RESÛLU’LLÂH EFENDİ’MİZİN VASİYYETİ!...

“Amr İbn-i Hâris’ten- ki, Resûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem’in kayın-birâder’i, (Ümmü’l-mü’minîn) Cüveyre binti’l- Hâris’in kardeşi idi- Şöyle dediği rivâyet edilmişti;

Resûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem vefatı zamanında ne bir dirhem ne bir dinar, ne bir (âzadlanmamış) köle, ne de bir şey bırakmadı. Yalnız beyaz dişi bir ester’le( harb) silâhını, bir de (fakir yolcu’lara) vakfettiği (Fedek ve Hayber’deki) arâzî’yi bıraktı.

Bu hadis-i Şerif’i Buhârî, Humus, Cihad, Meğâzî bahislerinde de tahriç etmiştir. Tirmiuzî İle Nesâî de Şimâil’de rivâyet etmişlerdir. Resûl-i Ekrem’in altmış kadar kölesi ve yirmiye yakın câriyesi olduğu halde irtihal buyurduğu sırada hiç birisinin bulunmaması bunlardan ba’zılarının Resûl-i Ekrem’den önce vefat etmiş olmaları, ba’zılarının âzad edilmiş olmalarındandır. Cahiliye Döneminin ve İslâm’dan önceki bütün zamanların en büyük insanlık ayıbı Köleliktir. Yüce İslâm Dini Kölelik olgusunu kökünden halletmek üzere, tedricî tedbirler getirmiştir. Oruç Keffareti, cinayet Keffareti olarak öngörülen şartlardan birisi, Köle âzadı’dır. Masârıf-i Zekâttan birisi, ya’nî, Zekât’ın verilebileceği yerlerden birisi de yine, Köle Âzadı’dır. Kölesi olan müşrikler, köleleri için bir değer biçerler, bu meblağı ödeyenlere kölelerini satabileceklerini ilân ederlerdi. Hazreti Ebû Bekir gibi zengin sahâbî’, bu köleleri satın alır, ya âzad ederler ya da Peygamberimize bağışlarlmardı. Peygamberimiz de bunları âzad eder, hürriyetlerine kavuşturur, câriyeleri ise evlendirirdi. Peygamberin kölesi veya câriyesi olmak şereflerin en büyüğüydü. Kur’ân’da sarih ismi geçen, Peygamber’imizin en meşhur Kölesi Zeyd bin Hâris İslâm Ordusu’nun kumandanlığı ile taltif edilmiş şereflendirilmişti.

Resûl-i Ekrem Efendimizin altı esteri vardı; 1) Bağle-i Şehbâdır ki, buna düldül denilirdi. Mukavkıs tarafından hediye edilmişti. 2) Fıdda denilen ve Ferve İbn-i Amr tarafından hediye edilen bir katırdır ki, Resûl-i Ekrem bunu Ebû Bekr radiya’llâhu anh’e hediye etmiştir. 3) Dûmetü’l-Cendel emiri tarafından hediye edilmiştir. 4) Eyle meliki İbnü’l- Ulema tarafından hediye edilmiştir. Buna Eyliye denilmiştir. Müslim Beyzâ budur, demiştir. 5 ) Bu da Necâşî tarafından hediye edilmiştir 6) Kisra tarafından gönderildiği mervî olup sâbit olmayan bir katırdır. Bunların arasında Beyza nâmını yalnız, Eyle meliki’nin hediye ettiği, katır ihraz etmiştir. Şârih aynî’nin ehl-i Siyer’den naklen beyanına göre, Resûl-i Ekrem’in irtihalinden sonra Düldül’den başkası sağ kalmamıştır. İrtihal-i Nebevî’den sonra, Düldül Hazretİ Alî’nin yanında bulunmuş ve Hazreti Alî’nin irtihalinde Abdullah İbn-i Ca’fer’e intikal etmiştir. Bu arada hayvan iyice yaşlanmış bulunuyordu. Bu i’tibarla, yem olarak arpa kırma halinde veriliyordu. Hazreti Muaviye’nin Zaman-ı Hukûmetinde yaşamış nihayet Yenbû’ da ölmüştür.

Şârih Aynî; Hadis’te zikrolunan Bağle-i Beyzâ bu Düldül olacaktır. Çünkü Düldül’ün Bağle-i Şehbâ olduğuna, şehbe de atı karaya gâlip kır bir dondaki hayvana denildiğine göre, zâhir olan budur. Bu lugavî alâdan dolayı şehbâya Beyzâ denilir,” diyor. Bağle, sükûn ile bağlin müennesidir Bağl de Biğâl’in müfredidir. Gayn’ın fethiyle bağal bir adam’ın evladını hücnete, ya’nî, soysuzluğa nisbet etmesine denir. Katır da soysuz bir hayvan olduğu için bu maddedendir. Katr’a baban kimdir? Diye sorulmuş da “anam kısraktır,” demiş meseli meşhurdur.

Silâh, İbn-i Kesîr’e göre, demir madeninden harb için yapılan her nev’i âlete, “Silah,”tır. Yalnız Seyfe, kılıca da Silah denilir, diyor. Bu ma’na’ya göre, hadis’teki Silah ile murad, Resûl-i Ekrem’in kılıcı ve süngüsü olacaktır. Şârih Aynî bu ma’lumatı verdikten sonra diyor ki: Resûl-i Ekrem’in on dört kılıcı vardı. Bunlardan en meşhuru Zülfikâr idi ve Bedir Gazâsında ganimet olarak elde’edilmişti. Aynî’nin Mir’âttan naklen beyanına göre, Zülfikâr Resûl-i Ekrem’in yanında bulunuyordu. İrtihalinden evvel, Hazreti Alî’ye hibe etti. Sonra bu kılıç Muhammed İbn-i Hanegfiyye’ye, sonra Muhammed İbn-i Abdullah İbn-i Hasen, İbni’l-Hüseyn “ radiya’llâhüm’e intikal etti.

Resûl-i Ekrem’in beş adad de süngüsü vardı. Resûl-i Ekrem’in vakfettiği arâzÎ’yi İbn-i İshak Allah yolunda Cihad edenlerin oğullarına vakfettiğini rivâyet ettiğinden bunların Fedek ve Hayber’deki arâzî olduğu diğer rivâyetlerde de bulunuyor…