Evet,,, Türkler Anadolu’ya Malazgirt Zaferi'nden 700 yıl önce geldi. Yani Türkler’in Anadolu ile tanışmaları oldukça eskidir. Anadolu'ya ilk Türk girişleri IV. yüzyılın sonlarına doğru Avrupa Hunları tarafından gerçekleştirilenidir Hunlar 370’li yıllarda Alanları yenerek Don Nehri’ni geçen Hunlar, Karadeniz’in kuzeyinden Avrupa’ya doğru ilerleyişlerini devam ettirmişlerdir. Öte yandan 363-373 yılları arasında Hunların, Kafkas geçitlerini kullanarak Anadolu’ya girdiklerini ve Urfa önlerine kadar geldikleri bilinmektedir. 394/395 yılında ise daha büyük çapta gerçekleşen Basık ve Kursık önderliğindeki Hunların Anadolu akınında bugünkü Erzurum, Karasu, Fırat ve Kızılırmak boyları, Kayseri, Kapadokya, Malatya, Kilikya, Urfa ve Diyarbakır bölgeleri önemli derecede etkilenmiştir.
Amma “Oğuz/Türkmenler, Anadolu'ya gelmek için uzun ve zorlu yollardan geçip buralarda tutunabilmek adına Rum, Ermeni, Gürcü, Moğol ve Haçlılar’a karşı büyük mücadeleler verdiler. Yüzyıllar süren bu gayretler sonucu Anadolu, Tarihçi Urfalı Mateous’un dediği gibi; “rüzgâr gibi uçan atlar üstünde uzun saçlı, yaylı ve mızraklı... “ Türkler’in yurdu haline geldi. Anadolu'nun fethi uzun süren safhalardan sonra tamamlanmıştı.
Anadolu' ya ilk olarak giren Türkler Batı Hunları’dır. Bunlar Türkistan’dan göç edip batıya doğru ilerleyerek, hareketli ve çevik askerleri sayesinde Karadeniz’in kuzeyindeki Alan, Ostrogot ve Vizigotları kolaylıkla yenerek dağılmalarını sağlayıp, Avrupa Hun Devleti’ni kurdular. Avrupa Hunları, Tuna Nehri’ni geçerek Batı Roma ve Bizans topraklarını ele geçirmeye başladılar. Avrupa Hunları, Roma İmparatoru I. Theodosios’un ölümünden sonra seferlerini daha da hızlandırarak Balkanlar üzerinden Trakya'ya yürüdüler. Avrupa Hunları’nın doğu bölümü ise Kafkas Dağları’nı aşarak Anadolu'yu gelmeye başladılar.
Sonraları Suriye ve Kudüs üzerine yönelen Avrupa Hunları, sahildeki Sayda ve Sûr şehirlerine geldiler. Suriye taraflarında fazla kalmayan Avrupa Hunları, Orta Anadolu Bölgesi’nden geçip, Doğu Anadolu ve Azerbaycan yoluyla Kafkas Dağları'nı aşarak Karadeniz’in kuzeyindeki yurtlarına tekrar geri döndüler. Avrupa Hunları’nın Anadolu seferleri bununla sınırlı kalmadı. Yaklaşık iki yıl sonra Bizans' ın güçsüzlüğünden istifade edip tekrar Anadolu içlerine akınlar yaptılar. Ancak Anadolu’da yerleşmeye dönük bir teşebbüsleri olmadı. Edassa (Urfa) Piskoposu Efraim, Avrupa Hunları’nın Anadolu seferlerini: "Onlar Ye’cüc ve Me’cüc süvarileridir. Atları ile fırtına gibi uçarlar. Onlara hiç kimse karşı koyamaz” diye özetlemektedir. Kafkaslar’dan Anadolu'ya giren Avrupa Hunları, hemen hemen aynı yoldan yahut İran üzerinden yurtlarına geri dönüyorlardı.
Avrupa Hunları’ndan sonra Türkler’in Anadolu'ya ikinci gelişi Sabar/Sibirler tarafından olmuştu. Tanrı Dağları’nın batı bölgeleri ile İli, İdil, Don ve Kuban ırmakları arasındaki bölgede Hunlar’a tabi olarak yaşayan Sabar Türkleri, 508 yılında sınırlarını Doğu Avrupa' ya kadar genişleterek bağımsız devletlerini kurdular. Sasaniler ile birlik olup Bizans'a saldırarak Kafkaslar’ın güneyine kadar olan toprakları ele geçirdiler. Daha sonra Azerbaycan yoluyla Anadolu’ya girerek Doğu ve Orta Anadolu’ya gelerek çok sayıda ganimet ele geçirdiler. Kayseri, Konya ve Ankara’ya kadar ilerleyen Sabarlar, tekrar aynı yollardan yurtlarına çekildiler.
