ANKARA (AA) - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin, 'Burada esas olan her zaman söylediğimiz gibi Türkiye'nin temel değerlerini korumaktır. Türkiye'yi terör yükünden kurtarmaktır. Buraya kadar gelmek önemlidir. Şimdi daha ince işçilik aşamasındayız. Bir bakıma, bir başka boyutuyla mesele yeni başlıyor.' dedi.

Çelik, parti genel merkezinde Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın toplantıdaki açılış konuşmasında, Terörsüz Türkiye süreci başta olmak üzere iç ve dış politikaya dair kapsamlı bir değerlendirme yaptığını, gelecek dönemdeki çalışmalarla ilgili talimatlar verdiğini anlatan Çelik, ilgili birimlerin bu talimatlara ilişkin çalışmalarını planlayacağını söyledi.

Toplantıda 14 Ağustos'ta AK Parti'nin kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yapılacak etkinliğe ilişkin AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Acar'ın bir sunumu olduğunu dile getiren Çelik, Terörsüz Türkiye'nin ekonomik boyutuna ilişkin AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekci'nin sunum yapacağını ifade etti.

Çelik, toplantıda AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in TBMM çalışmalarına ilişkin bilgi vereceğini aktardı.

'Milletimizin değerlerine gölge düşürecek hiçbir şey yapılmadı'

Terörsüz Türkiye konusunda gelinen yeni aşamanın, silah bırakmanın temin edilmesi, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerine ulaşılması için bir yasal zeminin ortaya çıkması olduğunu anımsatan Çelik, bununla ilgili çok sayıda toplantı yaptıklarını, hemen her gün çalıştıklarını, istişareleri sürdürdüklerini vurguladı.

Bu sürecin siyasi, hukuki, istihbari, stratejik boyutları olan çok kapsamlı bir süreç olduğunu belirten Çelik, şöyle konuştu:

'Şimdiye kadar Cumhur İttifakı tarafından ortaya koyulan irade, TBMM'de bir komisyon vasıtasıyla Meclis Başkanımızın başkanlığında yürütülen çalışmalar, Cumhurbaşkanımızın verdiği talimatlarla bir devlet politikası olarak bunun yürüyor olması, Sayın Bahçeli'nin açıklamalarıyla bu konunun önünün açılmasına yönelik stratejik müdahalelerle bütün bu zaman dilimi son derece dinamik geçti. Bütün bu dinamizm içerisinde devletimizin niteliklerine ve milletimizin değerlerine gölge düşürecek hiçbir şey yapılmadı.

Burada esas olan her zaman söylediğimiz gibi Türkiye'nin temel değerlerini korumaktır. Türkiye'yi terör yükünden kurtarmaktır. Buraya kadar gelmek önemlidir. Şimdi daha ince işçilik aşamasındayız. Bir bakıma, bir başka boyutuyla mesele yeni başlıyor. Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge hedeflerine ulaşmak bakımından tabi ki yasal bir zeminin oluşması son derece önemli ama aynı zamanda oluşturulan politik atmosfer önemlidir. Toplumsal atmosfere pozitif katkı sağlayıp, sağlamamak önemlidir.'

Çelik, bu süreçte katkıların, yapıcı eleştirilerin çok değerli olduğunu ancak katkı adı altında dar mahalle ideolojilerinin gündeme gelmesinin, eleştiri adı altında yapıcı yerine yıkıcı eleştirinin son derece zararlı olduğunu ifade etti.

'Yapmaya çalıştığımız şey ölçek büyütmektir'

'Çünkü bu bütün Türkiye'yi ilgilendiren bir meseledir. Bu mesele sadece siyasi bakışlara göre var olan ya da yok olan bir mesele değil.' diyen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Türkiye uzun zamandır terörle mücadele ediyor ve biz hükümetlerimiz döneminde pek çok reformu hayata geçirerek Türkiye'nin demokrasi eksiğinin kapatılması, Türkiye'nin demokrasi eksiğinden doğan sorunların giderilmesi bakımından en zor zamanlarda, vesayetin en ağır ve en karanlık zamanlarında güçlü reformlara imza attık. Tabii ki en büyük takdir, en büyük gurur, en büyük değer milletimizin fertlerinindir.

