Son yıllarda etrafımıza biraz daha dikkatle baktığımızda, insan ilişkilerinde gözle görülür bir değişim olduğunu fark ediyoruz. Otobüslerde çıkan kavgalar, otoyollarda yaşanan tartışmalar, mahallelerden geçen yabancılara karşı gösterilen tahammülsüzlük... Sanki herkes biraz daha öfkeli, biraz daha gergin ve biraz daha sabırsız.

Peki, bütün bunların temelinde ne yatıyor?

Bence cevabı çok basit: Saygı eksikliği.

Saygının olduğu yerde kavga olmaz. Saygının olduğu yerde insanlar birbirlerini dinler, anlamaya çalışır. Saygı varsa bağırış çağırış olmaz, yumruklar konuşmaz. Çünkü saygı, insanı insan yapan en önemli değerlerden biridir.

Eskiden büyüklerimiz, "Önce insan olmayı öğren" derlerdi. İnsan olmak ise sadece okumakla, diploma almakla ya da iyi bir meslek sahibi olmakla ölçülmez. İnsan olmak; karşındakine değer vermek, onun düşüncesine saygı göstermek, öfkesini kontrol edebilmek ve empati kurabilmek demektir.

Bugün birçok genç çok iyi teknoloji kullanıyor, yabancı dil biliyor, dünyayı internetten takip ediyor. Ancak ne yazık ki bazıları öfkesini yönetemiyor, farklı fikirlere tahammül gösteremiyor. Çünkü eğitim yalnızca bilgi vermek değildir; aynı zamanda karakter ve kişilik inşa etmektir.

Bu noktada okullarımıza çok önemli görevler düşüyor. Saygı, sevgi ve empati duyguları çocuklara küçük yaşlardan itibaren kazandırılmalıdır. Bunun için de okullarda psikolojik danışmanlık hizmetlerinin daha da güçlendirilmesi gerekiyor.

Her okulda yeterli sayıda psikolog bulunmalı, öğrencilerin ruhsal gelişimleri yakından takip edilmelidir. Çünkü bazen bir öğrencinin yaşadığı öfke, aile içinde yaşadığı sorunlardan; bazen de kendisini ifade edememesinden kaynaklanır. Erken dönemde yapılan psikolojik destek, ileride yaşanabilecek birçok sosyal sorunun önüne geçebilir.

Ancak bununla da yetinmemeliyiz. Psikologlarımızın eğitim düzeyini daha da yükseltmeli, onların kendilerini sürekli geliştirebilecekleri imkânlar sağlamalıyız. Çünkü güçlü bir toplum, ruh sağlığı güçlü bireylerden oluşur.

Unutmamalıyız ki saygı, yalnızca okulda öğrenilen bir ders değildir. Ailede başlar, okulda gelişir ve toplumun her alanında yaşatılır. Eğer çocuklarımıza saygıyı öğretebilirsek, otobüslerde kavgalar azalır, trafikte insanlar birbirine yol verir, mahalleler daha güvenli ve huzurlu olur.

Belki de toplum olarak ihtiyacımız olan şey çok büyük projeler değil...

Biraz anlayış, biraz hoşgörü ve biraz da saygıdır.

Çünkü saygının olduğu yerde kavga değil, huzur vardır.