
Yapay zeka artık hayatımızın bir parçası. Birkaç saniye içerisinde yüzlerce sayfalık belgeyi tarayabiliyor, metinleri özetleyebiliyor, tablolar oluşturabiliyor, hesaplama yapabiliyor, belgeler arasındaki farklılıkları gösterebiliyor ve hatta bir rapor için taslak hazırlayabiliyor. Teknolojinin geldiği nokta gerçekten etkileyicidir.
Ancak bilirkişilik söz konusu olduğunda biraz durup düşünmek gerekiyor. Çünkü asıl mesele yapay zekanın kullanılıp kullanılmaması değil, kullanılırken bilirkişilik sorumluluğunun sınırlarının doğru belirlenmesidir.
Bana göre bilirkişi yapay zeka kullanabilir. Hatta doğru kullanıldığında ciddi bir yardımcı da olabilir.
Fakat bir noktayı hiçbir zaman unutmamak gerekir.
Yapay zeka bilirkişinin yerine geçemez.
Çünkü bilirkişilik yalnızca belge okumaktan, bilgi toplamaktan veya hesaplama yapmaktan ibaret değildir. Bilirkişilik uzmanlık, tarafsızlık, bağımsızlık, özen, gizlilik ve sorumluluk gerektirir.
Teknoloji değişebilir. Kullanılan araçlar değişebilir. Çalışma yöntemleri gelişebilir. Ancak bilirkişinin sorumluluğu değişmez.
Bilirkişinin önüne bazen yüzlerce, hatta binlerce sayfalık dosyalar geliyor. Böyle bir dosyada belirli tarihleri bulmak, belgeleri sınıflandırmak, tekrar eden kayıtları tespit etmek, tablolar oluşturmak veya iki belge arasındaki farklılıkları ortaya çıkarmak ciddi zaman alabiliyor.
İşte yapay zeka burada bilirkişinin işini kolaylaştırabilir.
Örneğin belgeleri tarih sırasına koyabilir, iki sözleşme arasındaki farklılıkları gösterebilir, belirli tutarları listeleyebilir, tekrar eden kayıtları bulabilir veya bir metindeki yazım hatalarını tespit edebilir.
Bunlar yardımcı işlemlerdir.
Ancak yardımcı işlem ile bilirkişilik değerlendirmesi aynı şey değildir.
Bir belgenin içinde belirli bir bilginin bulunması başka şeydir, o bilginin bilirkişilik konusu bakımından ne ifade ettiğini değerlendirmek başka şeydir.
Bilirkişi yapay zekadan yardım alabilir, ancak uzmanlık değerlendirmesini ‘Bilirkişilik Kanunu’na ve Etik Değerlerimize muhalefet yapmamak adına’ yapay zekaya bırakamaz.
Çünkü mahkemeye sunulan raporun sorumluluğu yapay zekaya ait değildir. Raporu bilirkişi hazırlar ve imzalar. Mahkemenin değerlendirmesine sunulan teknik incelemenin sorumluluğu da bilirkişiye aittir.
Dolayısıyla yapay zekanın yaptığı bir hesap yanlış çıktığında veya dosyada bulunmayan bir bilgi gerçekmiş gibi rapora taşındığında, "Bunu yapay zeka söyledi" demek bilirkişinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Çünkü yapay zeka bilirkişi değildir. Mahkemeye karşı uzmanlık sorumluluğu taşımaz, rapor imzalamaz ve ulaştığı sonucun mesleki sorumluluğunu üstlenmez.
Bu nedenle yapay zekanın ürettiği her bilgi mutlaka kontrol edilmelidir.
Yapay zekanın verdiği her cevap doğru değildir.
Yapay zeka bazen yanlış bilgiyi doğruymuş gibi sunabiliyor. Olmayan bir kaynağı varmış gibi gösterebiliyor, yanlış hesaplama yapabiliyor veya eksik bilgiler üzerinden kesin bir sonuca ulaşabiliyor.
Üstelik bunu oldukça düzgün ve ikna edici cümlelerle yapabiliyor.