Şimdiye kadar milletimizin arasına Türk, Kürt diye, Alevi, Sünni diye fitne sokmaya çalışan birçok istihbarat operasyonuna, birçok provokasyona, suikastlara hedef oldu ülkemiz. Siyasi tarihimizi şekillendirmek için, siyasi partileri şekillendirmek için birçok operasyonla karşı karşıya kaldı. Ama ister Türk olsun ister Kürt, ister Alevi ister Sünni olsun bütün bu povokasyonlar karşısında milletimizin sağduyulu tek bir ferdi bir diğerine yan gözle bakmadı. Kimse kimseyi incitecek bir iş yapmadı. Dolayısıyla ülkemizin bugüne gelmesindeki esas kahramanlar işte milletimizin bu makul çoğunluğudur. Milletimizin bu sağduyusudur, bu basiretidir.'

Bu sağduyuyu, basireti, aidiyeti, kimliği ne olursa olsun toplumun her kesiminde gördüklerinin altını çizen Çelik, 'Yapmaya çalıştığımız şey ölçek büyütmektir. Dar mahalle ideolojilerinin dışında, Türkiye'nin ölçeğini büyütmek, Türkiye'nin her bir ferdinin, her bir kesiminin, her bir kimliğinin, her bir aidiyetinin ve mensubiyetinin daha büyük bir birlikteliğin parçası olmanın hazzını yaşaması, daha büyük bir birlikteliğin sorunları gidermedeki oluşturacağı zemini, atmosferi herkesin soluması, bu son derece önemlidir.' diye konuştu.

'Adlarımız farklı olsa da hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti'dir'

Türkiye'de ikinci sınıf vatandaş olmadığını, herkesin birinci sınıf vatandaş olduğunu vurgulayan Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:

'Türkiye'de vatandaşların bir kısmı ev sahibi, bir kısmı siyasi olarak, demokratik haklar açısından, Cumhuriyetin değerleri açısından bir kısmı kalıcı, bir kısmı gidici, bir kısmı asil, bir kısmı yedek değildir. Adlarımız farklı olsa da hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti'dir. O sebeple bütün bunları dikkate alan, dar mahalle ideolojilerinin dışına çıkan büyük bir zihinsel ölçekle konuşan, büyük bir demokratik perspektifle konuşan yapıcı bir dille konuşan bir yaklaşımı hep beraber üretmeliyiz ve sahiplenmeliyiz.'

Yakın coğrafyalara bakıldığında Türkiye'nin pozitif olarak nasıl ayrıştığını, yüksek değerleri yüksek bir temsille koruduğunu herkesin gördüğünü söyleyen Çelik, 'Sandık var, demokrasi var, siyasal katılımın, siyaset yapmanın önü açık, bir tezi olanın, millete ulaşma imkanlarının önü açık, bugünün dünyasına baktığınızda bunlar büyük değerler.' dedi.

Eskiden bazı ülkelerin bunlara ulaşacak imkanlara, siyasi sistemlere, kurumsal kapasiteye sahip olmadığını dile getiren Çelik, şimdi ise bunlara ulaşan, yüksek kapasiteye sahip bazı devletlerin, bazı toplumların, kurumlarının, demokratik mekanizmalarının içinin boşaldığını, demokrasinin bir tür propaganda faaliyetine dönüştüğünü, demokrasinin yozlaştırılmaya, hukukun elastik hale getirilmeye çalışıldığını ifade etti.

Çelik, bu değerleri koruma konusunda daha hassas ve güçlü bir yaklaşımın ortaya koyulması gerektiğini ifade ederek, 'Zaman propaganda zamanı değil. Zaman gerçekten doğru bir dille her bir vatandaşımıza ulaşabilecek bir zaman. Zaman sadece belli bir kesimin rengini diğerlerine dayatmasının zamanı değil, tek rengin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı olduğu ve bu rengin altında diğer bütün renklerin kendisine en anlamlı aidiyeti bulabildiği bir siyasal yaklaşımın ortaya koyulmasının zamanı.' şeklinde konuştu.

'Şimdi geldiğimiz nokta daha kritik bir noktadır'

Aşırılıklardan kaçınmanın en temel ilke olması, her kesimin buna dikkat etmesi gerektiğine işaret eden Çelik, şunları kaydetti:

