz yönetimi görevleri üstlenen bir örgüte dönüşmesinin ilk örnekleri olurken, bu süreç, NATO'nun 'alan dışı' operasyonlarının önünü açtı.

2001'de ABD'de gerçekleştirilen terör saldırıları ise ittifakın güvenlik anlayışını kökten değiştirdi.

İlk kez 5. maddeyi işleten NATO, Afganistan'da ittifakın en büyük ve en uzun operasyonunu başlattı.

Terörizm, ittifakın ana tehdit tanımları arasına girdi.

Rusya yeniden tehdide dönüştü

Rusya'nın 2014'te Kırım'ı yasa dışı ilhakıyla, ittifak yeniden dikkatini doğu kanadına çevirerek Rusya'yı tehdit olarak görmeye başladı.

24 Şubat 2022'de başlayan Rusya-Ukrayna savaşı ise NATO'nun savunma planlarını tamamen değiştirirken, müttefikler arasında savunma harcamalarının artırılması yeniden öncelik haline geldi.

ABD yönetiminin Avrupa kıtasına kendi güvenliğinin sorumluluğunu alma ve külfet paylaşımına katkı sağlama baskısı bir yandan transatlantik ilişkileri gererken diğer taraftan Ankara Zirvesi'nde ittifakın yeni bir dönüm noktasına doğru ilerleyeceğine ilişkin sinyaller arttı.

Şimdi, NATO'yu 'fabrika ayarlarına çevirecek', NATO 3.0 vizyonu gündemde yerini almaya başladı.

Yeni NATO 3.0 vizyonu, Avrupa'nın konvansiyonel savunmada liderliği üstlenmesi ve ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığının gözden geçirilmesi ile Avrupalı müttefiklerin savunma harcamalarının artmasını sağlayarak 'bedavacılığa' son verilmesi olarak tanımlanıyor.

Önemli istişare platformu sunan NATO'da tüm kararlar oybirliğiyle

NATO, üye ülkelerin güvenlik ve savunma konularını görüşmek ve karar almasına imkan sağlamak için önemli bir platform görevi görüyor.

Her gün yüzlerce sivil, askeri yetkili, NATO personeli ve üye ülkelerin ulusal delegasyonları Brüksel'deki karargahta görüş alışverişinde bulunurken, üye ülkelerin savunma ve dışişleri bakanları da genelde bakanlar toplantılarında yılda 2 kere bir araya geliyor.

32 ülkenin lideri de müttefik başkentlerinde düzenlenen zirvelerde buluşuyor.

İttifakta tüm kararlar ise oybirliğiyle alınıyor.

Türkiye, ittifaka kilit katkı sunmaya devam ediyor

Kuruluşundan çok kısa süre sonra ittifaka resmi üye olan Türkiye, NATO'nun stratejik aklı ve operasyonel kapasitesine kilit katkı sunmaya devam ediyor.

İttifakın en büyük ikinci ordusuna sahip Türkiye, NATO içinde jeostratejik konumu, askeri kapasitesi, bölgesel nüfuzu, savunma sanayi alanındaki kabiliyetleri, etkin diplomasisi, lider kapasitesi ile harekat ve misyonlarına sağladığı katkılarla dikkati çekiyor.

Külfet paylaşımını yalnızca yetenek gelişimi ve savunma harcamalarında değil, aynı zamanda barış ve istikrara somut katkılarda bulunarak bölgesel sahiplenme ilkesiyle sürdüren Türkiye, NATO'nun harekat ve misyonlarına en fazla katkı veren ülkelerden biri olarak ön plana çıkıyor.

Türkiye ayrıca, NATO dışı ulusal harekat ve eğitim faaliyetleriyle de ittifakın güvenliğine doğrudan katkı sağlıyor.

İttifak bünyesindeki katkı payı sıralamasında 7'nci sırada yer alan Türkiye, aynı zamanda NATO Yetenek Hedefleri bağlamında en çok sorumluluk üstlenen başlıca müttefikler arasında bulunuyor.

Sınır ötesi harekatlardan terörle mücadeleye kadar çok geniş bir yelpazede edindiği tecrübeleri ittifaka taşıyan Türkiye, NATO'nun en etkin ve en hazırlıklı kuvvetleri arasında yer alıyor.

Son yıllarda savunma sanayisinde attığı dev adımla 2020-2024 dönemindeki savunma ihracatında küresel piyasada 11. sıraya yerleşen Türkiye, savunma ve havacılık sanayisinde 100 binden fazla personel istihdam ediyor.

Ülkede savunma sanayi alanında 3 bin 500'ün üzerinde firma faaliyet gösterirken, küresel insansız hava aracı pazarında Türkiye'nin yüzde 65'lik payı bulunuyor.

NATO'nun liderler düzeyinde zirvesine 7-8 Temmuz'da ikinci kez ev sahipliği yapacak Türkiye, aynı zamanda NATO'nun en kritik kuvvet yapılarından biri olan Müttefik Reaksiyon Kuvvetinin komutasını da üstlenmeye hazırlanıyor.

Böylelikle Türkiye, güçlü ordusu, gelişen savunma sanayisi ve kritik coğrafi konumuyla NATO'nun kolektif savunma ve caydırıcılık politikalarında merkezi rol üstlenmeye devam ediyor.


 

Muhabir: Şerife Çetin

Kaynak: AA