Selçuklular’dan evvel Anadolu’ya akın eden Hun ve Sabarlar’ın dışında daha birçok Türk Milleti’nden bahsedilmektedir. Bunlardan birisi de VII. yüzyıl başlarında Aras kıyılarına kadar gelmiş olan Hazar Türkleri idi. Bizans İmparatorluğu’na karşı sürekli akınlar yapan Hazar Türkleri, 683-686 tarihleri arasında Kafkaslar’ı aşıp Anadolu'ya girerek bölgede ki Arap emirliklerini yıktılar
Selçuklular’dan önceki Türkler, yalnız Kafkaslar üzerinden değil Balkanlar’dan da Anadolu’ya gelmişlerdi. Türkler’in, Balkanlar üzerinden Anadolu'ya gelişi de oldukça eski tarihlere kadar uzanmaktadır. 530 yılında Bizans tarafından bozguna uğratılan Bulgar Türkleri’nin bir bölümü, Anadolu'ya geçirilerek Trabzon havalisi ile Çoruh ve Yukarı Fırat bölgelerine iskân ettirilmişlerdi. Bizans İmparatoru II. Justinyen ve Heraklius, Farslılar ile savaşmaları için Avar Türkleri’nden bir kısmını Balkanlar’dan Anadolu'ya getirerek doğuda İran sınırlarına yerleştirmişlerdi. Yine 755 senesinde Bizans İmparatoru V. Konstantinos, Bulgar Türkleri’nin bir kısmını Araplar’la savaşmaları için Balkanlar’dan Anadolu'ya getirip Sivas’taki Tohma ve Adana’daki Ceyhan Havzaları’na iskân ettirmişti. Bulgar Türkleri’nin dışında Avar, Peçenek, Uz, Kuman-Kıpçak Türkleri’de Bizans ordusunda önemli hizmetlerde bulunmuşlardı. Bunlar Bizans tarafından Fars, Arap ve Ermeniler’e karşı topraklarını korumak üzere Balkanlar’dan Anadolu’ya geçirilip değişik yerlere iskân ettirilen Hristiyan Türkleri’dir. Bu Türkler Anadolu’nun yerleşme tarihinde önemli rol oynamışlardır. Bunlar Oğuz Türkleri’nden evvel Anadolu'ya gelmiş buralarını yurt edinmişlerdi. Tuna boylarındaki uçlara yerleştirilen Peçenekler zamanla Hristiyan oldular. Bu Peçenekler’den onbeş bin kişilik bir kuvvet, Bizans tarafından Selçuklu’ya karşı kullanılmak üzere Anadolu’ya sevk edildi. Fakat bunlar Üsküdar üzerinden geri dönerek Balkanlar’daki ırkdaşları ile birlik olup Bizans’a saldırdılar.
1065 yılında Tuna Nehri’ni geçen Uzlar (Oğuz)’ın 600 bin, daha evvel güneye inen Peçenekler’in 800 bin kişi olmaları ve bunların Anadolu’ya yerleşmesinin iki asra yakın devam etmesi, Balkanlar’dan Anadolu'ya gelen Türkler’in hiç de azımsanamayacak kadar çok olduğunu göstermektedir. Türk akıncıları Büyük Selçuklu Hükümdarı Tuğrul Bey döneminde Anadolu kapılarına kadar dayanmışlardı.
Tuğrul Bey’in, vefatından sonra, kardeşi Çağrı Bey’in oğlu Alpaslan 1064 yılında otuz altı yaşında Rey'de Selçuklu tahtına geçti. Sultan Alparslan Bizans’a karşı yaptığı Anadolu seferini 26 Ağustos 1071'de Malazgirt Zaferi sonuçlandırdı. Malazgirt Zaferi sonrası ülke Oğuz beyleriyle doldu. Bizanslı bir tarihçi: “Türkler Anadolu’ya eskisi gibi yağmacı olarak değil, işgal ettikleri yerlerin hakiki sahibi sıfatı ile giriyorlardı” demektedir (A.KAYA Başlangıcından 1071’e Kadar Türklerin Anadolu’ya Akınları Hakkında bir Değerlendirme, Ekev Akademi Dergisi Yıl: 18 Sayı: 59, Sayfa: 211. 2014)."
Kısacası; Muhammed Alpaslan’ın Malazgirt Zaferi Anadolu’nun kapılarını Türk Milleti’ne tamamen açtı; Mustafa Kemal’in Büyük Taarruz Zaferi ise Anadolu’nun kapılarını Avrupa’ya tamamen kapattı.