'Bugüne kadar gelinen yol kolay gelinmedi. Bir sürü provokasyonlara, bilinen ve bilinmeyen sabotajlara ve sabotaj teşebbüslerine rağmen hep şunu söyledik, 'Her ne olursa olsun bu meseleyi biz otobanda, anayolda tutacağız, yan yollara sapmasını engelleyeceğiz.' dedik. Gerek Sayın Cumhurbaşkanımızın verdiği mesajlar gerek Sayın Bahçeli'nin verdiği mesajlar bütün bu sabotaj faaliyetleri karşısında meseleyi anayolda tutma konusundaki hassasiyetimizin mihenk noktalarını oluşturdu. Meclisteki komisyona katılarak buna destek veren bütün partiler, burada DEM'den, CHP'den veya diğer muhalefet partilerinden pozitif dil kullananlar, aşırılıktan kaçınanlar, dar mahalle ideolojilerinden kaçınanlar buna büyük katkı sağlamış oldu. Şimdi geldiğimiz nokta daha kritik bir noktadır. Bir cümle kurulduğunda bu cümlenin sadece bir toplum kesiminde nasıl yankılandığı değil, toplumun bütün kesimlerinin aslında kabulüne mazhar olup olmayacağını iyi değerlendirmek lazım. Burada sokaktaki kardeşliğin, en sıkıntılı zamanlarda vatandaşlarımız arasındaki birlik ve beraberlik ruhunun bütün bu meselelere yansıtılması gerekiyor.'

Retoriğin gerçekliğin önüne geçmemesi gerektiğinin altını çizen Çelik, 'Birtakım ispat çabaları, birtakım olmayan şeyler üzerinden bu süreci sabote etme çabaları karşısında son derece duyarlı olmak gerekir. Dediğim gibi ne devletin niteliklerinden ne milletin değerlerinden verilen bir taviz yoktur.' dedi.

Çelik, sürecin çok sağduyulu, doğru bir şekilde yönetilen bir yaklaşım ile alındığına işaret ederek, 'Günün sonunda Türkiye Cumhuriyeti bütün bu kazanımlarla birlikte Terörsüz Türkiye hedefine ulaşmakla birlikte bütün Türk, Kürt, Alevi, Sünni, diğer aidiyetlere sahip bütün vatandaşlarımızın kendini daha iyi bir zeminde bulacağı bir noktaya ulaşacaktır. Bölgemiz açısından da emperyalistlerin terör örgütlerini birer vekalet savaşı unsuru olarak kullanıp bölge halklarına zarar veren bütün bu yaklaşımlarının elimizin tersiyle itileceği bir ortam çıkacaktır.' ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti'nin kuruluşuna ilişkin, 'Bu 25 yıllık mücadelede Sayın Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız, bugün milletinin huzurunda alnının akıyla, şerefiyle verdiği mücadeleyle devletin ve milletin emanetine sahip çıkmakla çeyrek asırlık bir gurur tablosunu tek başına yansıtmaktadır.' dedi.

Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni, Şii, Nusayri ve Dürzilerin arasındaki çatışmaların körüklenmesinin sebebinin birtakım emperyalist hesaplar olduğunu gördüklerini ifade eden Çelik, 'Halbuki bölgemize geniş bir gözle, büyük bir ölçekle baktığınızda Türk, Kürt, Arap, Fars aynı kadere sahip. Hangi etnik gruptan olursa olsun aynı kadere sahip. Alevi, Sünni, Şii, Nusayri, Dürzi, Keldani, Yezidi hepsi aynı kadere sahip. Sadece bunu kendilerini paramparça ederek, aralara birtakım siyasi fitneler sokarak kendi çıkarlarını temin etmeye çalışan birtakım emperyalist odaklar var. Dolayısıyla, kendi irademizi kendimiz inşa etmeliyiz.' dedi.

Çelik, bölgedeki barışı koruma konusunda kendi mekanizmalarını kurmaları gerektiğine işaret ederek, 'Ülkemizin içerisinde de şu ana kadar geldiğimiz iradeyi, zihinsel ölçeklerimizi büyüterek dilimizi iyi bir doğrultuda tutarak, dar mahalle ideolojilerinden kaçınıp, zihinsel meydanlarda, fikirsel meydanlarda buluşarak değerlendirmek gerekir. Herkesin kendi sokağında bu meselelerle ilgili aşırı yaklaşımlar olabilir ama demokrasi meydanında buluştuğumuzda Cumhuriyet meydanında buluştuğumuzda orada herkes için çok daha geniş bir alanın, çok daha büyük bir ölçeğin var olacağını göreceğiz.' değerlendirmesinde bulundu.

Bu sebeple bugün 'sıkılı yumruklarla' konuşmanın zamanı değil, el sıkışarak konuşmanın zamanı olduğunu vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:

'İnşallah, bu konuları bugün gelinen noktada bu yasal zemini, güçlü bir mutabakatı ortaya çıkarmak için el sıkışarak konuştuğumuzda yarın tarihin diğer ufuklarına da kol kola girerek yürüme imkanımız olacak. Eğer zor meseleleri, sıkıntılı meseleleri el sıkışarak konuşabilirsek Türkiye'nin içerisinde, parlamentomuzun içerisinde, Türkiye'nin içindeki çeşitli sivil ya da siyasi zeminlerde bu el sıkışmaları becerebilirsek, bunu kurumsallaştırabilirsek bu el sıkışmalar önümüzdeki tarihsel ufuklar için kol kola yürüyüşlerin başlangıcı, dibacesi olacaktır. O iradeyle meseleye yaklaşmak gerekir.'

