Bugün görüyoruz ki Türkiye geçmiş yıllardan bu yana AB kriterlerine uymak için her defasında önüne dayatılan müzakere süreçlerindeki uyum mad

Bugün görüyoruz ki Türkiye geçmiş yıllardan bu yana AB kriterlerine uymak için her defasında önüne dayatılan müzakere süreçlerindeki uyum maddelerine uymak için elinden geleni yapmıştır. Eğer fark ederseniz, günlük yaşantımızdan aldığımız nefesin en ince detaylarına kadar, toplumsal yaşam kriterlerimiz dahil değişme olmuştur. Değilmi? Haksız mıyım? Neresinden tutarsanız tutun ne açıdan bakarsanız bakın şimdi ki hükümet dahil ve geçmişteki hükümetler de dahil AB yasaları ve uyum süreci kriterlerine sadık kalmak için itina gösterilmiştir. Peki sonuç? Sonuç fiyasko! Olması da muhtemel zaten. Çünkü Türkiye’ yi almazlar. AB üye ülkeleri zaten buna müsade etmez. Çünkü üye ülkeler bizlerin üye olmamıza engel koyacak ve sağlayacak engelleri çıkartacak politik oyunlar sergiliyorlar. AB Avrupa Birliği Türk ve Müslüman bir ülke olarak bizlerin üye olmasına asla izin vermez.! Üye ülkelerin Türkiye’yi istememe sebebi ileri vizyonlarının büyüme noktasında kendilerine büyük aşamada yön verecek ve liderlik yapacak tek ülke Türkiye de ondan. AB Birliği müzakere sürecindeki önüne koyulan sunulan, serbest piyasa ekonomisi, çevre ile ilgili, enerji ile ilgili, yargı ile ilgili, kültür ile ilgili fasıllara Türkiye uymadı mı? Harfiyen uymaya çalıştı. Ama buna rağmen Türkiye “istenmeyen adam” ilan edildi. Kısacası işlerine geldiği yerde Türkiye’nin önüne koydular müzakere süreçlerini alın bakalım oynayın dediler.

Türkiye ‘nin AB’ye girmesine ihtiyaç var mı?. Durum ve ihtiyaca göre elbette var! Dünya ülkeleri arasında barış ve refahı getirecek, insanların kaliteli bir yaşama ve ekonomik yönden toplumsal rahatlamaya, kültürel yönden ilerlemeye medeniyetler arası ittifak sağlamaya yararlı olacaksa ihtiyaç var elbet! . Ama tek tip anlayış içerisinde gidilecekse kendi kriterlerini baz alıp kendi değerlerini öne çıkarıp, işlerine geleni yapmak gibi bir eğilim içerinde olunacaksa, gereken yerde gerekli uygulamalar olamayacaksa Türkiye’nin böyle bir oluşum içersinde olmasına hiç de ihtiyaç yok aslında. Ama buna rağmen yani tüm sorunlara rağmen Türkiye, katılım müzakerelerinde yaşanan engellere rağmen, AB için önemli bir stratejik ortak olmaya devam etmektedir.

Türkiye AB birliğine girmesi muhtemel gözükmüyor. Ama bu yönde de oyalanma sürecine sokuluyor. Ne zamanki Avrupa’nın menfaatleri söz konusu olduğunda, tavizlerini veriyorlar.Ama Türkiye ile ilgili çıkarlar söz konusu olduğunda ara ki bulasın AB’yi Türkiye ‘nin bu yalan birliğine ihtiyacı yoktur. Avrupa Türkiye ‘nin ne kadar çok büyük olduğunu biliyor. Türkiye’nin önünde bir potansiyel vardır. Türk cumhuriyetleri ortada islam ülkeleri ortada bugün Avrupa ülkelerine gittiğinizde size Türk olarak gösterilen durum ortada, bir de Türk cumhuriyetleri ve İslam ülkelerine gittiğinizde karşılaştığımız durum ortada. Avrupa bunu çok iyi biliyor. Türkiye’nin kendi avantajlarını kullanmasına müsaade etmeyecek şekilde bazı avantajlar sunarak kısaca yalandan müzakere süreçleri sunarak bizleri oyalıyorlar! Avrupa Gümrük Birliği ile bize yem atmışlardır!

Türkiye Asya’da büyük bir güçtür. Ortadoğu’da büyük bir güçtür. Avrasya Birliği AB’ye en büyük hamledir. Bu hamle iyi kullanılmalıdır. Batı dayatmalarına en güzel cevaptır. Türk İslam Birliği , Avrupa Birliği’nin önüne bir güç olacak şekilde en büyük idealimizdir. Türk İslam Birliği için adımlarımızı daha sağlam atmalı, Gazi Mustafa Kemal’in yıllar öncesinden bunu görmesi ve ileride Türkiye’nin bu konuda öncü ve lider olması yönünde Türk İslam Birliğinin kurulması için ve 9-Ekim-1919’da ilk adımlarını atmış olması tesadüf değildir!. Önce Bölge ülkeleri ile işbirliğine girmeliyiz .! diye konuya bakmıştır.

Türkiye’nin hiçbir bir yönlenmeye ihtiyacı yoktur. Türkiye önündeki ve elindeki potansiyel ile kendisi yön veren olacaktır. Avrupa Birliği dünya ülkelerini kendi egemenliği altına almaya çalışan “yalan birliğidir”. Prof. Dr. Erol Manisalı’nın dediği gibi “Niye uğraşıyoruzki? Sevr’i yırtıp atmasaydık zaten Avrupa bize gelecek ti! Sevr’de bir proje idi bizi böleceklerdi!”