Bilirkişi açısından asıl tehlike de burada başlıyor. Çünkü düzgün yazılmış bir cevap, doğru cevap anlamına gelmiyor.
Bu nedenle bilirkişinin yaklaşımı "Yapay zeka böyle söyledi, demek ki doğrudur" değil, "Yapay zeka böyle söyledi, şimdi bunu kontrol etmeliyim" olmalıdır.
Yapay zekadan alınan bir mevzuat bilgisi, mahkeme kararı, akademik kaynak, teknik veri veya hesaplama doğrudan rapora aktarılmamalıdır. Kaynak ayrıca doğrulanmalı, hesaplama yeniden yapılmalı ve sonucun dosyadaki gerçek verilerle uyumlu olup olmadığı kontrol edilmelidir.
Özellikle parasal hesaplamalarda, tarihlerde, faiz ve oranlarda ve teknik ölçümlerde ikinci bir kontrol yapılması büyük önem taşıyor.
ASIL MESELE DOSYA GİZLİLİĞİ
Bilirkişinin önüne gelen dosyalarda kişisel bilgilerden banka kayıtlarına, ticari sırlardan sözleşmelere, mali tablolardan özel hayat bilgilerine kadar çok sayıda hassas veri bulunabilir.
Şimdi kendimize şu soruyu soralım.
Bu bilgilerin tamamını bir yapay zeka sistemine yüklediğimizde ne oluyor?
Veriler nerede işleniyor?
Nerede saklanıyor?
Kimlerin erişimine açık?
Ne kadar süre tutuluyor?
Modelin geliştirilmesinde kullanılıyor mu?
Üçüncü kişiler tarafından görülebiliyor mu?
Bu soruların cevabını bilmeden bir dosyayı olduğu gibi yapay zeka sistemine yüklemek ciddi bir risk oluşturabilir.
Bu nedenle bilirkişinin temel yaklaşımı, ihtiyaç duyulmayan hiçbir veriyi yapay zeka sistemine aktarmamak olmalıdır.
Bir sözleşmenin yalnızca iki maddesi karşılaştırılacaksa bütün dosyanın sisteme yüklenmesine gerek yoktur. Bir hesaplama kontrol edilecekse yalnızca gerekli veriler kullanılabilir. Bir metin düzenlenecekse kişisel bilgiler mümkün olduğunca çıkarılabilir.
İsimler, T.C. kimlik numaraları, adresler, telefonlar, banka bilgileri ve diğer ayırt edici bilgiler mümkün olduğunca anonimleştirilmeli veya maskelenmelidir.
Çünkü unutulmaması gereken basit bir kural var:
“En güvenli veri, gereksiz yere paylaşılmayan veridir.”
Bilirkişi yapay zeka kullanırken yalnızca teknolojinin sağladığı kolaylığı değil, kullandığı sistemin veri güvenliği ve gizlilik koşullarını da dikkate almalıdır.
BİLİRKİŞİLER İÇİN UYGULANABİLİR KULLANIM İLKELERİ
Bilirkişi yapay zekadan yararlanacaksa birkaç temel kurala özellikle dikkat etmelidir.
Dosyanın tamamını yüklememeli. Yalnızca ihtiyaç duyulan belge veya veri kullanılmalıdır.
Kişisel ve gizli bilgiler korunarak, isim, kimlik numarası, adres, banka bilgileri, müşteri bilgileri ve ticari sırlar mümkün olduğunca anonimleştirilmeli veya maskelenmelidir.
Yapay zekanın verdiği her bilgi doğrulanmalıdır. Özellikle mevzuat, mahkeme kararları, akademik kaynaklar, teknik bilgiler ve hesaplamalar bağımsız olarak kontrol edilmelidir.
Yapay zeka kaynak olarak kabul edilmemelidir. Sistemin oluşturduğu bir kaynak veya karar gerçek ve doğrulanabilir bir kaynağın yerini tutmamalıdır.
Nihai teknik değerlendirme yapay zekaya bırakılmamalıdır. Yapay zeka karşılaştırabilir, sınıflandırabilir, özetleyebilir ve yardımcı olabilir. Ancak bilirkişilik değerlendirmesi bilirkişinin kendi uzmanlığına dayanmalıdır.