Çelik, Terörsüz Türkiye konusundaki hazırlıklarının devam ettiğinin altını çizerek, her gün toplantı yaptıklarını, bugün de toplantı yapacaklarını ve Meclis kapanmadan bu yasal çerçeveyi ortaya çıkarmış olacaklarını söyledi.

'Uluslararası barışın temel dinamiklerini korumak için ilk iş, bu soykırım şebekesine karşı somut adımlar atmaktır'

Batı Şeria'da ortaya çıkan yeni gelişmeleri hassasiyetle takip ettiklerine dikkati çeken Çelik, 'Uzun zamandır yaptığımız bir uyarı var. O uyarı İsrail'in, sistematik bir şekilde Batı Şeria'yı Gazzeleştirmeye çalıştığına dairdir. En son çıkan görüntülerde gördünüz. Yerleşimciler, İsrail askerlerinin koruması altında Filistinlilerin evlerine ve topraklarına saldırıyor. Bu bir gasptır, bu bir işgaldir. Dünyanın gözü önünde Filistinlilerin ana vatanları işgal edilmeye çalışılıyor. Gazzeleştirme şeklindeki soykırım faaliyetinin İsrail tarafından Batı Şeria'ya hatta Lübnan'a yansıtılmaya çalışıldığını görüyoruz.' ifadelerini kullandı.

Çelik, bu durumun bütün dünya için tehlike olduğu ve bu krizlere uzak olduklarını düşünen ülkelerin de bu krizlerle yüzleşmek zorunda kalacaklarının altını çizerek, dünyadaki farklı odakların Uluslararası Ceza Mahkemesinin (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu ve soykırım şebekesi hakkında verdiği kararların 'ne kadar doğru olduğunu hatta bunun az bile olduğunu' ifade ettiklerini söyledi.

Uluslararası Ceza Mahkemesinin hedef alınmasına ilişkin Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:

'Netanyahu ve soykırım şebekesi Uluslararası Ceza Mahkemesinin en temel insan haklarıyla ilgili aldığı kararı bile bir nefret suçu olarak kodlamaya çalışıyor. Tarihte böyle bir iki yüzlülük, böyle bir soykırım şebekesi, böyle bir yalan şebekesi görülmemiştir. Dolayısıyla, Netanyahu ve onun soykırım şebekesi sadece Filistinliler için değil, sadece Gazze ve Batı Şeria için değil, sadece bölge için değil, bütün dünya için büyük bir sıkıntıdır. Burada büyük bir hassasiyetle uluslararası hukuku korumak için, uluslararası barışın temel dinamiklerini korumak için artık yapılacak ilk iş, bu soykırım şebekesine karşı somut adımlar atmaktır.'

Çelik, Mescid-i Aksa'ya yönelik bir İsrailli bakanın İsrailli güvenlik güçlerini yanına alarak saldırı gerçekleştirdiğini belirterek, söz konusu saldırıyı lanetledi.

Mescid-i Aksa'nın uluslararası hukukunun ve statüsünün korunmasının uluslararası toplumun sorumluluğunda olduğunun altını çizen Çelik, 'Saldırıları sadece camilere yapmıyorlar, kiliselere yapıyorlar. Hristiyan din adamlarının ayinlerinin engellenmesi, onlara hakaret şeklinde bir faaliyet yürütüyorlar. Soykırım şebekesinin bütün mabetlere karşı nefret şebekesi gibi de hareket ettiği net bir şekilde görülüyor.' dedi.

Çelik, dünyayı bir kez daha Mescid-i Aksa'nın uluslararası tarihsel ve hukuki statüsü konusunda hassas olmaya davet etti.

'25. yılımıza özel hazırladığımız logomuz paylaşılacak'

AK Parti'nin 25. yıl kutlamalarına ilişkin Çelik, '25. yılımıza özel hazırladığımız bir logomuz paylaşılacak. Bugün, Tanıtım ve Medya'dan Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Faruk Acar, MYK'mıza sunum gerçekleştiriyor. Gereken kararlar alındıktan sonra 1 Ağustos itibarıyla alınan kararlar doğrultusunda etkinliğimizi gerçekleştireceğimiz 14 Ağustos'a kadar kesintisiz bir şekilde milletimizle paylaşımlarımız olacak. 25. yıl logomuz ve bu çerçevedeki 25. yıla dönük kurumsal kimlik hazırlıklarımız sizinle bir müddet sonra paylaşılacak. Sadece 25. yıla özel kurumsal birtakım çalışmalarımız var.' bilgisini verdi.

