İnsanlık tarihine baktığımızda ilkel yaşantının en vazgeçilmezi yeme-içme ve barınma uğraşısının vazgeçilmez olduğunu görürüz. Önce avcı, sonra toplayıcı (yani hazırcı) sonra tarımcı, sonra sanayi dönemi ve en sonunda bilgi ve teknoloji çağını yaşamıştır ve yaşamaktadır. Elbetteki yüzbinlerce belki de milyonlarca yıl süren hayattında hep savaşmıştır.
Bu savaş önceleri doğa ile veya doğaya karşı olmuştur. Sonrasında ise site yönetimi dönemi başlayınca ayrı toplu gruplarını oluşturmuş, sonra milletler oluşumu ve devletleşme ile kıymetli arazileri paylaşılamayınca kendi aralarında savaşlar başladı.
Savaş tarihi boyunca çeşitli taktikler ve stratejiler geliştirilmiş, bu taktikler savaşların kaderini belirleyici rol oynamıştır. Tarih boyunca, büyük komutanlar ve ordular, düşmanlarına karşı üstünlük sağlamak ve zafer kazanmak amacıyla yenilikçi ve etkili savaş taktikleri geliştirmiştir. Bu taktikler, askeri disiplin, organizasyon, coğrafi koşullar ve mevcut teknolojilerle şekillenmiştir.
Bazı taktikler, düşmanın moralini bozup onları tuzağa düşürmeyi amaçlarken, diğerleri hız, çeviklik ve disiplinli bir savunmaya dayanır. Tarihte birçok kez görüldüğü gibi, doğru bir strateji ve taktik kullanımı, sayıca az olan orduların bile büyük zaferler kazanmasını sağlayabilmiştir. Bu makalede, savaş tarihindeki en iyi ve en etkili taktikler ele alınarak, bunların savaş alanındaki başarılarına ve uygulayıcılarına odaklanılacaktır.
İşte bu savaşları kazanma hırsı ile acımasız taktikler geliştirdi. Biz sizlere yüzlerce taktiklerden çok ilginç olan birkaç savaş taktiğini sunduk.
Turan taktiği: Tarih derslerinde sıklıkla duyduğumuz Turan Taktiği, Eski Türk Devletleri ve Osmanlı İmparatorluğu'nun sık uyguladığı bir strateji. Düşman ordusunu yanıltarak geri çekilmiş gibi yapan merkezde yer alan askerler, düşman askerlerini üzerine çekerler. Bu sırada kanatlardaki askerler düşmanı çevreler. Böylece düşman, kolayca alt edilir.
Part vuruşu (turan-hilal) taktiği: Göçebe toplumların sıkça kullandığı bu taktik, atlı okçuların düşmana önce saldırıp daha sonra geri çekilmesiyle sonuçlanır. Turan taktiğini andıran strateji, Orta Asya'nın atlı okçuları tarafından uygulanır. Geri çekilme sonucu şaşıran düşman ordusu atlı okçuların peşinden gider. Bu esnada at üzerinde geri dönerek ok fırlatmaya devam eden askerler, rakibini etkisiz hâle getirir. Bu taktiği uygulayabilmek için iyi bir binici olmak gerekir.
Yüz kişilik ordu yüz bin kişiyi püskürttü: Yüz kişilik bir ordunun yüz binlerce kişilik orduyu yenmesi mümkün mü? Cevabınız 'Hayır.' ise yanılıyorsunuz. General Zhuge Liang, yüz kişilik ordusuyla güçlü düşmanı etkisiz hâle getirmeyi başarır! Nasıl mı? Oldukça ilginç bir taktik geliştiren Liang, askerlerine kalenin kapılarını sonuna kadar açmalarını ve saklanmalarını emreder. Kale kapısından görünebileceği şekilde oturan general, bir enstrüman çalmaya başlar. Bu manzara karşısında şaşkına dönen düşman ordusu, bunun bir tuzak olduğunu düşünüp geri çekilir.
Savaş kedi sayesinde kazanıldı: Firavun ‘un güçlü ordusunu yenmek isteyen Pers İmparatoru Kambises, farklı bir strateji geliştirir. Mısır 'da kediler kutsal sayıldığı için Kambises ordusuna kalkanlarının üzerine kedi resimleri çizmelerini emreder. Savaş sırasında kalkanlarda kediyi gören Firavun, savaşmayı reddeder. Böylece Pers İmparatoru savaşı kazanır.
Punic Savaşları: Bir diğer savaş kurnazlığı da Romalılar tarafından Punic Savaşları’nda Kartacalılar'a karşı yapılmıştır. Sonradan Afrika’da yapacağı fetihlerle "Scipio Africanus" olarak anılacak Publius Cornelius Scipio, at kanı kokusunun filleri ürküttüğünü keşfetmiş ve tüm süvarilerine atlarını kesmelerini emretmiştir. Girdiği büyük risk işe yaramış ve Kartaca orduları 2. Punic savaşlarından başlayarak tüm çarpışmaları kaybetmiştir.
Timur’un filleri: Fillerin sırtına, okçuların ve kargılı askerlerin konuşlanacağı, sandık biçiminde sığınaklar yerleştirilir. Böylece düşman askerleri fillerin üzerindeki askerlere zarar veremez. Filler yavaş ilerliyor olsa da arkadan gelen askerler için güvenli bölgeler oluştururlar.
