FUNDA AKOSMAN

Bir zamanlar bu ülkede bir sokak vardı… Işıkları hiç sönmez, kameraları susmaz, umutları yarına taşırdı. O sokakta hayaller kurulur, filmler çekilir, milyonların kalbine dokunan hikâyeler yazılırdı. Adı Yeşilçam’dı. Bugün ise aynı sokakta yankılanan şey çoğu zaman sessizlik… Alkışların yerini yalnızlık, şöhretin yerini unutulmuşluk aldı. İşte bu sessizliğin içinde, genç bir avukat ağır adımlarla yürüdü o sokakta. Kapıları çaldı, hikâyeleri dinledi, gözlerdeki hüznü gördü. Onur Yağışan için Yeşilçam yalnızca eski filmlerden ibaret değildi; çocukluğun masumiyeti, vicdanın sesi ve bu ülkenin ortak hafızasıydı. O, mesleğini yalnızca hukukla değil, vefayla da yapan bir isimdi. Bugün Onur Yağışan, girdiği davalardaki başarıları kadar, Yeşilçam emekçilerine uzattığı karşılıksız destekle anılıyor. Unutulanlara hatırlanmayı, yalnız bırakılanlara omuz vermeyi kendine görev bilen Yağışan, Yeşilçam Huzurevi projesi ve’Hey Gidi Yeşilçam’kitabıyla bir dönemin hafızasına sahip çıkıyor. Bu röportaj, bir avukatın mesleki yolculuğundan çok daha fazlası…Bu satırlar, şöhretin geçiciliğine karşı vicdanın kalıcılığını, alkışlar sustuğunda bile ayakta kalan vefayı anlatıyor. Ve belki de bu yüzden, söze başka türlü başlamak mümkün değil. Hey gidi Yeşilçam…


HENÜZ GENÇ YAŞINIZA RAĞMEN MESLEKİ BAŞARILARINIZ VE YEŞİLÇAM’A UZATTIĞINIZ VEFA ELİYLE DİKKAT ÇEKİYORSUNUZ. ÖNCE SİZİ TANIYALIM… ONUR YAĞIŞAN KİMDİR?

Ben Kars’ta doğdum. Öğretmen bir anne ve babanın çocuğuyum. Disiplinli, çalışkan ve vicdanlı olmanın küçük yaşlardan itibaren evimizin temel değerleri olduğunu söyleyebilirim. 2020 yılında Hukuk Fakültesi’nden mezun oldum ve aynı yıl avukatlık mesleğine başladım. Kısa sürede birçok dosyada önemli başarılar elde ettim. Ama şunu çok net söyleyeyim: Ben mesleğimi hiçbir zaman yalnızca para kazanma aracı olarak görmedim. Avukatlık benim için aynı zamanda bir duruş, bir vicdan meselesi.

PEKİ YEŞİLÇAM… BU SEVDA NEREDEN GELİYOR?

Whatsapp Image 2026 01 18 At 17.31.49

Yeşilçam anlatılmaz… Gerçekten anlatılmaz. Öyle bir sevdadır ki bu! Biz Yeşilçam filmleriyle büyüdük. O filmler bizim için sadece sinema değildi. Hayatın ta kendisiydi. İyiliği, merhameti, vicdanı, dostluğu, paylaşmayı oralarda öğrendik. Akşam ailece sofraya oturur, siyah-beyaz bir film açılırdı. O filmlerdeki masumiyet bugün artık çok az yerde var. Yeşilçam benim için çocukluğun kokusu, annemin sessizliği, babamın bakışı, evin sıcaklığıdır. Hey gidi Yeşilçam hey…

BU SEVDA SİZİ YILLAR SONRA YEŞİLÇAM SOKAĞI’NA TAŞIYOR… ORADA NEYLE KARŞILAŞTINIZ?

Defalarca aynı sokakta yürüdüm. Aynı kapıları çaldım. Aynı hikâyeleri dinledim. Bir zamanlar ışıkların hiç sönmediği, kameraların durmadığı, alkışların eksik olmadığı o sokakta bugün insanın içini acıtan bir sessizlik var. Orada yaşanan acıları, sevinçleri, hayal kırıklıklarını o dönemi bizzat yaşamış insanların ağzından dinledim. Şöhretin ne kadar geçici olduğunu orada çok net gördüm. O sokakta bir dönem yıldız olan insanların büyük bir bölümü artık aramızda değil. Hayatta kalanların bir kısmı ise çok zor şartlar altında yaşam mücadelesi veriyor.