Çelik, parti çatısı altında siyaset yapmaktan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yol yürümekten onur duyduklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:

'Bu 25 yıllık mücadelede Sayın Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız, bugün milletinin huzurunda alnının akıyla, şerefiyle, verdiği mücadeleyle devletin ve milletin emanetine sahip çıkmakla, çeyrek asırlık bir gurur tablosunu tek başına yansıtmaktadır. Evet, AK Parti'nin mücadelesi var, çok kıymetlidir. Arkadaşlarımız, bu mücadelenin parçası olarak bugünlere geldi. Bu çok kıymetlidir ama birtakım şer şebekelerinin en büyük hedefi Sayın Cumhurbaşkanımızdı. Bu parti kapatma davamızdan tutun da 15 Temmuz'daki hain darbe girişimine kadar. Onun dışında da bugün sizinle paylaşamayacağım bir sürü kendisini hedef alan ve son derece tehlikeli birtakım olaylarla karşılaştı ama 'Milletin emanetini ancak millete teslim ederiz milletin emanetine gölge düşürmeyiz.' iradesinden bir gün bile geri adım atmadı. Biz yakın hallerinde de onu gördük ki en zor zamanlarda büyük bir tevekkülle ve millete güvenerek bu yolu yürüdü ve bu 25. yıl açısından baktığımızda da bugün Sayın Cumhurbaşkanımız milletin evladı olarak, milletin adamı olarak, milletimizin huzurunda bölge halklarının, mazlum halkların ve tarihin huzurunda görevini hakkıyla yapmıştır ve yapmaya devam etmektedir. Bir kere daha şükranlarımızı sunuyoruz. Allah, millete hizmet edecek nice yıllar nasip etsin.'

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 'Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliği bir referans noktası haline gelmiştir. Siyasi nitelik açısından Türkiye belki de NATO toplantılarının en kritik olanını gerçekleştirmiştir.' dedi.

Çelik, AK Parti'nin 25. kuruluş yıl dönümü kutlamaları kapsamında 1-14 Ağustos tarihleri arasında partisinin Türkiye'ye kazandırdığı hizmetlerin mukayeseli olarak çeşitli videolarla, kliplerle ve görsellerle paylaşılacağını, AK Parti il başkanlıklarında vefa toplantıları yapılacağını ve ahirete irtihal eden partililer için dualar okunacağını söyledi.

Partisinin 25 yılını anlatan bir almanağı vatandaşlarla paylaşacaklarının bilgisini veren Çelik, 'Bu 25 yıl bunları yaptık, bundan sonraki 25 yıl için ülkemiz için ne düşünüyoruz? Bundan sonrası için Türkiye için Türkiye Yüzyılı için neler düşünüyoruz, onlarla ilgili de bir çalışma yapıyoruz. Onları da sizinle bu çerçevede paylaşacağız.' diye konuştu.

'Üyelik ailemize gölge düşürmeye çalışanlar olduğunu görüyoruz'

Çelik, son zamanlarda partisine üyeliklerle ilgili kamuoyunda bazı tartışmalar olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

'Bazı isimler, kendilerinin habersiz olarak üye yapıldığını söylüyorlar. Kendisinin haberi olmadan 'Ben üye yapıldım' diyenlerin bunu genel merkezimize bildirmesinden memnuniyet duyarız. Bunlar dijital sistemler olduğu için zaman zaman burada açıklar olabiliyor. Bunları güncellemeye çalışıyoruz, öyle bir şey olduğu zaman da siliyoruz. Buradan sanki bizim büyük üyelik ailemize bir gölge düşürmeye çalışanlar olduğunu da görüyoruz. Biz, milletimizin büyük teveccühünü görüyoruz. Teşkilatlarımız arasında her ay en çok üye yapma konusunda büyük bir yarış var. 12 milyona ulaşan üye sayısıyla Cumhuriyet tarihinin rekorlarına imza atıyoruz. Bugün de açık ara en öndeyiz o sebeple milletimizin teveccühüne bir kez daha şükranlarımızı sunuyoruz. Bugün 14 Ağustos'u kutlarken, 'Milletimizle çeyrek asır, Türkiye geleceğe hazır' teması çerçevesinde bütün bu şemsiyeyi kurmaya çalışacağız. Bu üyelik için çıkan haberleri büyük bir hassasiyetle takip ettiğimizi ifade etmek isterim.'