Hesaplamalar yeniden kontrol edilmeli ve özellikle parasal hesaplar, faiz ve oranlar, tarihler ve teknik ölçümler ikinci kez titiz şekilde incelenmelidir.
Yapay zekanın yaptığı işlem ile bilirkişinin değerlendirmesi birbirinden ayrılmalıdır. Bir sistemin belgeleri sınıflandırması ile bu belgelerin bilirkişilik konusu bakımından ne ifade ettiğini belirlemek aynı şey değildir.
Kullanılan sistemin veri politikası bilinmeli. Verilerin nerede işlendiği, saklandığı, kimlerin erişebildiği ve hangi amaçlarla kullanılabildiği bilinmeden hassas dosyalar sisteme yüklenmemelidir.
Bilirkişi uzmanlık sınırlarını korumalı. Yapay zeka her konuda cevap verebilir. Ancak bu durum bilirkişiye kendi uzmanlık alanının dışında değerlendirme yapma yetkisi vermez.
Bütün bu ilkelerin özeti aslında tek bir cümlede toplanabilir.
Yapay zeka yardımcıdır, karar verici değildir.
BİLEN İNSANIN FARKI BURADA ORTAYA ÇIKIYOR
Geleceğin bilirkişisi yapay zekayı hiç kullanmayan bilirkişi olmayacak.
Bence geleceğin bilirkişisi, yapay zekanın ne zaman kullanılacağını, nasıl kullanılacağını ve hangi noktada ona güvenilmemesi gerektiğini bilen bilirkişi olacaktır.
Çünkü teknoloji geliştikçe bilirkişinin sorumluluğu ortadan kalkmayacaktır. Tam tersine, kullanılan teknoloji geliştikçe kontrol sorumluluğunun daha da önemli hale geleceği unutulmamalıdır.
Belki yapay zeka gelecekte bir dosyayı baştan sona analiz edebilecek seviyeye gelecektir. Belgeleri sınıflandıracak, hesaplamaları yapacak, farklılıkları ortaya çıkaracak ve rapor taslağı hazırlayacaktır.
Ama yine de son değerlendirmeyi bilirkişinin yapması gerekecektir.
Çünkü bilirkişilik yalnızca bilgiye ulaşma işi değildir.
Bilgiyi doğru değerlendirme, sonuca hangi yöntemle ulaşıldığını açıklayarak bunu tarafsız ve bağımsız biçimde ortaya koymak ve denetime elverişli rapor hazırlama işidir.
Bu nedenle bilirkişilere söylemek istediğim şudur.
Yapay zekadan korkmayın.
Ama ona gereğinden fazla güvenmeyin.
Onu kullanın fakat kontrol edin. Verdiği bilgiyi doğrulayın, kaynaklarını inceleyin, hesaplamalarını yeniden yapın, dosya gizliliğini koruyun ve kişisel veya ticari verileri gelişigüzel paylaşmayın.
En önemlisi de kendi uzmanlığınızı yapay zekaya devretmeyin.
Çünkü yapay zeka sizin işinizi hızlandırabilir ama sizin sorumluluğunuzu taşıyamaz.
Bir gün mahkeme karşısında "Bu sonucu yapay zeka verdi" demenin bir anlamı olmayacaktır.
Çünkü raporun altında onun değil, sizin imzanız olacaktır.
İşte bilirkişinin yapay zeka ile imtihanı tam da burada başlıyor.
Mesele yapay zekayı kullanıp kullanmamak değildir; esas mesele, yapay zekayı kullanırken bilirkişi olduğumuzu unutmamaktır.
Teknoloji bize yardımcı olabilir. Ancak uzmanlığımızın, muhakememizin, tarafsızlığımızın ve sorumluluğumuzun yerini alamaz.
Çünkü yapay zeka ne kadar gelişirse gelişsin, mahkemenin karşısında yine bir bilirkişinin hazırladığı rapor, attığı imza ve o imzanın taşıdığı sorumluluk olacaktır.