Alkışlar bitmiş…

Kameralar kapanmış…

Geriye yalnızlık kalmış…

Whatsapp Image 2026 01 18 At 17.31.48

İŞTE TAM DA BU NOKTADA SİZİN İÇİN BİR DÖNÜM NOKTASI YAŞANIYOR SANIRIM…

Evet. Şunu düşündüm: Ben bir avukatım. Bu insanlar yıllarca bu ülkeye neşe, umut, ahlak, vicdan öğretti. Peki şimdi onlar zor durumdayken ben ne yapıyorum? Ve hiçbir karşılık beklemeden bazı Yeşilçam oyuncularının avukatlığını üstlendim. Sıkıntılarını dinledim. Davalarına girdim. Yanlarında oldum. Olmaya da devam edeceğim. Ben mesleğimi sadece para kazanmak için değil, vicdanımı rahat ettirmek için yapıyorum. Yeşilçam Huzurevi. Bir Projeden Fazlası, Bir Vefa Borcu

ÜZERİNDE EN ÇOK DURDUĞUNUZ KONULARDAN BİRİ YEŞİLÇAM HUZUREVİ PROJESİ. BU FİKİR NASIL DOĞDU?

Hayatını zor şartlar altında sürdüren ama kimseden bir şey istemeyen, onuruyla yaşayan Yeşilçam emekçileri var. Bazıları ömrünün son dönemini yalnız ve çaresiz geçiriyor. Bu tabloya kayıtsız kalamazdım. Hayalim, iş insanlarımızın ve devletimizin desteğiyle bir Yeşilçam Huzurevi kurmak. Zor durumda olan tüm Yeşilçam emekçilerini bu çatı altında toplamak istiyorum. Şu an farklı huzurevlerinde kalan oyuncular da var. Yıllarca aynı seti paylaşmış, aynı hayalleri kurmuş insanların yeniden bir arada, dayanışma içinde yaşamasını istiyorum. Bu sadece barınma değil, bu aidiyet duygusu… Bu hatırlanmak… Bu bir sosyal proje değil sadece… Bu, Yeşilçam’a olan vefa borcudur. Kalıcı Bir Tanıklık’Hey Gidi Yeşilçam’

Yıllara Meydan Okuyan Tiyatro Sanatçısı Can ÖZTOPÇU
Yıllara Meydan Okuyan Tiyatro Sanatçısı Can ÖZTOPÇU
İçeriği Görüntüle

YEŞİLÇAM SEVDANIZI BİR KİTABA DA DÖNÜŞTÜRÜYORSUNUZ…

Whatsapp Image 2026 01 18 At 17.31.49(1)

Evet. Aylar süren saha çalışmaları yaptım. Röportajlar, arşiv taramaları… Çok derin, çok acı hikâyeler var. Bu kitapta Yeşilçam’ın sadece şaşaalı dönemi yok. Çöküşü, unutuluşu, kamera arkasındaki gerçekler de var. Dostluklar, kırgınlıklar, hayaller, hayal kırıklıkları… Bu bir hatırat kitabı değil… Bu bir tanıklık kitabı. Kitabın adı da her şeyi tek cümlede anlatıyor’Hey Gidi Yeşilçam’ Sanat, Spor ve Disiplinle Yoğrulmuş Bir Hayat

HAYATINIZDA SANAT VE SPORUN ÖNEMLİ BİR YERİ OLDUĞUNU BİLİYORUZ…

Whatsapp Image 2026 01 18 At 17.31.49(2)

5 yaşımdan beri bağlama çalarım. Kulaktan çalarım. Bir türküyü dinlerken bağlamanın sesine ruhumu odaklarım. Kısa denemelerle çalabilirim. Türküler benim için terapi gibidir. Sporla da hep iç içeydim. Ortaokul 1. sınıftan itibaren 10 yıl kick boks yaptım. Satrançta üniversite birinciliğim var, il yarışmalarında dereceler elde ettim İlkokuldan ortaokul 1. sınıfa kadar Kars yöresi halk oyunları ekibinde yer aldım ve il dereceleri kazandım. Disiplin, mücadele ve sabır… Bunlar hem hayatta hem meslekte çok önemli.’Ben Sadece Avukat Değilim, Vefa Borcumu Ödüyorum’

RÖPORTAJIN SONUNDA EKLEMEK İSTEDİĞİNİZ BİR ŞEY VAR MI?

Yeşilçam bu ülkenin hafızasıdır. Hafızasına sahip çıkmayan bir toplum geleceğini de koruyamaz. Ben sadece bir avukat değilim… Vefa borcumu ödemeye çalışan bir insanım. Ve belki de bu yüzden… Hey gidi Yeşilçam… Hâlâ yaşayan bir vicdan olarak varlığını sürdürüyor.