'Türkiye belki de NATO toplantılarının en kritik olanını gerçekleştirmiştir'

AK Parti Sözcüsü Çelik, konuşmasının devamında NATO Ankara Zirvesi'nin dünyada ses getirmeye devam ettiğini ifade etti.

Zirveyi, organizasyon, siyasi ajanda, siyasi ajandanın Atlantik ittifakı ve dünyadaki sıkıntılara, meydan okumalara etkisi bakımından mukayese ettiğini aktaran Çelik, 'Bu sadece Türkiye'de ortaya konulan bir iddia değil, belki de NATO tarihinin en büyük toplantılarından bir tanesiydi.' değerlendirmesinde bulundu.

Çelik, ABD'nin, NATO'daki savunma harcamaları konusunda Avrupa Birliği üyesi ülkeleri eleştirmeye başlamasından sonra 'NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti' diyenler olduğunu ancak zirveyle 'NATO'yu nasıl koruruz?' şeklinde bir performans üretmeye başladıklarını dile getirdi.

Zirveyle ilgili 'Atlantik ittifakı çatlayacak mı?', 'ABD ile Avrupa arasındaki fay kırığı tamamen birbirinden kopan iki parçaya mı dönüşecek, yoksa birtakım yakınlaşmalar söz konusu olabilecek mi?' şeklinde sorular olduğunu belirten Çelik, şu ifadeleri kullandı:

'Burada kritik konu Başkan (Donald) Trump'ın zirveye katılıp katılmamasıydı. Başkan Trump, 'Ben bu zirveye katılmayacaktım ama Başkan Erdoğan'ın daveti üzerine katılıyorum' dedi. Bu da bir kere daha gösterdi ki, Atlantik ittifakı açısından esasında çok daha büyük krizleri, ayrışmaları doğuracak bir zirve söz konusu olabilecekken, belki de önemli liderlerin katılmadığı, 'NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti' diyenlerin bir analiz olarak söylediklerinin fiilen hayata geçtiği bir zirve olabilecekti. Bunu engelleyen şey Sayın Cumhurbaşkanı'mızın ev sahipliği, Türkiye'nin ev sahipliği oldu. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderlerle görüşmelere katıldığımızda gördük ki, Türkiye öyle bir noktaya gelmiştir ki, nerede dünyada bir mesele varsa, dönüp Sayın Cumhurbaşkanı'mıza, 'Siz buna nasıl yardımcı olabilirsiniz?', 'Siz buna nasıl katkı sağlayabilirsiniz?', 'Bu konudaki değerlendirmeniz nedir, bunu almak isteriz' diye. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliği bir referans noktası haline gelmiştir. Siyasi nitelik açısından Türkiye belki de NATO toplantılarının en kritik olanını gerçekleştirmiştir.'

Çelik, gerek organizasyon gerek konukları ağırlama açısından tüm detayların düşünüldüğüne dikkati çekerek, şöyle devam etti:

'Bunda en büyük emek, Sayın Cumhurbaşkanı'mızın talimatları doğrultusunda görevlendirildi, Özel Kalemi Büyükelçimiz Prof. Dr. Hasan Doğan'ın çok büyük bir katkısı vardır. Bütün organizasyonu 1 yıl boyunca en ince ayrıntılarına kadar takip etti. Ekibiyle bütün devlet kurumlarını koordine ederek, Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı'nın büyük katkıları oldu. Yine Cumhurbaşkanlığı'ndaki yetkili arkadaşlarımızın büyük katkıları oldu. Sayın Hasan Doğan'ın bu büyük organizasyonuyla en ufak meselenin bile atlanmadığı, her şeyin aşırı düşünüldüğü bir tablo ortaya çıktı. Buradan da Hasan Doğan Bey'i tebrik ediyoruz. Yıllardır NATO'dan tanıdığımız arkadaşlarımız, 'Detayı değil, detayın detayını da düşünmüşsünüz' noktasında takdirlerini bildirmiş oldular. Hala da liderlerin ülkelerine döndükten sonra yaptıkları açıklamalarda, Cumhurbaşkanı'mızın ev sahipliğinin ve Türkiye'nin burada kurduğu siyasi denklemin Atlantik ittifakının geleceğini kurtarmak açısından kritik olduğu ifade edilmeye devam ediliyor.'

'Bütün bu meseleleri diplomasi masasında çözecek bir iradeyi ortaya çıkaralım'

Batı Trakya'daki Türk azınlığın büyük haksızlıklara uğradığını ve durumlarını yakından takip ettiklerini belirten Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nden Batı Trakya Türklerine selam ve saygılarını iletti.

