Günümüzde televizyon dizileri, hayatımızın önemli bir parçası hâline geldi. Akşam saatlerinde milyonlarca insan ekran başına geçiyor, dizilerde anlatılan hikâyeleri izliyor ve zaman zaman bu karakterlerden etkileniyor. Ancak dizilerin sadece eğlence aracı olmadığını, toplumun düşünce yapısı ve özellikle gençlerin davranışları üzerinde büyük bir etkisi olduğunu unutmamak gerekir.
Dizilerde işlenen senaryolar, karakterler ve verilen mesajlar insanların dünyaya bakışını şekillendirebilir. Özellikle gençler, izledikleri kahramanları örnek alma eğiliminde olabilirler. Örneğin bazı dizilerdeki güçlü, korkulan ve kuralları kendi koyan karakterler, gençlerin gözünde yanlış bir şekilde "ideal insan" gibi görülebilir. Bir dönem Kurtlar Vadisi dizisindeki Polat Alemdar karakteri gibi mafya dünyasına özenen gençlerin ortaya çıkması bunun bir örneğidir. Benzer şekilde Aşk-ı Memnu dizisindeki ilişkiler üzerinden verilen mesajlar da toplumda tartışmalara yol açmıştır.
Bu etkiler bazen okullarda bile kendini gösterebilir. Bazı çocukların oyunlarında şiddeti, mafya düzenini veya güç gösterisini taklit etmesi, ekranlardaki yanlış örneklerin küçük yaşlarda nasıl iz bırakabileceğini göstermektedir. Geleceğin büyüklerini yetiştirirken bu tür etkileri göz ardı etmek, toplumun değerlerine zarar verebilir.
Oysa geçmişte insanların örnek aldığı karakterler farklıydı. Birçok kişi Münir Özkul gibi fedakâr bir baba, Hulusi Kentmen gibi sevecen ve güven veren bir aile büyüğü, Adile Naşit gibi şefkatli bir anne figürü ya da Ayşen Gruda gibi sıcak bir aile ablası olmayı isterdi. Kemal Sunal filmlerindeki saf, dürüst ve iyi kalpli karakterler ise toplumun sevgisini kazanmıştı.
Bugün ise bazı mahallelerde ve sokaklarda karşılaşılan davranışlar insanları endişelendirebiliyor. Kendini bir grubun sahibi gibi gören, çevresine korku vermeyi güç zanneden gençlerin ortaya çıkması, toplum olarak üzerinde düşünmemiz gereken bir durumdur. Trafikte küçük bir tartışma sırasında bile öfkeyle hareket eden, şiddeti çözüm olarak gören insanların artması da bu sorunun başka bir yansımasıdır.
Elbette diziler tek başına toplumdaki bütün sorunların sebebi değildir. Aile, eğitim, çevre ve sosyal medya da insan davranışlarını etkileyen önemli unsurlardır. Ancak ekranlarda hangi değerlerin öne çıkarıldığı büyük önem taşır. Çünkü sanat ve medya, sadece insanları eğlendirmez. Aynı zamanda düşüncelerimizi ve hayata bakışımızı da şekillendirir.
Bu nedenle yapımcıların, ailelerin ve izleyicilerin daha bilinçli olması gerekir. Gücü şiddette değil, sevgide üstünlüğü korkutmada değil, iyilikte gösteren hikâyeler çoğaldıkça toplum da bundan olumlu yönde etkilenecektir. Geleceğin sağlam temeller üzerine kurulması için çocuklarımıza hangi kahramanları örnek gösterdiğimize dikkat etmeliyiz.