Hannibal, fil orduları ile İspanya’dan Kuzey İtalya’ya kadar ilerlemişlerdir. Buna karşılık Timurlenk Hindistan seferinde, ateşten korktuğunu bildiği fillerin üzerine sırtına ateşli malzemeler bağladığı develeri salarak savaşı kazanmıştır
Cengiz Han taktiği: Moğol ordusu Tatarlarla birlikte Kefe'de Kırım Kalesi'ni kuşatmış, ancak kale oldukça dayanıklı bir konumda bulunduğundan, 3 ayı aşkın süre kaleyi fethedemeyen Moğollar, bunun yerine farklı bir yöntem geliştirmiştir. Vebadan ölen insan cesetlerinin, mancınıklarla kale içine atılması ve bu yolla veba mikrobunun kale içinde bulunan kişilere bulaşmasıyla kale kısa bir sürede fethedildi.
Alanya’nın fetih efsanesi: Efsaneye göre; Alaeddin Keykubat Alanya Kalesi’ni uzun süre kuşatmış (1222). Birçok hücum ve kayıplara karşın, kaleyi bir türlü ele geçirememiş. Şehrin sarp yapısı nedeniyle kaleyi uzun süre kuşatmasına rağmen bir türlü düşüremeyen Sultan Alaeddin Keykubad, tarihe geçecek yaratıcı bir strateji uyguladı. Bunun üzerine bir gece, 15 bin keçinin boynuzlarına birer mum yaktırarak askerleriyle hücuma geçmiş ve şöyle cevap vermiş: “İşte, karşıda savaşa hazır binlerce askerimi görüyorsunuz. Boş yere kan dökülmesin. Kaleyi teslimden başka çareniz yoktur.”
Kale komutanı da ister istemez bu öneriyi kabul etmek zorunda kalmış. Karanlıkta hareket eden yüzlerce ışığı gören kale savunucuları, karşılarında devasa ve kalabalık bir ordunun geldiğini sanarak paniğe kapıldı. Bu zekice göz boyama taktiği sayesinde kale savaşılmadan, barış yoluyla Selçuklulara teslim oldu. Kaleye bu nedenle uzun bir süre “Keçi Kalesi” denmiş.
Savaşta develer: MÖ 5. yüzyılda yaşamış Yunan yazar Knidoslu Ktesias, savaşta develerle ilgili tuhaf bir hikâye anlatır. Efsanevi Asur kraliçesi Semiramis (MÖ 824-811 yılları arasında hüküm sürmüştür) Hindistan'ı fethetmeyi amaçlıyordu. Hint racalarının güçlü savaş filleri kullandığını (Asur'da bulunmayan) bilen Semiramis, doldurulmuş öküz derisinden yapılmış yüzlerce sahte filin gizlice üretilmesini emretti. Her birinin içine yapay hortumu çalıştırmak için bir adam ve onu hareket ettirmek için bir deve yerleştirildi. Fillerle aşina olan Hint süvari atları, onlara cesurca saldırdı, ancak alışılmadık deve kokusundan ürktüler. Gerçek Hint filleri ilerlediğinde, sahte filleri parçaladılar. Semiramis'in ordusu ezildi ve o utanç içinde kaçtı.
MÖ 546'da Pers Kralı Büyük Kiros, Sardis yakınlarındaki (güneybatı Türkiye'de) Timbra ovasında Lidya Kralı Kroisos ile savaştı. Seçkin mızraklı süvarilerden oluşan güçlü bir orduya sahip Lidyalılar, Perslerden sayıca üstündü. Lidya atlarının develere alışkın olmadığını bilen Kiros, 300 Arap hizmetkarını yük develerine bindirerek ön saflarına yerleştirdi. Develer Lidya atlarını ürküttü ve binicilerin atlarından inmelerine neden oldu. Pers okçularının yoğun ateşi altında Lidyalılar geri çekildi.
Timur (1336-1405), Delhi Muharebesi'nde (17 Aralık 1398) yük develeri için yeni bir kullanım alanı buldu. Sultan Mahmut Han, 120 zırhlı savaş fili sahaya sürmüştü. Timur, develere yağa batırılmış çalı ve saman demetleri yüklemişti. Bunlar ateşe verildi ve korkmuş hayvanlar Hint hatlarına doğru sürüldü. Savaş filleri cesur ama akıllıdır. Alevli develerin kendilerine doğru hücum ettiğini gördüklerinde yoldan çekilirler. Hint ordusu katledildi ve Delhi yağmalandı.
Cengiz Han’ının kedileri ve kuşları: Moğollar sadece kaba kuvvetle değil, doğayı ve hayvanları birer ölümcül silaha dönüştürerek tarihin en büyük imparatorluğa kavuşturdu. Surları aşamadıkları Volohai şehrini kendi 10 000 kuşları ve kedileriyle içeride yaktılar.
300 Tilki yakıldı: Antik Çağ’da İsrailoğulları lideri Samson, düşman Filistinliler’in tüm tarım arazilerini ve ambarlarını yok etmek için kuyruklarına meşale bağladığı 300 tilkiyi tarlalara salmıştı.
Ateş öküzleri: Çinli General Tian Dan, kuşatmayı yarmak için kuyrukları alev alev yanan, boynuzları hançerli 1000 öküzlü düşman ordugahına sürerek tüm çadırları küle çevirdi.
Prenses Olga’nın intikamı: Moğollar’dan önce Kiev Prensesi Olga, kocasını öldüren kabileden vergi yerine “her evden 3 güvercin” istemiş, gece o kuşların ayaklarını ateşleyerek koca şehri haritadan silmiştir.
Kısacası; bu akıl almaz savaş taktikleri ve savaşların hiç olmaması için çaba sarf edilmelidir. Daha gerçekçi bir deyimle söylersek; sebebi insanı korumaya yönelik olmayan bir savaş veya savaşlar olmamalı. Bakınız kendisi iyi bir savaşçı olan hatta savaş taktiklerinin her türlüsünü iyi bilen, Mustafa Kemal savaşın kötü ve barışın çok güzel olduğunu şöyle özetliyor.: Savaş zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir… Yurtta sulh cihanda sulh.”