Çelik, Yunanistan makamlarının Batı Trakya'daki Türk azınlığın hayatını zorlaştıran birtakım kararlar aldığını savunarak, şöyle konuştu:

'Şimdi Türk azınlığa ait 8 ilkokulu kapatma kararı aldılar. Bu kararların hiçbirini doğru bulmuyoruz ve bunları reddediyoruz. Bu aldıkları kararla azınlık ilkokullarının sayısı 76'ya düştü. Kayıt olmak isteyenlere engelleme çalışmaları yapıldığını görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı'mız Başbakanken, oraya gittiğimizde kendi gözlerimizle de gördük. Bu doğru bir şey değil. Başbakan Miçotakis, 'Bu gerginliklerden yoruldum' diyor. Bu gerginliklerin ilanihaye sürmesi kimsenin faydasına değil. Hele ki eğitim konusunda böyle bir şey yapılması, sürekli olarak bir asimilasyon baskısının Batı Trakya Türkleri üzerinde kurulması doğru değil. Büyük güçler bugün var yarın yok. Denklemler bugün var yarın yok. Denklemler değişir, şartlar değişir ama günün sonunda Adalar Denizi'ni Yunanistan ile paylaşmaya devam edeceğiz ve sürekli karşı karşıya kalacağız. Nasıl ki depremlerde birbirimizin yardımına koşuyoruz, o yardıma koştuğumuz ruhla diplomasi masasına oturalım ve sahada fiili durumlar yaratmasın Yunanistan. Bütün bu meseleleri diplomasi masasında çözecek bir iradeyi ortaya çıkaralım.'

Doğu Anadolu'da Şehirlerarası Ulaşımda Van ve Muş Araç Kiralama Rehberi (H1)
Doğu Anadolu'da Şehirlerarası Ulaşımda Van ve Muş Araç Kiralama Rehberi (H1)
İçeriği Görüntüle
'AB, kendisini hiç ilgilendirmeyen bir işle uğraşmış oluyor'

Devrik Beşşar Esed rejiminin ardından Suriye'nin istikrarını aradığını kaydeden Çelik, istikrarı ararken de kuvvetli bir biçimde siyasi yenilenmesini sağlamaya çalıştığının altını çizdi.

Çelik, Suriye Halk Meclisi toplantısının Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara başkanlığında gerçekleşmesinin Suriye için son derece kıymetli olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

'Uluslararası toplumu, İsrail'in Suriye'yi istikrarsızlaştırıcı çabalarına karşı uyarıyoruz. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres, İsrail'in Suriye içinde işgal ettiği toprakların doğrudan Suriye'nin egemenliği altında olduğunu net bir şekilde ifade etti. O sebeple Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumaya devam edeceğiz.'

Avrupa Birliği (AB) Komisyonunun, Başkan Yardımcısı Raffaele Fitto'yu Kıbrıs Özel Temsilcisi olarak görevlendirmesiyle ilgili, 'AB aslında kendisini hiç ilgilendirmeyen bir işle uğraşmış oluyor.' değerlendirmesinde bulunan Çelik, şunları kaydetti:

'Avrupa Birliği herhangi bir çözüm olmadan Bürgenstock Zirvesi'nde Türk tarafı 'evet', Rum tarafı 'hayır' demişken ve 'Bir ülke sınır sorunlarını halletmeden herhangi bir şekilde Avrupa Birliği üyesi olamaz.' ilkesi varken tuttu güneydeki Rum kesimini Avrupa Birliği'ne aldı. Ve bugünkü büyük sorunların başlangıcını oluşturan aslında Avrupa Birliği'dir. Dolayısıyla, tarafsızlığını kaybetmiştir ve bu sorunların başlangıcını oluşturan bir adım atmıştır. Bundan sonra özel temsilci atayarak çözeceği herhangi bir sorun yoktur. Dolayısıyla, bu konular diplomasi temelinde konuşulmaya devam edecek.'

Çelik, bir gazetecinin, TBMM'de yürütülen 'Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin 'çerçeve yasa' çalışmalarının yasama yılı sona ermeden tamamlanıp tamamlanamayacağına ilişkin sorusu üzerine, şu yanıtı verdi:

'Takvim iyi gidiyor. Burada üç günden, beş günden bahsetmiyoruz. Şöyle bir irademiz var, Meclis kapanmadan bu yasayı çıkaracağız. Bu hafta mı olur, bu haftadan biraz sonraya mı sarkar, çalışma devam ediyor. Önemli olan nitelikli bir şekilde iyi çalışılmış, ince işçiliği yapılmış bir şey olsun. Bazen umduğunuzdan daha erken de gerçekleşebilir. Yani kafanızdaki takvimden daha erken de gerçekleşebilir. Bazen 3-5 gün sarkabiliyor. Temel irademiz şu, bu yasayı yüce Meclis kapanmadan çıkarmak için biz gayret edeceğiz. Genel mutabakatın da bu şekilde olduğunu görüyoruz.'

