Nedeni ise Yunanlılar ve Rumlar bu konuda harita hazırlamış ve enerji göstergeli bu haritada Türkiye’nin MEB bölgesi 145 bin m2 iken bu alan
Nedeni ise Yunanlılar ve Rumlar bu konuda harita hazırlamış ve enerji göstergeli bu haritada Türkiye’nin MEB bölgesi 145 bin m2 iken bu alan 41 bin m2 ye düşmüştü. Ve sorun ise Türkiye’nin bu büyük rant oluşumunun olmasına ve oluşumunda sessiz kalması idi.Karasuların ölçülmeye başlandığı, esas hattan itibaren 200 deniz milinin ötesine uzanmayan ve kıyı devlete, deniz yatağı üzerindeki sularda, deniz yataklarında ve bunların toprak altındaki alanlarında bir takım hak ve yetkiler tanıyan deniz alanına ( MEB.) Münhasır Ekonomik Bölgesi denilmektedir.
ABD’li jeofizik Araştırma Merkezi araştırmalarına göre Doğu Akdeniz havzasında, ve o bölgede ki çıkandiğer araştırma sonuçlarına göre yaklaşık 15 trilyon metreküplük bir doğalgaz rezervi mevcut. Trilyon metreküplere tekamül eden çıkan ve tespit edilen doğalgazın satış rakamları ise dudak uçuklatıyor. 1500 trilyonluk bir rakama satış bedelinin hesaplandığı bu rezerv Rumların bu bölge de sondaj çalışmalarına hız vermiş. Tabi ki Türkiye bu konuda ne kadar etkili oldu bu da tartışılır. Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan bu zenginliğin haritasını çıkarmış ve diğer çıkarcı Batılı ülkeler de bu konuda iştah açıcı göz koymalarına karşın Türkiye’nin bu konuda ciddi ataklar yapması şart olmuştur. Çünkü Rumların tek başına bu bölgede Doğu Akdeniz havzasında tek başına ilan ettiği MEB’inde her türlü sondaj çalışmalarını haklı bulan Yunanistan’ın bu konuyu deklare ederek destek vermesi bir vakadır.
İsrail Doğu Akdeniz’deki hakimiyetini yükseltirken ABD ve Batılı ülkeler her türlü enerji havzalarını kontrol altında tutmak isterken akıllara şu sorular takılıyor.
1- Türkiye bu konuda ne yapıyor?
2- Türkiye, hemen yanı başındaki bu enerji girdabının ve bölge jeopolitiğini değiştirecek ölçekteki süratle yaşanan gelişmelerin neresinde?
3- Yıllarca Almanya ve Amerika’nın Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon yataklarını kontrol etmek amacı ile sismik araştırma gemilerini yönlendirirken Türkiye Akdeniz’deki Münhasır Ekonomik Bölgesinin sınırlarını çizdimi.?
4- Bölgede ki diğer ülkelerin MEB’leri ile Türkiye’nin MEB bölgesine kıyıdaş olan komşu ülkelerimizle sınır ihtilaflarımız ne durumda?
5- En önemlisi bu ihtilafların Türkiye’nin menfaatlerini el alacak şekilde siyasi irade ne kadar etkin? Prof. Dr. Sertaç Hami Başeren’ in yaptığı akademik çalışma sonucuna göre, Türkiye’nin Akdeniz’de ki MEB’inin yüz ölçümü yaklaşık 145 bin km2. Bu rakam, Marmara Denizi ve Kıbrıs Adasının her birinin 10 katından fazla ve Karadeniz’in tamamında ki kıta sahanlığımıza denk bir büyüklük. Bu derece büyüklük teki enerji havzasını kendi lehimizde değerlendirmek kaçınılmazdır.
MEB’le ilgili en ufak kayıpların bile binlerce trilyon dolarlık bir zenginliğin söz konusu olduğu bir deniz alanında çok büyük ekonomik kayıpları da beraberinde getireceği ifade edilirken, Türkiye’nin denizindeki her bir santimetrekarelik hakkına sahip çıkma bilinci ve ciddiyeti içinde hareket ederek, uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde sahip olabileceği MEB’inin tekrar tekrar dikkatlice hesaplanması gerektiği belirtiliyor. Zira Türkiye bu konuda çok büyük kayıplar yaşayacaktır. Ege’deki 16 ada gibi olmaması gerek. Doğu Akdeniz’deki enerji havzası 13 yıldır başka güçlerin kontrolünde olmamalı.
Bu durum Türkiye ve KKTC adına üzerinde hak iddia ettiğimiz alanlardaki hayati çıkarlarımızı korumak için harekete geçilmesini gerektiriyor. Maalesef geride kalan zaman ve yaşanan sürecin geldiği aşama, Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin, Türkiye’nin “siyasi ve diplomatik” girişimlerinden pek de etkilenmediğini gösteriyor. O halde Türkiye ‘de sessiz kalmamalı. Yoksa tutsaklık ve hakimiyetsizlik elimizden çok şeyin gitmesine sebep olur. Buda ilerisi için Türkiye’nin politik hatalarını telafi edilemez hale getirir.