Ömer Çelik, CHP'den ayrılan Özgür Özel ve beraberindeki milletvekillerinin kurduğu Yeni Parti'ye ilişkin değerlendirmesi sorulması üzerine, eskiden 'Alacakaranlık Kuşağı' adında bir dizi yayınlandığını anımsatarak, CHP'deki gelişmeleri ona benzettiğini söyledi.

CHP'deki iç çatışmanın başka zeminlerde ve farklı formüllerle sürdüğünü ifade eden Çelik, siyasi partilerin demokrasi için vazgeçilmez, siyasi hayatın ise temel sütunlarından olduğunu kaydetti.

'Ortada yeni denecek herhangi bir şey yok'

Çelik, herhangi bir partinin meşru siyaset alanına ve temiz siyaset anlayışına ne ölçüde katkı sunduğuna bakılması gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:

'Buradan baktığınızda yenisiyle eskisiyle birbirini suçlamaya devam ediyor. Ben, en başta bir şey söylemiştim tüm bu olaylar başladığında. 'Bizi, AK Parti'yi bu işin içine karıştırmayın. Bu iddiaları ortaya atanlar CHP'li. Suçladıkları kişiler CHP'li. Bu eylemleri gerçekleştirmekle ilgili olarak savcılığın delillere ulaştığında iddianame konusu olan kişiler CHP'li. Bunun bizimle bir ilgisi yok, bu mesele sizin kendi meseleniz. Bununla yüzleşin.' demiştim. Burada dönen mesele neyin etrafında dönüyor? Herhangi bir şekilde eski siyaset, yeni siyasetin etrafında dönmüyor. Altı oktan yana mısın, altı oka karşı mısın? Oradan dönmüyor ya da Türkiye'de bir sosyolojik ihtiyaç var da şöyle bir parti olmalı gibisinden bir yaklaşımın etrafında dönmüyor. Bu, yolsuzluklar ve skandallar konusunda CHP'nin bir kanadının tavrıyla diğer kanadının tavrı arasındaki farklılıktan ortaya çıkan bir şey. Dolayısıyla ortada yeni denecek herhangi bir şey yok. Çünkü, önceki tartışma kapanmış değil. Yani eski bir tartışma daha önce CHP içindeki iki kanat arasında devam ederken bugün CHP kökenli iki parti arasında devam etmiş oluyor. Dolayısıyla biz şuna bakarız bir siyasi partinin anlamlı olması için. Meşru siyaset alanına katkı için söylediği nedir, temiz siyaset alanına katkı için söylediği nedir?'

Ömer Çelik, AK Parti'nin kuruluş yıl dönümü kapsamında herhangi bir sürpriz hazırlığı bulunup bulunmadığının sorulması üzerine, 'Bir tane değil, 1 Ağustos'tan 14 Ağustos'a kadar bir sürü sürpriz göreceksiniz. Bir günde kutlamayacağız 25. yılımızı. 1 Ağustos logomuzun ilanından başlayarak o zamana kadar bir sürü sürprizimiz olacak. 1 Ağustos'tan 14 Ağustos'a kadar hem burada hem de Türkiye genelinde yoğun bir faaliyetle bunu kucaklayacağız. En son Sayın Cumhurbaşkanı'mızın konuşmasıyla ki o konuşmaya bütün vatandaşlarımızı davet ediyoruz, bunu taçlandırmış olacağız.' dedi.

Terörsüz Türkiye süreci kapsamında partiler arasında sağlanan mutabakat ve bu kapsamda grup başkanvekillerinin bir araya gelip gelmeyeceğine ilişkin soru üzerine de Çelik, 'Biliyorsunuz, prensipler tartışması var. Prensiplerin ete kemiğe bürünme çalışması var. Dolayısıyla bu 3 günde mi biter 7 günde mi biter, yaptığımız tartışma bu. Ama bunu çok uzun zaman diye düşünmeyin. Esas olan, Meclis kapanmadan bunun çıkarılacak olmasıdır. ' değerlendirmesinde bulundu.


 

Muhabir: Zehra Tekeci Eser, Dilhan Türker Yıldız, Eylül Aşkın Akçay, Alper Şaşmaz

Kaynak: AA